Aslıhan Türk

Aslıhan Türk
@birkitapokusam
Kitap okumayı, biriktirmeyi ve yorumlamayı seviyorum. Siz de seviyorsanız, gelin birlikte okuyup, tartışalım.. İnstagram hesabımda aktif bir şekilde kitap paylaşımları yapıyorum (birkitapokusam)
Kimyager
Üniversite
İZMİR
70 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
BOL PANCARLI GÜNLER!
Puan vermedi
Çok akıcı, eğlenceli, keyifli ve yaratıcılık dolu bir hikayesi var Parfümün Dansı’nın. Büyülü gerçeklik akımını Haruki Murakami ile tanımış biri olarak söylemek isterim, Tom Robbins de öyle muazzam bir iş çıkartmış ki okuru kolundan tutup; düşsel, tarihi ve fantastik bir yolculuğa sürüklüyor. Yüzyıllar süren bir yolculuktan bahsediyorum üstelik. Bu yolculukta kokunun tarihçesi ve anlamı, uzun yaşamın sırları, mitoloji ve mistisizmin kesişimi ve evrim teorisinde sürüngen beyni gibi konuların muhteşem bir kurgu ile nasıl şekillendiğini göreceğiz. Tom Robbins Ölümsüzlüğü arayan, “ Ben bir ülkenin kralı olmuştum. Ama şimdi kendimin kralıyım” diyen Alobar, yoluna çıkan Kudra ve alışılmadık derecede rahatsız edici kokusu ile zevk ve bereket tanrısı Pan’ın geçmişten günümüze kadar gelen hikayesini okuyoruz. Ölümsüzlük fikrinin, koku metaforu ile harmanlanışına ve hikayenin birbirinden bağımsız ama ortak amaçları ‘mükemmel parfüm’ü bulmak olan diğer ana karakterlerle yollarının nasıl muazzam bir şekilde kesiştiğine şahitlik ediyoruz. Mükemmel parfüm için aradıkları o alt notanın, aslında hikayenin başından beri bütün karakterlerin davetsiz misafiri olan pancarlarla ilişkisi, bu mükemmel kokunun Alobar’ın uzun yaşam ritüellerine olan katkısı ve çok sevdiği karısı olan Kudra’nın maddesel çözünmesinden geri dönüş bileti olduğuna inanması.. Ah ahh, anlatılacak o kadar çok şey var ki.. Ölümsüzlük, koku, evrim ve pancar sebzesinin nasıl bir bağlantısı olabilir ki? Bu bağı burada sizlere anlatabilmem mümkün değil. Tom Robbins bunları öyle güzel harmanlayıp, öyle güzel bir kurguda birleştirmiş ki, tarif etmem çok zor. Yazarın mizahi yönü, üslubu ve betimlemeleri uzun zamandır okuduğum kitapların çok üstünde. Hayal gücünü ve zekasını da kıskandığımı söylemeden edemeyeceğim. Ben uzun
1000Kitap
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tavan Arasındaki Hayaller, Zorluklar, Buda..
Puan vermedi
Rastgele girdiğim bir kitapevinde, herhangi bir kitap aramaksızın gezerken ilgimi çeken Tavan Arasındaki Buda'dan bahsedeceğim sizlere. İsmiyle oldukça dikkatimi çekip, arka kapağını ve sayfalarını incelediğimde 'bu kitabı okumalıyım' diye düşündürdü. Kısa bir otobüs yolculuğumda bitireceğim kadar akıcı bir anlatımı ve detayları ile hüzne boğan bir konusu vardı. Kesinlikle herkese önerebileceğim, muhteşem bir kitap.. Kitabın konusuna geçmeden önce sizlere 'picture bride' teriminden bahsetmek istiyorum. Dilimizde 'resimli gelin' olarak çevirimi yapılan bu terim, 20. yüzyılın başlarında Japonya'dan Amerika'ya evlendirilerek giden genç kızları, kadınları temsil ediyor. Bu kadınların çoğu fakir ailelerinden uzaklaşıp refah içerisinde bir hayata adım atacaklarını sanarak göç etmiş, fakat Amerika'ya vardıklarında tam bir hüsranla karşılaşmışlar. Ve işte bizim kitabımızın konusu da tam olarak budur. (Picture bride olarak arattığınızda, daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.) -Buradan sonrasında spoiler olacaktır, bilginize.. Amerika'dan kendilerine gönderilen yakışıklı kocalarının resimlerine, mektuplarda yazan zengin hayatlarına bir an önce kavuşmak için yola çıkmışlardı, gemide herkes çok heyecanlıydı. Yanlarında çeşit çeşit kimonoları, ailelerinden hatıraları ile gidiyorlardı. Hepsinin içinde bir endişe vardı, göçmüş olma endişesi.. Ama 'Burası Amerika, endişelenmeye gerek yok.' diyerek yola devam ettiler. Yanılmışlardı. Gemiden indiklerinde ilk şoku yaşadılar. Kocaları kendilerine en az yirmi sene önceki hallerini göndermiş, bahsettikleri hayat ise koca bir yalan çıkmıştı. O gece çoğu tecav*ze uğradı, ve o geceden sonra da defalarca kez.. Tarlalarda iki büklüm çalıştırıldılar, tanımadıkları insanların evlerinde temizlikçi oldular, çamaşırlarını yıkayıp yemek
Edebiyat
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,232 okunma
Burada dünyaya 'orman' denir..
Puan vermedi
-Spoiler olabilir- Arzlılar'ın açgözlülükle Athsheliler'in dünyasında ormanlarını yok etmelerini, onları köle gibi kullanıp; zarar vermelerini ve bunun sonucunda değişen bir halkın yapabileceklerinden bahsediliyor kitapta. Aslında anlatılan, dünya tarihinden çok da yabancısı olmadığımız bir konu; kendi kaynakları tükenen bir halkın, bir başka halkı sömürmesi.. Alt metinde yatan bu konuyu, üç farklı ana karaktere ayırarak da insanın farklı yönlerini göstermiş Ursula K. Le Guin, ki kendisinin en beğendiğim yönü de bu oldu. Karakterlerimizden ilki, Yüzbaşı Davidson. İnsan ırkının kötü ve yozlaşmış hali. Vurup-kırarak fiziksel güçle kendini üstün gören taraf. Bir diğer karakter Yüzbaşı Lyubov ise anlayışlı ve iyi tavrı ile yerel halka ılımlı yaklaşan taraf. Ve son olarak Selver.. Atshe'li, yani yerli. İnsan ırkına göre 'yeşil küçük yaratıkçık' olan bu karakter ise aslında insanın gelişimini, değişimini temsil ediyor. Yüzyıllarca barışçıl bir şekilde yaşamış olan bu halkın, trajik olaylar sonucu kendi dillerinde hiç olmayan 'savaş, isyan' ve en önemlisi 'ö*dürmek' gibi eylemleri en acı yollarla öğrenmek zorunda oluşlarını temsil ediyor. Böylesine önemli ve kapsamlı bir konuyu, bu kadar az kelime ile anlatmak büyük bir yetenek. Ursula K. Le Guin ile tanışma kitabımdı, ve kesinlikle devamı gelecek.. Dünyaya Orman Denir Ursula K. Le Guin
Edebiyat
Dünyaya Orman DenirUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20191,385 okunma
Bakire Tablolar
Puan vermedi
Yazarımız Alper Ay, kapsamlı araştırmaları ve geniş bir bilgi birikimi ile harika bir olay örgüsü oluşturmuş ve bunu; okuyucuyu sürekli merak duygusu içinde bırakarak sayfaları hızla çevireceği akıcı bir şekilde anlatmış. İlk kitabı olduğuna inanmak oldukça zor.. Kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse, başkahraman Göktan'ın iç dünyalarını, çocukluk travmalarını ve yaptığı tabloları, sonrasında Doktor Selçuk ile görüşmelerini, uzaktaki abisi Alper'i, Pınar'ı, Ruhsar'ı ve Ali'yi, yani birçok karakteri tanıyoruz, hepsinin birbiri ile harmanlanmasını okuyoruz. Arkeoloji, tarih ve psikolojinin ön planda olduğu, gizemli bir yolculuğa çıkıyorsunuz Göktan'ı tanırken.. Ve inanın, insanın içine öyle dokunuyor ki hikayesi, hemen unutup bir kenara atamıyorsunuz kitabı. Aslında her birimizin kendi içinde yaşattığı farklı bir benlik, farklı bir hayat yok mudur? Peki bu farklı benlikler hayatımızı ne denli etkiler? Tüm bu soruları Göktan için sorup, içinde yaşattığı diğer karakterlerin onu nasıl etkilediğini öğrenmek ve verdiği psikolojik savaşa tanık olmak için mutlaka bu kitabı okumalısınız. "Kitap uyumak için değil, uyandırmak içindir"
1000Kitap
Bakire TablolarAlper Ay · Perseus Yayınevi · 202222 okunma
Başkalarının Tanrısı
Puan vermedi
Öncelikle söylemeliyim ki, bu incelemenin içerisinde kitaptan alıntılar olacaktır spoiler istemeyenleri uyarıyorum. Sokakta önlerinden geçip de hiç görmediğimiz veya görmezden geldiğimiz, gündelik hayatımızın akışına yetişmeye çalışmaktan 'kim bilir neler yaşadı, neler yaşıyor?' diye haklarında hiç düşünmediğimiz insanların hikayelerini bir şiir gibi, bir şairin ağzından okuyoruz. Ya da okuduğumuzu düşünüyoruz, ya da okuduğumuzu düşünmemizi isteyen Mine Söğüt kalemine boyun eğiyoruz. Efsun dolu bu hikayede, büyülenip boyun eğmekten başka şansımız da yok zaten. Daha anne karnında hayata talihsiz başlayan ve yakasını bırakmayan bu talihsizlikle yaşamını sürdüren, sevdiği adam onu başkalarına satmayı bıraksın diye kendi bacaklarını kesen Efsun Abla. Geçmişinde kim olduğunu hatırlamadan, yeni bir hayata gözlerini açan Adnan Abi. Bedenini satarak acılarını da sattığını düşünen madde bağımlısı Hülya. Yeni doğmuş ve doğması ile çöplüğe bırakılması bir olmuş Matruşka bebek. Ve bir sabah uyanıp; kurulu düzenini, evini, işini, karısını ve çocuğunu terk edip intihar etmeyi düşünürken, bu sokak insanlarına rastlayan ve onlardan biri olan şairimiz Musa.. Kim olduklarını söylemesi kolay da, konu yaşadıklarını anlatmaya gelince ne dilim varır konuşmaya ne de kalemim yeter anlatmaya.. En iyisi; kendi düşüncelerim arasına serpiştirdiğim alıntılarla anlatmaya çalışayım.. Bazı yıkımlar.. Koca koca şehirlerimize sığdıramadığımız bu hayatların üzerlerine yıktığımız umutlar gibi, kolay mı virane bir binayı, bir sokağı, bir mahalleyi, bir şehri, bir medeniyeti yıkmak? Kolay mı kimsesiz sokak insanlarını karanlığın içine bırakmak? "Sistem içine içine devamlı çöküyor. Yeryüzünde gördüğümüz her şeyin temelinde bir enkaz. Tüm medeniyetler kendilerinden önce yıkılmış başka medeniyetler
Edebiyat
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma