Kısa ama içi dolu dolu bir kitaptı. 72. Koğuş, adembaba mahkûmlarının hayata tutunmak için her şeyi paraya çevirdiği bir yerdir; günlük verilen tahinin bile bozdurulduğu, karınların artıklarla doyurulduğu, ele geçen üç kuruşun hiç düşünmeden kumara yatırıldığı bir yer…
Annesinden Kaptan’a gelen yüz elli lirayla değişen, sonra yeniden eski karanlığına dönen 72. Koğuş… Tencerede yemeğin kaynadığı, mangal ateşinde koğuşun ısındığı, o ateşin üstünde çayın demlendiği, çimento kâğıtlarından yatak yapıldığı bir dünyadır burası.
Kaptan, adembaba mahkûmlarını bir süreliğine hayata döndürmüştü; altlarına döşek, üstlerine giysi sermişti. Fakat kadınlar koğuşundaki Fatma’ya düşen aşk, bu düzenin sonunu hazırladı. Bobi adındaki mahkûm, olmayan mektuplarla, söylenmemiş sözlerle Kaptan’ın hayallerine tutundu; onun zaafını bir umut gibi kullanıp ipini çekti. Ve adembaba mahkûmları, çok geçmeden, geldikleri sefalete geri döndüler.
Eline bir kadın eli değmemiş Kaptan ise, var olmayan bir aşkın umuduna tutunarak, 72. Koğuşun soğuk korkuluk demirlerinde, diğerleri gibi, sessizce donarak can verdi.