Ama yine de edebiyat hala direniyor.
Eskiden bir yazarın rakibi başka yazarlardı. Şimdi rakibin bir kedinin düşme videosu, üç saniyelik ilişki tavsiyesi, ağlayarak makyaj yapan bir influencer ve “şok şok şok” diye bağıran bir algoritma. Edebiyat yavaş çalışır. Algoritma hızlı tüketir. Roman, okurdan sessizlik ister. Sosyal medya ise sürekli bağırmanı. Bir cümleyi aylarca düşünerek kuruyorsun; ama sistem senden her gün “içerik” istiyor. İçerik. Ne korkunç kelime. Franz Kafka bugün yaşasa muhtemelen reels çekmeye zorlanacaktı. Oğuz Atay ’a “etkileşim kasmıyor” diyeceklerdi. Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın gönderisinin altına biri gelip “hocam biraz daha kısa anlatır mısın?” yazacaktı. Ama yine de edebiyat hala direniyor. Çünkü insan ruhu tamamen hızdan ibaret değil. Bir yerde hala gece yarısı telefonunu kapatıp bir romanın içine sığınmak isteyen insanlar var. Ve biz galiba onlar için yazıyoruz. Algoritmalar unutulur. İyi cümle kalır. Tuna Kiremitçi
Bu bir başlık
Anne keşke biraz daha cesaretli olsaydım.
Reklam
PERİ KIZI - UMUT
Rüyamda gördüm Büyülü bir peri kızı. "Anlıyorum," dedi, "İçinde kocaman bir sızı." "Gözlerin gülüyor ama Bakışlarının ardı yaşlı. Kalbinin en derininde Saklı nice acı." "Bekle beni," dedi, "Geleceğim bir gün. Bitecek içindeki fırtına, Çiçek açacak gönlün." "Biraz daha dayan," dedi, "Az kaldı , unutacaksın dünleri Bir adım da umuttur benim, Tutun hayata, aşacağız bu günleri ." İnandım dedim , Bekliyorum sabırla. İyi ki geldin Peri kızı Beni sensiz ( umutsuz) bırakma ... S.T.
İnsan ve Duygular
ŞAHSENEM'İN GÜZEŞTE DİVANI
Seni sevmesi geliyor, Güneş, Bulut, Hayat, Hatta dalgalı denizler... Okyanuslar, Menderesler, Hepsi birer birer akarken, Seni izliyor. Bir çılgınca gençliğim, Neşeden daha fazla keyfim. Seni diyor, Ben dinoiyorum. Gülümsüyorlar şarkılarda, Ben çocuk, Sen nazlı bir anne. Kader deseler, Oturup hep izlerim. Gülüşünde ince bir bahar saklı, Sanki dünya biraz daha hafif orada. Gözleri, telaşsız bir akşam gibi, Ne fazla uzak ne de fazla yakın hayata. Başındaki örtü bir huzur gibi düşmüş, Sessiz ama kendinden emin bir duruş. Renkler üstünde dans ederken, Kalbinde belli ki sade bir oluş. Ellerinde tuttuğu küçük bir mutluluk
Edebiyat
Ben Hâlâ O Taraftayım..
Benim nezaketim insanlara iyi görünmek için taktığım bir maske değil, yorulsa da kendinden vazgeçmeyen tarafım. Ben hâlâ bir insanın ses tonundan kalbini anlamaya çalışanlardanım. Bir “iyi misin?” sorusunun gerçekten hissedilerek sorulup sorulmadığını fark eden, sessizlikte bile niyet arayanlardan… Kalabalıklar beni yormuyor aslında, samimiyetsizlik yoruyor. Herkesin birbirine yetişmeye çalıştığı, kimsenin kimseyi gerçekten görmediği o hızlı dünyada ruhumu kaybediyormuşum gibi hissediyorum bazen. Çünkü ben ince şeyleri seviyorum; camdan süzülen gün batımını, yağmurdan sonra gelen toprağın kokusunu, dalıp giderken şekilden şekle giren bulutları, ve hâlâ “teşekkür ederim” demeyi unutmayan insanları… Kırmadan konuşan, özür dilemeyi zayıflık sanmayan, kalbini sertleştirmeden yaşamayı başarabilen insanları. Ben hâlâ o taraftayım. Gürültünün değil huzurun olduğu yerde. Az ama gerçek hislerin bulunduğu yerde. Biraz yavaş, biraz kırılgan ama çok daha samimi bir dünyada…
"Biraz daha bükebileceğini sandığı her şeyi kırmıştır insan." Alıntı
Reklam
Reklam