Bazı kitaplar vardır; hikâyesini okursunuz. Bazı kitaplar vardır; hislerini yaşarsınız.
Gece Açan Çiçekler benim için ikinci gruptaydı.
Tarık Tufan, bu kitapta yalnızlığı, kırgınlığı, özlemi, kabullenişi ve insanın kendi iç sesiyle hesaplaşmasını öylesine güçlü bir dille anlatıyor ki bazı sayfalarda hikâyeden çok duyguların içinde dolaşıyorsunuz.
Kitabın melankolik ve yer yer kasvetli atmosferi, okuru karanlığa sürüklemek yerine kendi iç dünyasına yaklaştırıyor. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar, kayıplar ve sorgulamalar insanın kendinden parçalar bulmasına neden oluyor.
En çok da dili etkiledi beni. Bazı cümlelerin altını çizmek yetmiyor; dönüp tekrar okumak istiyorsunuz. Çünkü Tarık Tufan sadece hikâye anlatmıyor, duygu da aktarıyor.
Bu gönderide paylaştığım alıntılar, kitabı bitirdikten sonra da benimle kalmaya devam eden cümlelerden bazıları…
Gece Açan Çiçekler, melankolik anlatımları sevenler için yalnızca bir roman değil; aynı zamanda insan ruhunun kırılgan yanlarına tutulmuş bir ayna.
Peki sizin için bir kitabı unutulmaz yapan şey nedir; anlattığı hikâye mi, hissettirdiği duygular mı?
Botter Apartmanı geçmişle bugün arasında kurduğu hikâyeyle, insanların hayatlarına ve anılarına tanıklık eden bir apartmanı merkezine alıyor Kitapta hem apartmanın tarihine hem de burada yaşayan karakterlerin duygularına odaklanılıyor. Ben okurken özellikle mekânın atmosferini başarılı buldum; bazı bölümlerde gerçekten o apartmanın içinde dolaşıyormuş gibi hissettim Dilinin akıcı olması kitabın kolay ilerlemesini sağladı ancak bazı karakterlerin ve olayların biraz daha derin işlenmesini isterdim. Çok büyük bir etki bırakmasa da sakin anlatımı ve duygusal tarafıyla keyifle okuduğum bir kitap oldu
Benim puanım 7/10