Kimi zaman bu erdemler, yaklaşık bile olsalar, cılız bile olsalar bu sevgiye, sevginin yokluğunda, sunduğumuz saygıdırlar ve sevginin, olmadığı zaman bile gereklilik olarak değer kazanmaya devam ettiğinin, yönetmediği yerde de hâlâ hüküm sürdüğünün, yokluğunda bile hâlâ buyurduğunun (değer denen şey budur) işaretidirler!
O halde, cömert olmak sevmeden vermek midir? Evet, eger sevginin vermek için cömert olmaya ihtiyaç duymadan verdiği doğruysa! Hangi anne çocuklarını besliyor diye kendini cömert hisseder? Hangi baba onları hediyelere boğuyor diye kendini cömert hisseder? Çocukları için bunları yaparken (sevgiyle mi? Evet, ama sevgi her şeyi bağışlamaz), kendi çocuklarından daha bahtsız ya da daha yoksul olsalar bile öteki çocuklar için pek azını yaptıklarından kendilerini daha ziyade bencil hissederler... Severken vermek herkesin yapabileceği bir şeydir. Erdem değildir: Etrafa saçılan lütuftur bu, yaşamla ya da sevinçle fazlasıyla dolu olmaktır, mutluluk dolu sevgi gösterisidir, taşan kolaylıktır.
Yalnızlık, tüm günlerimizi sadece kendimizi düşünerek geçirdiğimizde gelir. Sadece kendini düşünmenin gerçekten ürettiği tek şey yalnızlıktır çünkü tüm hayatımı daraltır, hayatın engin ve sıra dışı varoluşunu küçük bir "ben"e indirger. Kişi bu hissin farkına varır, "tanrım, ne kadar da yalnızım" derse, yapması gereken onunla bir bütün olarak yüzleşmek ama asla ondan kaçmamaktır. O zaman radikal bir değişim olur.