Selva

Hakikat yanılışı görebilmek, yanlış ise düşüncenin zamanın ve bilincin sınırlı boşluğunun dışında ölçülemeyeni aramasıdır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dayanışma
Dayanışma nedir? O bir görev olmadan önce olgusal bir durumdur; sonra da, bir erdem ya da bir değer olmadan önce, (hissedilen ya da hissedilmeyen) bir ruh halidir. Olgusal durum. Etimoloji bunu açık seçik belirtir: Dayanışma içinde olmak, Latincede dendiği gibi in solido -yani "hepsi için"- bir bütüne ait olmaktır.
Adil biri kimdir?
Adil biri kimdir? Gücünü hukukun ve hakların hizmetine koşan ve sayısız fiili ya da yeti eşitsizliklerine rağmen, her insanın tüm diğerleriyle eşitliğini kendi içinde karara bağlayarak, var olmayan ama yokluğunda da hiçbir düzenin bizi asla tatmin edemeyeceği bir düzen kuran biridir. Buna dünya direnir, insan da. Demek ki onlara direnmek gerekiyor - ve öncelikle kim olursa olsun herkesin kendi içinde taşıdığı adaletsizliğe direnmek gerekiyor. Bu nedenle adalet için mücadelenin sonu yoktur. Böyle bir ülke en azından bize yasaktır, daha doğrusu buraya erişmeye çabaladıkça zaten oradayızdır: Asla gözü doymayacak olan adalete susamışlara ne mutlu!
Hakkaniyet
Hakkaniyet; zekâ olmadan, basiret olmadan, cesaret olmadan, sadakat olmadan, cömertlik olmadan, hoşgörü olmadan da olamaz... Bu noktada adaletle buluşur; ama burada ele aldığımız gibi tikel bir erdem olarak adaletle değil, genel ve eksik siz erdem olarak, tüm diğerlerini içeren ya da varsayan erdem olarak, Aristoteles'in pek hoş biçimde ifade ettiği gibi, "erdemlerin en kusursuzu olarak ve ne akşam yıldızı ne de sabah yıldızı böylesine harika bir şeydir” dediği adaletle birleşir.
Adalet
Adaletin zirvesi, hakkaniyettir: Çünkü adaletin hedeflediği ya da inşa ettiği eşitlik, fiilî eşitsizliklere rağmen ve hatta, çoğu zaman, yasanın çok mekanik ve çok uzlaşmaz uygulamasından doğacak olan eşitsizliklere rağmen, bir hak eşitliğidir. "Hakkaniyet," diye açıklar Aristoteles, "doğru olan olmakla birlikte, yasaya göre doğru olan değil, yasal adaletin düzelticisidir"; bu, yasanın genelliğini, koşulların değişen karmaşıklığına ve somut durumların indirgenemez tekilliğine uyarlamayı sağlar. Hakkaniyet sahibi insan adildir ama burada artık adalet yalnızca bir yasaya uygun olmanın ötesinde bir değer ve bir gerekliliktir. "Hakkaniyet," diyordu yine Aristoteles, "yazılı yasadan bağımsız olarak ele alınan doğrudur. "Hakkaniyetli insan için eşitlik yasallıktan daha önemlidir, daha doğrusu, yasallığın kesinliklerini ve soyutlamalarını, hiç olmazsa, eşitliğin başka türlü ve daha esnek, karmaşık (çünkü, tekrarlayalım, hepsi farklı olan bireyler arasındaki eşitliktir önemli olan) talep ve gereklilikleriyle düzeltmeyi bilir.