Ona bir şey anlatmak, izahat vermeye kalkmak fuzulidir, manasızdır, saygısızlık, haddini bilmezliktir. Müdürle hocanın şimdi onun karşısında bu kadar gülünç görünmeleri işte bundandır. Onun kimseyi dinlemeye ihtiyacı yoktur. O, söylenecekleri, sade söylenecekleri değil, belki üç gün, beş hafta, sekiz sene evvel söylenmiş olanları da tahmin etmekte ve her şey onun tahmini gibi çıkmaktadır. Nitekim işte bugün burada Malumat-ı Vataniye dersinden yazılı yoklama yapılacağını, hocanın şu şu sualleri sormuş olacağını, o içeri girerken çocukların rap diye ayağa kalkacaklarını, içlerinden birinin kucağındaki kitabı düşürüp kulaklarına kadar kızaracağını, kendisine, sayfaları bile açılmamış bir kitabın, işte bu okutuluyor diye yutturulmak isteneceğini, daha sabahleyin, buraya gelmeden sarayın merdivenlerini inerken bilmekte idi. Böyle bir insanın hayatında hiçbir sürpriz olamazdı beyler. Yaşamak, onun için sadece, tahminlerinin doğru çıkışını idrak etmek demekti.