Ilımlılık, zevklerimizin kölesi olmak yerine, onların hakimi olmamızı sağlayan bu ölçülülüktür. Özgür bir hazdır ve yalnızca daha iyi haz verir: Çünkü kendi özgürlüğünden de haz alır. Vazgeçilebildiği zaman sigara içmek ne büyük zevktir! Alkolün esiri olunmadığında içki içmek ne büyük zevktir! Arzunun esiri olunmadıkça sevişmek ne büyük zevktir! Bunlar daha katışıksız zevklerdir, çünkü daha özgürdürler. Daha sevinç vericidirler, çünkü daha iyi hâkim olunmuştur bunlara. Daha serinkanlıdırlar, çünkü daha az bağımlıdırlar.
Peki kolay mıdır bu durum? Kuşkusuz değil. Mümkün müdür? Her zaman değil. Bildiğim şudur ki, herkesin altından kalkabileceği bir şey değildir. Bu nedenle ılımlılık bir erdem, yani bir yetkinliktir: Ölçüsüzlükle duyarsızlığın karşıt iki uçurumu arasındaki doruk çizgisidir, derdi Aristoteles; sefihin hüznü ile haz-almaktan-acı- çeken-kişi arasındaki, pisboğazın tiksintisi ile iştahsızın tiksintisi arasındaki doruk çizgisidir. Bedene eziyet etmek ne büyük bahtsızlıktır! Bedenden haz almak ve onu çalıştırmak ne büyük mutluluktur!
Ölçüsüz kişi köledir, efendisini kendisiyle birlikte her yere taşıdığından köleliği de katbekat artar. Kendi bedeninin esiridir, arzularının ya da alışkanlıklarının esiridir, bunların gücünün ve kendi güçsüzlüğünün esiridir.