Istanbul.. çöküş te olan osmanlı imparatorluğu ve konakta geçen aynı konak içinde farklı düşüncelerin zaman içinde aynı doğrultuya doğru ilerleyişini anlatan sürükleyici bir kitap
Çok ilginç bir kitap benim için.
Kitabın yarısına kadar okumak ölüm gibi geliyor ve bu ne saçmalık diyorsunuz ama sonra öyle bir başlıyor ki kitabın yarısında ki herşey anlam kazanmaya başlıyor birden.
Nazilerin saldırıları sonucunda sırayla nerdeyse tüm ailesini kaybeden bir kadın.
Çocuklarının açlığını acılarını hastalıklarını birlikte yaşayacağınız kadar dokunaklı bir yazı.
Hayatım boyunca hiç bir kitap bittiği zaman saatlerce ağlamadım bu kitap dışında.. Bu nasıl bir acıdır diyor indan okudukça.
Savaş ne demek gerçekten bilmek isteyen bu kitabı okusun .
Çok çok kıymetli bir eser
Evet dördüncü Ahmet Ümit kitabımı da tamamlamış oldum. Ahmet Ümit gerçekten bu işi biliyor. Buram buram tarih kokusu yanında işleyen cinayetler… Tarzı genellikle cinayetin katilini bulmaya çalışırken aynı zamanda da tarihin derinliklerinde geziyorsunuz.
Bu romanında da yine tarihin derinlerine hatta en derinlerine Hititlere, Asurlulara, Frigyalılara kadar inmiş Ahmet Ümit. Fırat Nehri’nin kıyısında yapılan kazı çalışması esnasında işlenen cinayetleri ele almış yazar. Kazı’nın amacı ise Eski Hitit Kralı’nın başyazmanı Patasana’nın hayatı ve onun yazdığı tabletlerinin araştırılmasını işlemiş.
Roman aynı anda iki farklı bölüm işlenerek gidiyor. 28 tabletten oluşan kazı çalışması kitapta da 28 bölümden oluşmuş. Bir yandan Patasana’nın tabletlerini okurken diğer yandan da romanı okuyorsunuz. Bu arada katil kim diye arayıp durmayın :) bu romanında gerçekten çok güzel gizlemiş. Tahmin etsem de değiştirmiş ve kararsız kalmıştım, sonunda çok büyük sürpriz ile karşılaştım.
Cinayetleri anlatmayacağım ama romanda geçen olaylardan ve konulardan biraz biraz bahsedeceğim. Cami Hocasının ölümüyle başlıyor olaylar. Sonra yüzbaşı Eşref’in olayların içine girmesiyle askerlerden ve doğudaki yaşamdan çok fazla söz ediliyor. E tabi işin içinde hem doğu hem asker olunca terör örgütü ve örgütlerine de romanda yer verilmiş. Fırat Nehri’nin kıyılarında gezdirmiş Ahmet Ümit bizi. Cinayet ve arkeoloji çalışması dışında en fazla göze çarpan olay Ermeni Katliamı olmuş. Yazar bunu hem Türkler açısından hem de Ermeniler açısından karşıt görüşlerle tartıştırmış. Her iki tezi de romanda görebiliyorsunuz. Tabi işin içinde Ahmet Ümit olurda aşk olmaz mı ? Tabiki olmaz aşk da var. Arkeolog ile Yüzbaşı’nın kaçamakları romanda yer alıyor. Aynı zamanda cinayet üzerinde de dönen bir aşk mevcut.