*Herat'ın yemyeşil buğday tarlalarını, meyve bahçelerini, tombul üzümlere gebe asma bahçelerini, üstü kemerli, kalabalık çarşılarını uzun uzun tanımladı.
*Satranç oynamak, uçurtma uçurmak, Kitap yazmak yasaktı. Evinizde kuş beslerseniz kırbaçlanırsınız. Kuşlarınız öldürülecek.
*Taliban işe koyulunca Leyla Babi'nin sağ olup da bunları görmediğine sevindi.
*Kazmalı baltalı adamlar bakımsızlıktan dökülen Kabil Müzesi'ne daldılar.
*Sinemaları da kapattılar.
*Kendini, beyinsiz acınası bir hayvan gibi hissederek yüzüstü yatağa bıraktı. (Leyla)
Büyük Okyanus'un yakınındaki bu ıssız deniz ovasında bizi bekleyen acıklı alın yazısını kavradım: kuşaklar boyunca, güçlüyle küçük savaşçılar karşı karşıya.
Sandalyeye çöktüm. Sarhoştum. Benim ülkemin, dünyanın en güçlü ülkesinin, kimseye zararı dokunmayan minnacık bir ülkeye karşı savaşta olmasına ancak bir sarhoş inanabilirdi. Ah... Ah... Ah!