Oliver von Bismarck yıllarını akılsız bir çapkın gibi görünerek geçirmiştir. Taktığı bu maske 15 yıldır görmediği ilk aşkı ve sevdiği tek kadınla yeniden karşılaştığın da yok olmaya başlar. Hafızasını kaybeden Briar onu nişanlısı sandığında herşey daha da karmaşık hale gelir.
Oliver kesinlikle favori karakterim tüm o vurdum duymazlığının sebeplerini öğrenmek üzücüdü. Okurken gerçekten çok kötü hissettim.
Briar çok yaralı bir karakterdi öyle bir aileyle uğraşmak zorunda kalması korkunç.
Seb'e olan duygularım tam bir karmaşa onun hikayesini de okumayı çok isterdim.
Karakterlerin dostluklarını (özellikle mesajlarını) özlemişim. Komediler ya
(≧▽≦) Bu üç adamı dize getiren kızlarımıza da helal olsun. (^∇^)ノ
Ve Cameron burdan seni ayakta alkışlıyorum (つ✧ω✧)つ nasıl harika bir ADAMSIN SEN!!!!?!!!??? CİDDİLİ DÜŞTÜM!!!! HELAL SANA!!!
Bir serinin daha sonu. Okunması güzel bir seriydi manyakları özleyeceğim.(◠‿◕)
Kayzer II.Wilhelm dış politikada Bismarck'ı görevden alarak zaten hata yapmış fakat ayrıca ülkeler arası ilişkilerde gösterdiği büyük acemilikler sebebiyle ittifakların değişmesine, Dünyanın kaos'a ardından devletleri kasıp kavuran Birinci Cihan Harbi'ne sürüklemesi ile başarısız bir hükümdar olarak tarihte yerini almıştır.
Stefan Zweig ’ın birçok novellasını okudum. Satranç ’tan sonra en beğendiğim novella bu kitap oldu. Hem de Stefan Zweig tarafından tamamlanamamış olmasına rağmen.
Benim için Stefan Zweig demek novella demek değil. Zira bence çok başarılı değil bu konuda. Biyografilerinin ise hepsi okunmalı. Kötü bir biyografisine denk gelmedim henüz.
Novella’ya gelince; 1.Dünya Savaşı öncesinde Avrupa tam anlamıyla bir cadı kazanıdır. Bismarck sonrası Almanya hızla düşman kazanmaya başlamıştır ve uzun yıllardan beri süren ittifaklar iyice belirginleşmeye başlamıştır. Tarihteki son imparatorluklardan biri olan Avusturya topraklarındaki milliyetçi akımlarla mücadele ederken karşısına devrin süper güçlerinden biri olan Rusya’yı almıştır. Öteden beri Avusturya ile iyi ilişkileri olmayan Fransa, İtalya gibi ülkeler de Avusturya-Rusya savaşının çıkmasını beklemektedirler. Almanya ise Avusturya’nın yanındadır. Saraybosna’da patlayan bir silah tüm bu gerginliği koca bir dünya savaşına çevirmiştir.
Romanın kahramanı Clarissa ise Avusturya ordusunun disiplinli bir subayının kızıdır. Annesini küçük yaşta kaybetmiştir. Katı babası ve abisi ile büyümüştür. Dönemin aydınlanma ikliminden faydalanmıştır Clarissa. İyi bir eğitim almıştır ve artık kadınlar da iş hayatında da boy göstermeye başlamışlardır. Clarissa’da Viyana’nın önemli bilim insanlarından birinin yanında asistan olarak işe başlamıştır. Bir gün bir seminer için İsviçre’ye davet edilir. Bu gezi onun hayatını tamamen değiştirir zira âşık olur. Hem de bir Fransız’a…Yani Avusturya’nın en azılı düşmanının bir vatandaşına. Üstüne üstlük hamile kalmıştır. Bir yanda taşıdığı çocuk diğer yanda patlak veren savaş. Çok zor bir karar aşamasındadır Clarissa. Zira çok katı bir insan olan babasına bu durumu anlatmasının imkânı yoktur. Hem de ağabeyi cephede şehit
Lider Güç Strateji
İlker Başbuğ
Bir liderin zekasını değerlendirmenin ilk yolu yanındakilere bakmaktır
Lincoln, köleliğe karşıydı. Başkan olduktan sonra iç savaş başladı 1861
Laiklik ile dindarlık bir arada olabilir ama laiklik ile dincilik aynı yerde olmaz
Bilgi aklın yolunu açar. Akıl bilginin üzerinde yükselir
Kissinger “çok bilgi yangın hortumundan su içmeye benzer. Boğulabilirsiniz”
Churchill “gerçek çok değerlidir, her zaman onun yanında onu koruyan yalanlar bulunur”
Sevilmektense korkulmak daha güvenlidir
Hannibal, korku ile tam otorite kurdu orduda. İskender daha yumuşak ve insancıldı. İsyan ile öldürüldü.
Lao Tzu “en iyi lider varlığı neredeyse halk tarafından hissedilmeyen liderdir. Kendisine itaat edilmesini ve kendisinin övülmesini isteyen lider kötü liderdir. Kendisinden nefret edilen lider ise en kötü liderdir”
Sevginin karşıtı nefrettir
Talih veya kader ona karşı koyacak örgütlü bir gücün olmadığı yerde gücünü gösterir
İskender 40 bin askerle imparatorluk kurdu
2,5 milyon Romalı bütün Roma’yı yönetti
Roma işgal ettiği yerlerde insanlara Roma vatandaşlığı verdi.
Savaşmadan kazanmak en güzel başarı
Askerlik profesyonel bir meslektir
1944 dolar=altın Bretton Wods anlaşması
1971 eşitlik bozuldu
1971 Nixon karşılıksız dolar basmaya başladı
Yedi kız kardeş, yedi büyük petrol şirketi
Devletlerin daimi dostları veya düşmanları yoktur. Daimi menfaatleri vardır
37 devlet birleşti Almanya oldular
Bismarck, Avusturya’nın Almanya’ya katılmasını istemedi. Kontrol edemeyiz dedi
Churchill “kaderin seçtiği kişi” dedi Mustafa Kemal için
Mondros anlaşması Agamemnon gemisinde yapıldı
Siyaset kansız savaş, kanlı siyaset savaş
Olayları yaratan liderden daha çok olayları kullanan liderler var
Siyasi devrimi yapanlar düzenlerini korumak için toplumsal devrime engel olur
İleri
Otto von Bismarck, kimdir?
on dokuzuncu yüzyılın bilhassa son çeyreğine damgasını vuran ve icraatlarıyla dünya tarihinin seyrini önemli ölçüde etkileyenbağları kuvvetli olmayan bir konfederasyon olan Almanya'nın birleşmesinde önemli rol oynayan ve Birleşik Almanya'nın ilk Şansölyesi olan Alman devlet adamıdır.
Demir şansölye nedir? Pekii
Karşısındakini düelloya davet eden Otto von Bismarck, İmparator “Kaiser” I. Wilhelm'le birlikte, Almanya'nın birleşmesini sağlayan başbakandı. Sertti, güçlüydü ve otoriterdi. Bu yüzden de Demir Şansölye lakabıyla
O dönemde Avrupa’nın ortasında küçük devletçikler halinde varlıklarını sürdüren Alman prensliklerini bir çatı altında toplayıp Alman Birliği’ni tesis etmeyi başarması ve izlediği politika ile Almanya’yı güçlü bir İmparatorluk haline getirmesi onun bugüne değin siyasi bir deha olarak nitelendirilmesinin başta gelen nedenlerindendir. 1862 yılında önce Prusya Başbakanı olmuş, 1871 yılından itibaren ise kendi eseri sayılabilecek Alman İmparatorluğu’nun Şansölyesi olarak, savaşlarla kurduğu imparatorluğu barış yoluyla korumak ve güçlendirmek için gayret sarf etmiştir.
Bu hedefi doğrultusunda, Şansölyelik görevinden ayrıldığı 1890 yılına kadar dış siyasetinin temelini Alman İmparatorluğu’nun güvenliği oluştururken, iç siyasette de farklı kesimlerle büyük bir siyasi güç mücadelesi içerisinde olmuştur. Bununla birlikte, Alman tarihinin Otto von Bismarck kadar çokça şeytanlaştırılmış pek az siması vardır. Almanya’nın yakın tarihindeki bütün olumsuz gelişmelerin, imparatorluğun kurucusunun omuzlarına yüklenmesi hiç de şaşılacak bir durum değildir.
Eberhard Kolb’un kaleme aldığı bu Bismarck Demir Şansölye biyografi, Bismarck’ın siyasi ve hususi hayatını çocuklukyıllarından başlayarak, aile ve çiftlik hayatı, eğitim gördüğü yıllar, devlet