Asi

Asi
@birkitapperisii
TARİH ÖĞRETMENİ
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ /EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH MEZUNU
7 Temmuz 1997
154 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·
Beğendi
Tarih ,Thomas Paine’ı “Amerikalı siyasi aktivist, filozof, yazar, siyaset kuramcısı ve devrimci “ olarak tanımlar. Paine, gerçekten de bu tanımı uyan bir şahsiyettir.O aynı zamanda Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında eyleme etkisi olan en önemli isimlerden bir tanesidir. Orjinal adı “The Age of Reason” olan ve 1794 yılında yazılan Akıl Çağı, kendini bir "Deist" olarak nitelendiren bu ünlü kuramcının dinler ve kutsal kitaplar konusundaki düşüncelerine yer vererek, bu konular hakkındaki görüşlerini belirttiği bir eserdir . Paine, Tevrat ve İncil’in kutsallığını tanımaz aksine bunların kutsal addedilmesini Tanrı’ya karşı bir saygısızlık olarak görür.Tanrı kelamının vahiy yoluyla gelmesini kabul etmez ve vahiy yoluyla gelen dinlerin kurmacaya dönüştüğüne inanır .Peygamberlik kavramını sorgular .Tek Tanrı’nın varlığına inandığını ancak onun varlığına bir vasıta gerekmeden akıl ilkeleri ışığında ulaşmanın mümkün olduğunu dile getirir.Müslümanlık,Hristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlerin insan icadı olduğunu belirterek akla dayanan köklü bir din devrimi ile bunların temizleneceğini söyler . Deizm ‘de bildiğiniz gibi dinsel bilgi akıl yoluyla dolaysız olarak ulaşılan bir kavramdır . Paine ,kitapta bir deist olarak dine doğayı gözlemekle ulaşılacağını dile getirir. Onun din hakkındaki görüşlerini temel olarak üç başlıkta toplayacak olursak ; Tanrı Kelamı yani kutsal metin ve kitaplar,yaradılış ve son olarakta ahlaki görev ve değerler olarak sıralayabiliriz. İlki için şuana kadar Tanrı kelamı olarak nitelendiren herşeyi insan icadı olarak gördüğünü zaten belirtmiştik.Ona göre bu metin ya da metinler vahiy yoluyla yazıldığı için tamamen geçersizdir.Mesela Kitab-ı Mukaddes hakkında olaylara bizzat tanık olmayan kişiler tarafından kaleme alınmış olduğu için güvenirliği olmayan
1000Kitap
Akıl ÇağıThomas Paine · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,046 okunma
Reklam
10/10
·
Beğendi
Kitabın incelemesine geçmeden önce tarihin ihtişamlı imparatorluklarından Roma’nın bir dönem hükümranlığını yapmış yazarımızın hayatına ,karakterine ve siyasetine kısaca bir değinelim isterim . Marcus Aurelius, imparatorluğun filozof kralıydı.Bir devlet adamı olarak her konuya önem verirdi.Marcus’un sıhhatli bir bünyesi yoktu;sık sık rahatsızlık ve bozukluk yaşanmasına rağmen askerlik ve hükümranlık görevlerini yerine getirmekten geri kalmamaya dikkat eden biriydi . Diğer imparatorlara nazaran Marcus karakterik olarak daha azimli ,çalışkan ve basiret sahibi bir şahsiyetti .Eşi Faustina’dan olma on dört çoçuğun babasıydı ve M.S 17 Mart 180 tarihinde vefat ettiğinde yerine oğlu Commodus’u veliaht ilan ederek bir halef tayin etmişti... Kalıpların dışına çıkmadan ve toplumsal normlara saldırmadan düzenlemeler yapmaya çalışırdı mesela Gladyatör oyunlarında kan dökülmesini doğru bulmuyordu ama bunların ne kadar kabul görüp benimsendiğinin farkında olmasından ötürü dövüşü kaldırmak yerine yarışçıların kör bıçaklarla çarpışma yapmalarını sağlamıştır ... Bunların hepsi onun düşünce dünyasına ,felsefesine ve dolayısıyla da yazdığı esere etki eden faktörlerdir .Kitabımıza gelecek olursak; Stoa felsefesinin prensiplerini benimseyen Marcus,Kendime Düşünceler adlı bu felsefik eseri Kuzey hudut boylarında iken yazmıştır . Marcus’un oldukça güçlü bir kader ve ölüm inancı vardır .Kaderin doğal düzeninde mutlaka tecelli edeceğini eserde sık sık dile getirdiği gibi yaşamın kısalığına da sürekli değinerek onu anlamlı kılacak işler yapıp ve hedefler belirlemenin önemini vurgular .Roma tarihinin önemli isimleri Pompeıus,Juılus Ceasar gibi şahsiyetlerden örnekler verir ve kendi hayatı üzerinden sahip olduğu değerleri aktarır .Zaman kaybetmemek ,toplum ve kainat yararına işler yapmak kısa
Felsefe
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma

Asi

, bir kitap okudu
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2 saatte okudu
·
2021 34. kitabı
Kolektif
8.3/10 · 28 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2021 00:35
Hepimiz kayıp kıta ya da kıtalar meselesini mutlaka duymuşuzdur.Peki , kaçınız Mustafa Kemal’in kayıp kıta Mu hakkında araştırmalar yaptığını ve bu konuya ehemmiyet verdiğini biliyorsunuz? Beni bu konuya bu kadar ilgili kılan Atatürk’ün gösterdiği önem ve ehemmiyet oldu .Açıkcası tartışmaya açık ilginç bir konu ve okudukça çok başka yerlere ulaşıyorsunuz adeta dipsiz bir kuyu . Eser ise Mu konusu üzerinde başlangıç niteliğinde bi yapıt . Konuya giriş yapmak isteyenler için okuyabilecekleri genel bir kitap olduğunu düşünüyorum . İlerlemek isteyenler daha sonra Churchward’ın araştırmalarına ve kitaplarına geçip detaylı inceleme yapabilir. Atatürk’ün bu konu üzerinde yaptığı çalışmaların yayınlanmamış olması nedeniyle tam olarak neler düşündüğünü kestiremesek bile onun okuduğu bu kaynakları okuyarak nerede ne gördüğünü ,neyin izini sürdüğünü ,onun bakışı ile neye alaka duyup, hangi detay üzerinde ne düşündüğünü anlamaya çalışmak mümkün. Eser konusunun uyandırdığı heyecan ve sürükleyicilik nedeniyle bir çırpıda bitiyor ben şahsen bitiğini bile anlamadım .Daha önce mesele hakkında bilgim olduğu için bazı noktalar üzerinde oyalanmadım ama iyi odaklanmak ve detayları titizce araştırmak lazım... Az bilinen ama hatırı sayılır bir önem taşıyan bu konu için iyi bir kaynak tavsiye ederim.
1000Kitap
MU - Tarih Öncesi Evrensel UygarlıkKolektif · Bilim Araştırma Merkezi · 197828 okunma

Asi

, bir kitap okudu
8/10
·272 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2021 33. kitabı
George Orwell
8.1/10 · 1.905 okunma
Reklam