Ah benim sevinç bilmez kalbim... unutmak değil bu; pişmanlık değil; yalnızlık değil. Gülün cehennemi. Vazgeçmenin büyüsü. Sonsuzluk hazırlığı. Ölüm evler içiymiş. İyilikle boğuldum.
Yüreğe bu denli dokunan bir dua...
“Çıkmazdayım ya Rab... Hangi duygu ile yürüsem kalbimin yollarında sonu karanlık. Sana çıkmayan her yolda kayboldum, her sevdada boğuldum... Ve şimdi kalbimi acıtan, hayatımı zindana çeviren ne varsa hepsini aldım geldim huzuruna. Sen ki yenilenlerin, yorulanların, kırılanların, düşenlerin de Rabbisin! Merhametinle sar yaralarımı... Her şeyin gelip geçici olduğu şu dünyada kalbimi bâki olana razı et...”
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Albert Camus okudum, baş kaldıramadım; var mıyım, bilemedim. Yusuf atılgan okudum, bilinçaltımı sevmedim. Dostoyevski okudum, acılarla boguldum ama hayatın anlamını bulamadım. O dünya, bana hiç de yabancı gelmedi ; sadece bataklık… Nietzsche okudum ama o kadar güçlü, dirayetli olamadım. Peyamisafa okudum, kimsenin aklını okuyamadım.. Freud okudum ama kendi iç dünyama girmeyi istemedim. O kadar korktuk ki derinliklere inmeye… Çünkü ruhumu şeytana sattım ; Manfred olmakisterken Faust oldum. Her satırda kendimi biraz daha yaklaştım; yaklaştıkça da kaçtım. Okuduklarım beni iflah etmedi, sadece içinde sakladıklarımı yüzüme vurdu. Ve ben, gördüğüm şeyle yaşamayı sectim; anlamayı değil.
Sayfa 8
Felsefe
Bu sevginle beni öldürebileceğini biliyor musun? Biliyor musun, özellikle de yatağa uzanıp seni düşündüğümde (çünkü uykudan önce hep seni düşünürüm) kaç kez gözyaşlarına boğuldum, yüreğim çarpıp durdu, çünkü, çünkü... işte çünkü, beni öyle seviyorsun ki, bense yüreğimi hiçbir suretle hafifletemiyorum, sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum...
Sayfa 187·Kitabı okudu
Alıntı
Bu da oldu Gök bahçesinde boğuldum. Işık içimde kaldı Bildiklerimden soğudum. Söz her şeydi Yalnızlıktı unuttuğum.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Alıntı
Dinle ... Çoktandır sana sor­mak istiyordum: Beni nasıl bu kadar iyi tanıyorsun? Vasya'nın gözyaşları Arkadiy'in eline damlıyordu. - Keşke seni ne kadar sevdiğimi bilseydin Vasya, o za­man bunu sormazdın ... evet! - Doğru, haklısın Arkadiy, bunu bilmiyorum çünkü ... çünkü beni neden bu kadar sevdiğini bilmiyorum! Ya Ar­kadiy, bu sevginle beni öldürebileceğini biliyor musun? Bili­yor musun, özellikle de yatağa uzanıp seni düşündüğümde (çünkü uykudan önce hep seni düşünürüm) kaç kez gözyaş­larına boğuldum, yüreğim çarpıp durdu, çünkü, çünkü ... işte çünkü, beni öyle seviyorsun ki, bense yüreğimi hiçbir suretle hafifletemiyorum, sana nasıl teşekkür edeceğimi bi­lemiyorum ...
Sayfa 187·Kitabı okudu