“Birkaç yıl önce okuduğum, adı galiba Mutluluk olan bir romanda denildiği gibi, biz, bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. Doğu askısını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük.”
Öncelikle bu kitap bebeğiniz daha doğmadan ya da birkaç aylıkken okunursa daha faydalı olacaktır. Ben 15 aylık bir anne olarak bazı şeylere geç kaldığımı farkettim.
Kitap yazarı çiftin 8 çocuğu olduğunu okuduğumda çok şaşırmıştım ama 8 çocuklu doktor baba ve annenin tavsiyelerini okumak çok da keyifliydi. Bilimin tecrübeyle buluşmuş hali diyebiliriz yani :) Kitap özellikle Amerika’da çok yaygın olan ama yavaş yavaş ülkemizde de duymaya başladığımız ‘eğitimli bebekler’ tabirini yerle bir ediyor. Ağlamaya terkedilen, emzirilmeyen ve yatağında bir başına bırakılan bebeklerin, sürekli anne-babasının kucağında (askıda) gezen, emzirilen, anne babasıyla uyuyan bebeklere göre daha mutsuz ve iletişimsiz bebekler olduğu vurgulanıyor kitapta. Aslında bebekleri doğasına aykırı şekilde eğitmeye çalışmak yerine, yüzyıllardır uygulanan yöntemlerin daha sağlıklı olduğunu anlıyoruz. Sadece bazı kısımlarda özellikle annelerin çalışma hayatını büyük ölçüde değiştirmelerinin faydasından bahsedilen yerlere çok katılamadım ama onun dışında faydalı bilgiler edindim.
Mağazaları dolduran bebek ekipmanları, bebek uyarıcı ürünler ve her türlü diğer eşya ile ilgili size tavsiyemiz şudur: “Daha fazla insan temasını”, “daha fazla teknolojiye” tercih edin. Bir bebek için en iyi oyuncak insandır. Bebeklerin daha zeki olmalarını sağlayan şey eşyalar değil, ilişkilerdir.