garip bir his bu sana baktıkça hiçbir şey hissetmiyorum ama senden de gözlerimi alamıyorum içimden seninde bana bakmanı diliyorum bazı vakitlerde ama o kadar umursamaz ve ilgisiz ki gözlerin bunun ağırlığını taşıyamıyorum usulca gidiyorum şimdi yanından sen görmeden bilmeden hissetmeden tek kelimeyi ziyan etmeden bütün yaşlarımı içime dökerek sessizce bırakıyorum seni ardımda belki bir gün bunun için beni suçlayacaksın neden böylesine çekip gittiğim için belki de bana kızacaksın neden biraz daha çabalamadığım için ama inan ki ben senin için öylesine çabaladım ki daha fazlasına gücüm kalmadı aslında son kez sana bir şeyler söylemem gerekirdi belki de lakin artık hiçbirinin anlamı kalmadı benim için sen beni öylesine umursamadın ki ben kendimi bile yok sayar oldum .. mavi kırlangıç
Edebiyat
Yola çıktım, yeğenimi de yanıma aldım. Kendisi sekiz yaşında. Diyo ki ya hu bu muavin yolun başında tüm ikramları yaptı bari biraz yol gitseydik de sonra dağıtsaydı ben aç deliğim şimdi, heyecanı kalmadı yolcuğun ahahhaa ikonik biri daha yetişiyo ahahah

Sibel

@_zeytinx
·
Yarın seyahat edeceğim. Nereye gittiğim meçhul. Belki sokağın başında görmek istediğim birini göreceğim bir yere .. Belki dilini bile bilmediğim topyekun yabancı olduğum bir yere.. Bekleyelim görelim.
Reklam
Saçmalamalar
Haziran artık benim için bir kutlamadan çok, sessiz bir yoklama gibi. Her yıl aynı gün gelip kapımı çalıyor. Ben de oturup sayıyorum; gelenleri değil, eksilenleri. Telefonun ucundaki sesleri dinlerken, söyledikleri iyi dileklerden çok seslerinin kendisine kulak kesiliyorum. Çünkü bazı seslerin bir sonraki yaza kadar uzanıp uzanamayacağını bilmiyorum. İnsan yaş aldıkça doğum günleri büyümüyor galiba; daralıyor. Eskiden geleceğe açılan bir pencere gibiyken, şimdi geriye doğru uzayan bir koridoru andırıyor. Her kapının ardında bir anı, her anının içinde de biraz kayıp duruyor. İnsanlar kutluyor. Gülümsüyorum. Teşekkür ediyorum. Ama içimde, hediyesini çoktan vermiş bir hüznün ağırlığı var. Çünkü sevildiğime inanmakta zorlandığım zamanlar oluyor. O gün gelen ilginin ne kadarının bana, ne kadarının takvime ait olduğunu ayırt edemiyorum. Hayatımda omzuma yaslayabildiğim bir huzur var. Ama yine de tarif etmesi güç bir eksiklik dolaşıyor içimde. Sanki uzun zamandır çıkılmış bir yolculuğun ortasında durmuşum da, nereye vardığımı soranlara net bir cevap veremiyormuşum gibi. Bu yüzden her Haziranda mumlar değil, düşünceler çoğalıyor. Bir yıl daha yaşadığımı değil; bir yılın daha geçtiğini hissediyorum. Ve bazen gün dediğimiz şey, insanın dünyaya gelişini kutlamaktan çok, hayatından sessizce geçen zamanı fark ettiği bir gün oluyor.
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, hatırlatmak için girer, Kimi, hâlâ sevebildiğini... Kimi, artık neyi kabul etmeyeceğini.. Kimi, sınır koymanın da sevmenin bir parçası olduğunu... Kimi, kendini başkasına feda etmeden de sevilebileceğini... Kimi, sezgilerine güvenmen gerektiğini... Kimi ise en büyük eksikliğin başkasının sevgisi değil kendine verdiğin değer olduğunu öğretir. Her karşılaşma bir iz bırakır. Bazıları yara olur, bazıları şifa. Ama hepsi seni, olman gereken kişiye biraz daha yaklaştırır.
Düşünce
"GÖLGELERDEKİ ANİME DÜNYASI" 1. BÖLÜM - Önyargılar
“Gölgelerdeki Anime Dünyası”serimizin ilk bölümüne hoş geldiniz değerli anime severler... Ve anime dünyasını merak eden ama bir türlü cesaret bulamayanlar... Nasılsınız? Ben fantastik dünyalarla ve mavi renkle kafayı bozmuş olan R. A. Süreyyâ...🌠 Bu bölüm hepinize hitap edecek ve oldukça yardımcı olacağına inandığım bir etki oluşturacak. Konumuz, anime önyargısı.💙 Evet, itirafta bulunayım, bundan yaklaşık 4 sene öncesinde ben de oldukça koyu bir anime hater’ıydım. Çevremde animeler hakkında konuşanlar olduklarında yüzüm ekşir, “Ne kadar aşağılayıcı.” şeklinde düşüncelerle o kişilerden uzaklaşırdım. Böyle düşünmeme sebep olan şey neydi diye düşünecek olursam, galiba ergenlikten çıkıp o genç kız havalarına girdiğim zamanlara denk geliyordu ve “Çocuk şeyleri mi izliyorlar? Çizgi film bunların hepsi, kedi kulaklı kızlar, sapık şeyler...” diyerek kendimce aşağılıyordum onları. 🐋 Madem konu buradan gitti, ilk önyargı sebebimiz de, ANİME ve ÇİZGİ FİLM ayrımı yapamamak olsun. Evet, genel görüntüsü, çizimlerden oluşması, renklerin canlılığı ve ses aktörlerinin hayat verdiği karakterler olması, uzaktan bakıldığında animelerin çocuklar için var olan çizgi film sektörüyle karıştırılması çok olağan. Ama derinine indiğimizde, ikisinin asla aynı kefeye koyulamayacak kadar farklı olduklarını fark ederiz. Şimdi, şöyle bir karşılaştıralım; Çizgi filmler: Çoğu zaman çocuklara yönelik içeriklerdir. Animeler: Her yaştan izleyici kitlesine sahiptir. 6 yaşında bir çocuktan tutun, 50 yaşında bir adama hitap edecek kadar geniş bir içerik yelpazesine sahiptir. Çizgi Filmler: Genelde masalsı bir anlatıya sahiptir, derin ve karanlık konulardan uzaktır. Animeler: yetişkin bir bireyi bile hüngür hüngür ağlatabilecek, ya da dehşete düşürebilecek, veya aklını karmakarışık
24 BİLEMEMEK
Ya gerçekten herkes için hayat bu kadar zor mu? Bir yanda bir daha hiç gelmeyecek yaşaların Bir yanda aile baskası, gelecek kaygısı, yalnızlık Buraya böyle bir şey yazmak istemezdim ama kendimi o kadar yalnız hissediyorum ki Hayatımda bir sürü insan varken bile içimde yaşadığımı anlatamıyorum. Bu aralar tanıştığım herkes benden çok küçük zamanın bana acımadığını görüyorum Ya 24 yaşındayım yaa Kendimi 80 yaşında hissediyorum bana iyi gelen hiçbirşey yok 8 aydır odamdan dahi çıkamıyorum insan görmek istemiyorum sadece geceleri ayaktayım o zaman kendimi biraz bile olsa iyi hissediyorum. İnsan kendini kalabalık için de daha fazla yalnız kalıyormuş Ya kimseyle tanışıcak mecalim bile yok yeni bir hikaye dinlemek ya da kendi hikayeni tekrar tekrar anlatmakbu çok zor Ben toprakların tohumu değilim yeşeremiyorum bir türlü.
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam