Bireyleşmenin aşırı bol olduğu dünyamızda ilişkiler iki ucu keskin kılıç gibidir. Güzel düşlerle kabus arasında gidip gelirler. Birinin ne zaman diğerine dönüşeceği bilinmez.
Bir zamanlar yeryüzünün biyerinde lafı bol, işi az bir ülke varmış. Bu ülkenin eski zamanlarda her ülkenin olduğu gibi bir kralı varmış. O ülkede yaşayanlar kralı hiç sevmezlermiş. Yalnız halk değil, sarayda yaşayanlar, kendi adamları bile kralı sevmezlermiş. Doğrusu kral da sevilecek bir kral değilmiş hani...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Japon kadınları, genelde sade giyinirler, ileri yaşta olsalar bile fazla renk değiştirmeden saçlarına bakım yaptırırlar; doğal olmayan renk yerine doğala yakın olanı tercih ederler. Ruj kullanmayı genelde tercih etmezler, cilt bakımı yaparlar veya yaptırırlar ama çok da dikkat çekici olacak düzeyde değiller.Dar pantolon ve etek ancak çok genç yaştakilerde görülebilir. Evlenip çoluk çocuk sahibi olan kadınlar genelde daha bol ve rahat elbiseleri tercih ederler. Mat ve kapalı renkler, kadınlar tarafından tercih edilmezler. Çok açık renkler yarında dikkat çeken tonlar da kadınlann tercihleri arasında ön sırada değildir.Bazı kadınlar kimono giymeyi tercih eder; giyimi ve taşıması yanında araç kullanmayı ve iş yapmayı zorlaştırdığı halde. Geleneğin devamından yana olanlar kimono hususunda daha bir özen gösterirler. Bazı kadınlar ise beğenmiş olsa bile, ipekten imal edilmesi ve belirli bir maliyeti olması nedeniyle kimono yerine modern çizgileri olan günümüze özgü kıyafetleri tercih ederler.Çalışanların sabah, öğle akşam, aynı tempoda işleyen kuaför salonlannı ziyaret ettiği Japon kadınların aradığı nedir?
Tek kelime ile onlar duruluk ve sadelik peşindeler.
Biz, tohumlarımızın düşüp çimlendiği yere ömrümüz boyunca bağlı kalırız. Her bitkinin yetiştiği yerde, kökleri erişebildikleri son sınıra kadar her yıl topraktan besin tuzlarını alır ve zamanla toprağı fakirleştirir, kısırlaştırırlar. Bak, benim çevremde benden türeme hiç alıç fidanı var mı? Fakat şu aşağıda 30-40 metre kadar ileride, Dikmen'e doğru, kayaların dibindeki çukurda gördüğün fidanlar hep benim tohumlarımdan türemedir. Onlar benim çocuğum. Bu altımdaki çekirdekleri yaramaz sığırcıklar yemişlerimi gagalarken vakitsiz düşürmüşlerdir ve onların hiçbirinden alıç fidanı yetişmeyecektir. Onun için tohumlarımızın bizden uzaklaşmalarını, besini bol yerlere düşmelerini isteriz.
Belki hiç hatırına getirmemişsindir ama siz insanlar da bizim tohumlarımıza gösterdiğimiz şefkatten bol bol faydalanırsınıt. Sizin başlıca besinleriniz, bizim kendi yavrularımız, tohumlarımız için hazırladığımız erzaktan başka bir şey değildir. Düşün ki ekmek, kuru sebzeler, yağlar hep bizim tohumlarımızdan elde ettiğiniz besin maddeleridir. Eti de size dolayısıyla biz hazırlarız. Çünkü etinden faydalandığınız hayvanların hepsi ya dal ve yapraklarımızla ya da tohumlarımızla beslenirler.
Bizim yeşertmediğimiz yerlerde çünkü onlar da barınamazlar.