DİN DEĞİŞTİRMEK Müslüman oldun demekle veya Müslüman olmak istemekle hemen Müslüman olunmaz. Din değiştirmek çok ciddi ve nesiller süren bir kültürel değişimdir. Bu nedenle yeni dinlerine tam inanmış olarak din değiştirenler ve onların birkaç kuşak torunları, kendi iç çelişkilerini bastırabilmek için yeni dinlerinin en katı ve tavizsiz uygulamacıları ve takipçileri olurlar. Çünkü içlerinden bir şeyler onları daima eski dinlerine doğru çekmektedir ve arada sırada beyinlerinin derinliklerinden çıkan bir his onları çelişkiye sürüklemektedir. Bu nedenle, bu çelişkiyi yok ederek beyinlerini rahatlatabilmek için gittikçe daha fazla yeni dinlerine düşerler. Bu bilerek, istenerek yapılan bir eylem değildir. Beyin kendini rahatlatmak için bunu otomatik olarak yapar. Muhammed ve ilk Müslümanlar da bu iç çelişkileri yaşamıştır. Yeni dinlerinin en katı ve tavizsiz takipçileri olurken, eski dinin ‘’yani putperest Arap kültürünün’’ etkisinden tam olarak kurtulamamışlardır. Putperest Arap döneminin neredeyse bütün dini ayin ve törenlerini, çok küçük değişiklikler dışında olduğu gibi kabul etmiş ve bunları İslam’ın merkezine yerleştirmişlerdir. İçlerindeki önceki dine bağlılığı yenemeyen ve putperest Arap kültürünün etkisinden sıyrılamayan Muhammed ile ilk Müslümanlar, bu çelişkilerden kurtulmak için dini değiştirenleri öldürme yoluna başvurmuşlardır. Din değiştirmeyi isteyerek yapmayanlarda veya din değiştirmiş gibi görünmek isteyenlerde ise doğal olarak bir çelişki ortaya çıkmaz. Onlar yavaş yavaş iki dini de pek umursamadan yaşarlar. Tabii ilk dinlerine bağlıdırlar ama gösteriş için bile olsa yeni dinlerini önemser görünürler. Esas dinlerini ise pek ortaya çıkarmazlar. Bunun etkisi gelecek kuşaklarda görülür. Eski dine olan bağlılık biterken, çevre etkisi ile
Bitti
Bir kitap daha bitirdim. Sayfaları senin yüzüne çarpa çarpa. Cümleleri sana haykıra haykıra. Sen yine bomboşsun karşımda. Aslında hiç yoksun, ben uyduruyorum varlığını. Varsan iyi olurdu, vardın iyiydin, gittin benide bitirdin. Cümlelerim sana varmaz biliyorum. Ama kalbimi senden vardıramıyorum kendime. Kaç gece daha ağlamamı istiyorsun duygusuz duvarlara? Kaç gece daha iç çekeyim penceremden? Kaç gece daha açık bırakayım uykularımı arasına karış diye? Sesimi duy artık. Aç bir aramalarımı. Sana söyleyecek, haykıracak çok şeyim var. Bir sürü sorum var sana. Yavaş yavaş unutuyorum ne soracağımı, ne söyleyeceğimi. Biliyorum garip geliyor ama seni bile unutmaya başladım biraz biraz. Saçlarının kokusu silindi burnumdan, yanaklarının yumuşaklığı kaydı ellerimden. Varlığın çekip gitti yanımdan. Varlığına bile şükrederken şimdi unutuyorum şükrediyorum. Sanırım bitiyorsun bende. Bitme lütfen, bitmeden koş gel. Bitiremeden seni, yetiş bana n'olur. Uykularıma sensiz dalmak istemiyorum. Sabahlarıma senin günaydın çınlamaların olmadan uyanmak istemiyorum. En küçük şeyi sana anlatayım yine. Bir kuş gördüğümü, bir çiçeğin pembeliğini, bir bulutun şeklini anlatıyım yine sana bıcır bıcır. Üzüldüğüm şeylere ağlayayım yine "Ağlama kurban olurum gözlerine." de bana. Bir kedi için mama alayım o yerken sana göstereyim. En ufak şeyde şımarım şapşal şapşal dolaşayım orda burda. Bitirme seni bende. Son damlaların süzülüyor yanaklarımdan. Son sözlerin çıkıyor kulaklarımdan. Son kullandığın parfüm uçuyor üstümden. Bitme lütfen, alıştım ben senliğe. Sensizlik ağır geliyor bünyeme. Bir gün daha bitti. Bir gece daha bitecek. Birazda sen biteceksin, birazda ben. Sen biterken bende yanıp kahrolurum. Her sabah uyanmamak üzere açarım gözlerimi. Sen biterken bende yaşamam dert etme. Öyle bir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ufka usulca inerken güneş, Kızıllık sarar dağları, denizi. Bir gün daha sessizce biterken, Rüzgâr taşır akşamın izini. Gökyüzünde altın bir veda, Bulutlar düş kurar yavaş yavaş. Gün batımı anlatır insana, Her sonun içinde bir başlangıç var
1000Kitap
Gün biterken şöyle bir manzara ile taçlandırmak.
En çok maviye vurgunum; çünkü onda hem gökyüzünün umudu hem denizin derinliği var.🍀💫 -Anonim
Hayata Dair
gün batımı
“Gün biterken dünya birazdaha katlanılır oluyor “
Bir cümleyle Anna veda etti ama sonrası en can alıcı yeriydi. Tüm karakterler bir duyguyu, hayatın bir bölümünü temsil ediyordu. Anna ihtirası, Vronskyi tutkuyu, Kitty dönüşümü en önemlisi de Levin vicdanı temsil ediyordu. Anna biterken roman bitmedi. Vicdan başladı tüm sorgulamaları yaptı ve sona erdi. Mevzu Anna değildi, hayatın dönüşüm evreleriydi.