Ancak öldüğünde uyuyacak, dediğimiz María Alejandrina Cervantes, ömrümde tanıdığım en zarif, en sevecen kadındı, yatakta da en doyurucu ama aynı zamanda en sert olanıydı. Burada doğmuş, burada büyümüştü, kiralık bir sürü odası, avlusunda Paramaribo’daki Çin pazarlarından aldığı için boş kabaktan yapılma lambalarla aydınlanan koskoca bir dans pisti olan, kapıları herkese açık bir evde, burada yaşıyordu. Benim kuşağımın bekaretini silip süpüren de o olmuştu. Öğrenmemiz gerekenden çok daha fazlasını öğretmişti bizlere; ama her şeyin üstünde de hayatta hiçbir yerin boş bir yatak kadar hüzünlü olamayacağını öğretmişti.