Bazı kitaplar vardır; hikâyesini okursunuz. Bazı kitaplar vardır; hislerini yaşarsınız.
Gece Açan Çiçekler benim için ikinci gruptaydı.
Tarık Tufan, bu kitapta yalnızlığı, kırgınlığı, özlemi, kabullenişi ve insanın kendi iç sesiyle hesaplaşmasını öylesine güçlü bir dille anlatıyor ki bazı sayfalarda hikâyeden çok duyguların içinde dolaşıyorsunuz.
Kitabın melankolik ve yer yer kasvetli atmosferi, okuru karanlığa sürüklemek yerine kendi iç dünyasına yaklaştırıyor. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar, kayıplar ve sorgulamalar insanın kendinden parçalar bulmasına neden oluyor.
En çok da dili etkiledi beni. Bazı cümlelerin altını çizmek yetmiyor; dönüp tekrar okumak istiyorsunuz. Çünkü Tarık Tufan sadece hikâye anlatmıyor, duygu da aktarıyor.
Bu gönderide paylaştığım alıntılar, kitabı bitirdikten sonra da benimle kalmaya devam eden cümlelerden bazıları…
Gece Açan Çiçekler, melankolik anlatımları sevenler için yalnızca bir roman değil; aynı zamanda insan ruhunun kırılgan yanlarına tutulmuş bir ayna.
Peki sizin için bir kitabı unutulmaz yapan şey nedir; anlattığı hikâye mi, hissettirdiği duygular mı?
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan
Botter Apartmanı geçmişle bugün arasında kurduğu hikâyeyle, insanların hayatlarına ve anılarına tanıklık eden bir apartmanı merkezine alıyor Kitapta hem apartmanın tarihine hem de burada yaşayan karakterlerin duygularına odaklanılıyor. Ben okurken özellikle mekânın atmosferini başarılı buldum; bazı bölümlerde gerçekten o apartmanın içinde dolaşıyormuş gibi hissettim Dilinin akıcı olması kitabın kolay ilerlemesini sağladı ancak bazı karakterlerin ve olayların biraz daha derin işlenmesini isterdim. Çok büyük bir etki bırakmasa da sakin anlatımı ve duygusal tarafıyla keyifle okuduğum bir kitap oldu
Benim puanım 7/10 Botter ApartmanıAyşe Övür
Bu kitabı okurken bir adamın eşini kaybettikten sonra geriye kalan sessizliğine tanık oldum. Büyük cümleler kurmuyor, acısını süslemiyor; gündelik ayrıntıların içine saklanmış bir yas anlatıyor. “Dul”, kaybın insanın hayatında açtığı boşluğu sakin ama sarsıcı bir dille hissettiren, içimde uzun süre kalan bir kitap. Hayatın sessizce acıtan yanlarına dokunmak isteyen herkese içtenlikle okumanızı tavsiye ederim. DulJean-Louis Fournier
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Esme Lennox Nasıl Yok Oldu, yıllarını bir akıl hastanesinde geçirmiş ve neredeyse herkes tarafından unutulmuş bir kadının hikayesini anlatıyor. Ailesinin geçmişiyle birlikte açılan bu anlatı, bir kadının “deli” damgasıyla toplumdan nasıl silinebileceğini merkeze alıyor ve bu yönüyle beni başta cezbetti. Ancak okudukça bu güçlü konunun beni beklediğim kadar derinden etkilemediğini fark ettim. Esme’nin yaşadıkları sarsıcı olsa da anlatım bana duygusal olarak mesafeli geldi; bazı acıların hızla geçilip gidilmesi o duyguda kalmama izin vermedi. Zamanlar ve kişiler arasındaki geçişler yer yer okumayı zorlaştırdı ve hikâyeye tam olarak dahil olmamı engelledi. Karakterlerle, özellikle Esme’yle bağ kurmakta zorlandım. Kurgudaki sır perdesi ilgi çekici olsa da finaldeki çözülme beni tatmin etmedi. Benim için bu kitap, güçlü bir fikre sahip olmasına rağmen duygusal derinliği eksik kalan ve etkisi okuma bittiğinde hızla dağılan bir roman oldu. Maggie O'Farrell
Kitabı okurken beklediğim duygusal derinliği ne yazık ki bulamadım. Metnin bilinçli sadeliği, bende güçlü bir etki yaratmak yerine mesafeli ve eksik hissettirdi. Karakterlerle aramda bir bağ kurmakta zorlandım; anlatının suskunluğu zamanla anlamlı olmaktan çıkıp boşluk duygusuna dönüştü.
Ben okur olarak, hikâyenin beni içine almasını, sarsmasını bekledim ama metin bu mesafeyi aşamadı. Az sözle çok şey anlatma çabası, benim için tamamlanmamış bir anlatıya dönüştü. Emanet Çocuk, bende iz bırakmak yerine yarım kalmışlık hissi uyandıran bir okuma oldu.
Emanet ÇocukClaire Keegan
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma