Adil Erdem Bayazıt
İçimin vadilerinde kış kıyamet; Rüzgarlar biteviye Yavrusunu yitiren kurdu sesleniyor. Ve ay her gece Gümüşi bir yalnızlığı anlatmak için Doğuyor sanki öylece. İçimin dağlarında askerler Sırtlarını kayalara vermişler Beklemekteler. Yaptıkları, pusatlarını elden geçirmek sadece Bir de, arada bir Ellerini alınlarına götürerek Ufku gözetlemek….
Şiir
yol bir yere varmalı mı? ormanın içinde patika bir yola sapmak ve koşar adım ilerlemek nereye varmak ümidiyledir? insan biteviye düşünür: nereye varacağını, ne olacağını. ancak nereden geldiğini sual buyuramaz kendine. bu hususu ıskaladığından ilerlediğini sanar oysa yolda yürüyüp durur. etrafına da bakar elbette fakat göremez ve görünmez ona hiçbir şey. sonra bir ân gelir ki yolunun yanlış olduğunun ayırdına varır. hayfâ. durur. düşünür. ya yol varmak için değilse ya varamadığı yere çoktan vardıysa yâhut geldiği yolu geri dönmesi gerekiyorsa. geri dönmek. müthiş bir hezeyân savurur yüreklere. pervâsı geri dönmeye, göremediklerini görmeye, duyamadıklarını duymaya ve hissetmeyedir. geri dönmekten çok kendine dönmekten imtinâ eder insan. yolu adımlarken toprakta bıraktığı izleri okuyamaz yeniden. tanıyamaz kendini ve yüzleşemez, kendiyle uzaklaşır kendinden. sancımak istemez, gülü ister ama dikenini istemez. dünyadan geçerken yalnızca geçip gider. sağaltamaz kendini. mahall-i maksut neresidir bilmez.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sensiz giden trenler, ufuklarda kaybolan birer ümit Nehir gibi akmıyor günler Heraklit Heraklit. Zaman masal kuşlarına benziyor... Abûs, kocaman, sâkit. Ve geceleri Alnında dolaşır biteviye Kirli, soğuk pençeleri. Yıldızları söndürmüş fırtına, Batan bir gemidesin, Senden ne kalacak yarına! Kıyılardan imdat isteyen sesin. Cemil Meriç
Edebiyat
İnsanlar köylerde gün doğumunu -ki genelde istemeyerek- şehirlerde ise gün batımını -isteyerek- seyreder. Köyde varoluş vardır gün doğumu gibi ve genelde biteviye sürer bu. Şehirlerde ise gün batımı gibi karanlıktan önceki aydınlık -yok oluş- vardır ve fasılalı kompleks bir yapı icra eder.
Alıştırma beni seviyorum demeye, Bir kurşunluk canım sana hediye, Yıllar hep yalnız geçti biteviye, Ne olur bırak hüsranla bitecek bu hikaye Benim fiyatım yok yolun başında git, Unuturum adını dilimden düşürdüm deyip Pişman olacaksın saçını süpürge edip, Ziyan etme beni bir inada direnip, Kıyas değil bu yaptığım hakikat anla, Bugünler gelir geçer sonra pişman olma, Benim hayallerimde mutluluk karavana, Değmez bu fakire üstüme çok varma.
Şiir
Bayram Harçlığı
Komisyonunu kesiyorlar varlığın çalınıyor kendinden Aklını istiyorlar, tüm iyi niyetlerini Kendinden çalınırken kendi kendini teselli etmeye zorlanan bir insan, İstedikleri. Bu dünyada Bu tertemiz, bu modern ve şehirli dünyada Ne kadar kirli kalmış ellerin, Ve alnın o meşhur madrabazların kırışmayan alınlarından nasıl da daha parlak. Sıvanmış suratları ardan, hiçbir utanç kızıllığı işlemez. Ben sana bakıyorum. Senin yüzüne, gözlerine, ellerine.. Bırak bulaşsın tozu toprağı ellerinin yıpranmışlığını öpmeli ve alnıma koymalıyım. Ceplerin dolu dopdolu, Bozukluklar, 10'luklar, şekerler ve anahtarlıklar. Onların hesaplarındaki kabarıklıkla hiçbir zaman yarışamaz emeğin. Terinin ışıltısı yüreğinle yarışır Yüreğinden öpeyim Bahardan kalma kalbin, hala sarhoş. Son tüketim tarihi geçmemiş. Hiç açılmadığı için değil ya. Yaşam deliğinden gördüğün kumrular gibi şanslı olmayı ne çok isteyebilirdin. Dünya dönerken, kendi ekseni bulup dönebilmeyi.
Şiir