Rüya görmekte - rüya görmenin neyin tezahürü olduğu konusunda. Bunu epeydir yapıyorlarmış. Hatta sanırım ezelden beri. Onlar rüya vaktinin varlıkları. Bunu anlamıyorum, sözcüklerle de ifade edemem. Her şey rüya görür. Şeklin, varlığın oyunları, maddenin rüya görmesidir. Kayalar kendi rüyalarını görür ve yeryüzü değişir... Ama zihin bilinçli hale geldiğinde, evrim ivme kazandığında, işte o zaman dikkatli olmanız gerekir. Dünyaya karşı özenli olmanız gerekir. Yolu yordamı öğrenmelisiniz. İşin püf noktalarını, sanatını, sınırlarını öğrenmelisiniz. Bilinçli bir zihin, bilerek ve özenle bütünün bir parçası olmalıdır - tıpkı kayanın bilinçsiz olarak bütünün bir parçası olması gibi. Anlıyor musunuz? Bu dediklerim size bir şey ifade ediyor mu?"
"Ezkaza Lelache diye biriyle tanışmış olamazsınız herhalde, değil mi?" dedi birden, dükkâna girmesine neden olan o ani dürtünün bir benzerine yenik düşerek.
"Lelache. Hayır. Lelach’ı mı arıyorsunuz?"
"Lelache’ı kaybettim."
"Sisin içinde kesişmeler," dedi Uzaylı.
"Biz dünyanın içindeyiz, ona karşı değiliz. Bir şeylerin dışında durup onları bu şekilde yönetmeye çalışmak sonuç vermez; ne yaparsanız yapın; hayata ters düşer bir kere bu. Bir yol var, ama onu izlemeniz gerek. Biz dünyanın nasıl olması gerektiğine dair istediğimizi düşünelim, o yine de olduğu gibi. Onu kendi haline bırakmak gerek."
İçindeki kedere, onu kaybetmenin acısına katlanamıyordu. Hayali-keder. Asla var olmamış bir kadının ardından tutulan yas. Yemeğinin tadına varmaya, diğer insanları izlemeye çabaladı. Ama yemeğin tadı tuzu yoktu ve insanlar da hep griydi.