Olay örgüsünün bu kadar hızlı değişip birbirine bağlandığı bir kitap nasıl bu kadar akıcı olabilir.İcinde bir sürü yabancı kelime olan cümleler insanı nasıl yormadan anlam bütünlüğüne ulaştırabilir?
Tarih ,felsefe ve fantastik karakterlerin iç içe geçtiği bu romanda yazarın peşine düşüp farklı sokaklardan baş döndürücü bir hızla geçip her seferinde aynı yere varacaksınız .
René Descartes "Düşünüyorum o halde varım"
Peki gerçekten düşündüğümüz için mi varız, yoksa var olduğumuz için mi düşünebiliyoruz?
Kitap bittiğinde de tıpkı bu çelişkiye verilecek cevap gibi herkes kendi sonunu kendisi yazacak .Tüm bu olanlar gerçek mi yoksa düş mü?..
Dünya klasikleri tadında edebi derinligi olan bir kitap,okuyacak olanları bekliyor .Umarım hakettiği ilgi ve değeri görür .