Selva

Kavrayış, sonrasında hakikate dönüşebilecek o şeyin, görünmeyen iç yüzüne bakabilmek demektir ve bundan geriye dönüş yoktur. Bir şeyi anladığımda, o görünmeyen yüzü de kavramışımdır ve bu sayede tüm yanlış anlama ve karışıklıklar yerini berraklığa bırakarak kaybolur. Anlayış aklın, beynin, zihni oluşturan tüm yapının yalnızca sözcükleri dinlemeden, fakat onların ötesine geçerek o çok özel ifadenin derin anlamırı görebilmek anlamına gelir. O zaman kavrayış oluşur ve şöyle dersiniz: "Bunu anladım. Bunun farkındayım". Öyleyse kavrayış dingin, dinlemeye, sözcüklerin ötesine geçmeye ve hakikate dair gözlem yapmaya istekli bir zihnin bunu yapabileceği anlamına gelir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayat, benim için mücadelem, endişem, korkularım, bıkkınlığım, acılarım, şanssızlıklarım, tüm pişmanlıklarım, işte tüm bunlar benim hayatımdır. Onları anlamalı, deneyimleyerek aşmalı, fakat onlardan uzaklaşmamalıyım. Eğer bunları aşabilmişseniz, mutlak hakikat diye bir şeye de ulaşabilmişsiniz demektir.
Alıntı
Aklımızda hakikate, sevgiye ya da benzerlerine dair romantik bir tasavvur, yanılsama, görüş ya da imge varsa eğer, bunlar ilerlememizin önüne geçebilecek birer engeldir. Yanılsama (illusion) sözcüğü Latincede "oyun oynamak" anlamına gelen "ludere" kökünden gelir. Öyleyse kök anlamı oyun oynamak, yani gerçekte var olmayan bir şeyle oynamak anlamına gelmektedir. Gerçek ise, ister iyi, ister kötü ya da kayıtsız olsun, şu an olan, meydana gelendir. Kişi gerçekte olan bitenle yüzleşemediğinde ise bundan kaçış yolu bir yanılsamaya sığınmaktır. Öyleyse kişi gerçekte olanla yüzleşmek konusunda isteksizse, korkuyor ya da kaçınmak istiyorsa, işte bu kaçınma hali bir yarılsamaya, fanteziye ya da "şu anda olandan" uzakta romantik bir ana sığınmasına neden oluyor.
Alıntı
Gerçek, hakikatin hayat olduğu ve hayatın süreklilik arz etmediğidir. Hayat andan ana, günden güne keşfedilmelidir. Ortaya çıkarılmalıdır. Hayat farz edilemez. Hayatı bildiğinizi farz ediyorsanız, yaşamıyorsunuz demektir. Günde üç öğün yemek, giyinmek, barınmak, seks yapmak, işe gitmek, eğlenmek ve renksiz, birbirinin tekrarı düşünce süreçleriniz hayat değildir. Hayat keşfedilmesi gereken bir şeydir. Bulduklarınızı kaybetmediğiniz ya da bir kenara bırakmadığınız sürece onu keşfedemezsiniz. Söylediklerimi deneyin. Felsefi görüşlerinizi, dininizi, adetlerinizi, ırksal tabularınızı ve onlardan geriye kalan her şeyi bir kenara bırakın zira bunlar hayatın kendisi değildirler. Eğer bu saydıklarımın kapanına kısıldıysanız hayatı asla anlayamazsınız. Her şeyi bildiğini farz eden kişi uzun süredir ölü demektir. Ancak "bilmiyorum" diyebilen, keşfetmeye ve anlamaya çalışan, bir son peşinde koşmayan, düşüncelerini başarmak ve olmak üzerinde yoğunlaştırmayan kişi, işte böyle bir kişi yaşamaktadır ve o yaşam hakikatin kendisidir.
Alıntı

Selva

, bir kitap okudu
7/10
·448 syf.·
39 günde okudu
·
2025 3. kitabı
Irvin D. Yalom
8.5/10 · 6,7bin okunma