Puan vermedi·%50 (84/168 syf.)·
Roma döneminde dişleri beyazlatmak için idrar kullanıldığını biliyor muydunuz? Ya da Amerikalıların düşmanları kansız yenmek için gay bombası diye bir teori ürettiğini ve bu teorinin nobel ödülü aldığını? İngilizlerin bir dönem eşlerini pazarda açık arttırmayla sattığını? Bir cerrahın erkekler maymun testisleri naklettiğini? Bir maymunu Fransız sandıklarını? Ölen insanları mezarlarından çıkartıp yargılayıp kendini savunamadıkları için idam ettiklerini? Bu ve daha birçok gerçek olduğuna inanmayacağımız ama gerçekten yaşanmış olan tarihi olaylar #orendakitap ‘tan çıkan 50 Tarihi Anekdot kitabında. Frede Royer’in yazıp Mustafa Daş’ın çevirdiği bu kitabı okurken gerçekten hayretler içerisinde kalakaldım. “Bu kadar da olmaz” dediğim çok fazla şey oldu ama gerçekten o kadarı ve daha fazlası olmuş. Sıkıcı bilgilerden sıkıldıysanız hayatınıza renk katacak, ortamlarda çok güzel satabileceğiniz bilgileri içeren bir kitap. Farklı bilgiler için bence kesinlikle okumaya değer.
50 Tarihi AnekdotFrede Royer · Orenda Yayınları · 201992 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 135. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:00
"ELMA CADISI PETRONELLA 3" “Kahkahalar uçuşurken, dostluk her şeyden güçlüydü.” Elma Cadısı Petronella serisinin üçüncü kitabıyla yeniden büyülü bir maceraya yolculuk ediyoruz. Yazar Sabine Städing, “Maceraya devam!” diyerek bu kez kardeşliğin ve affetmenin sımsıcak hikâyesiyle kucaklıyor bizi. Yeni yıl heyecanı, ilk karın büyüsü ve yepyeni maceralar… Yılbaşı yaklaşırken Petronella’nın değirmen evinde büyük bir telaş vardır. Petronella’nın dünyasına bir kez daha konuk olurken, onun kız kardeşleriyle tanışıyor ve yılbaşı hazırlıklarının tatlı telaşına ortak oluyoruz. Yılın ilk karını özlemle bekleyen Pastakreması ikizleri ve yılbaşı hazırlıklarını tamamlamaya çalışan Petronella derken, kimse evin yeni sakinini fark etmez: Cincüce! Bu küçük yaramazlık uzmanı, fark edilmeden içeri sızar ve kahramanlarımızın başına türlü türlü işler açar. Kartopu savaşları, şakalar, kovalama maceraları ve bol kahkaha… Ah, o Cincüce! Gönüllerde taht kurdu. Cincüce karakteri tam anlamıyla bir enerji bombası. Ne yapacağı kestirilemeyen, yaramaz ama bir o kadar da sempatik bu küçük yaratık, “yaramazlık” kavramını komediyle buluşturmayı başarıyor. Yazarın Cincüce’yi bir “problem” kaynağı olarak değil, bağ kurmayı öğreten bir karakter olarak yazması çok değerli. Her şey çok güzeldi ama en çok da korku ve heyecan içinde geçen yakalama kovalamaca beni benden aldı. Sabine Städing’in kalemi gerçekten büyülü. Yazar, karmaşık betimlemelere girmeden akıcı ve mizahi bir dil kullanmış. Cümleler kısa ve anlaşılır, diyaloglar ise doğal ve eğlenceli. Kitap boyunca tempoyu düşürmeyen bir anlatım söz konusu. Özellikle Cincüce’nin yaramazlıklarını okurken çocukların kahkahayı basacağına eminim. Yazarın en büyük başarısı, fantastik unsurları gündelik hayatla o kadar ustaca harmanlamış ki bizler kendimizi
Edebiyat
Elma Cadısı Petronella 3: Kartopu Savaşı ve Cincüce ŞakalarıSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 202521 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
karanlık bir sorgu odası
Puan vermedi·524 syf.·
2026 48. kitabı
İnsanın kendi hayatını yaşadığını sandığı bir anda tarihin ağır ve paslı eliyle ensesinden tutulup başka bir zamana fırlatılmasının romanı. Burada zaman yalnızca saatlerin, ülkelerin, haberlerin ve diplomatik görüşmelerin içinde akan bir şey değildir; zaman, insanın içinden de geçer, kimi insana yarını bekletir, kimi insanın yarınını daha o gün elinden alır. Bu yüzden romanı okurken yalnızca yaklaşan bir savaşın uğultusunu değil, savaş henüz başlamadan çoktan yenilmiş insanların iç seslerini de duyarız. Sartre, savaşı tanklarla, cephelerle, üniformalarla anlatmadan önce, bekleyen insanların terinde, gazeteye eğilmiş gözlerinde, kapalı panjurlarda, bir odanın içindeki sıkıntılı havada, bir ülkenin satılmışlık duygusunda ve kitlelerin aptalca sevinçlerinde gösterir. Yaşanmayan Zaman, bana kalırsa Sartre’ın en güçlü roman tekniklerinden birini bütün ağırlığıyla taşıyan kitaplardan biri. Bir yanda Avrupa’nın siyasi haritası yerinden oynarken, diğer yanda tek tek insanların küçük, kırılgan, çoğu zaman zavallı hayatları akmaya devam eder. Kimi aşkı düşünür, kimi korkusunu saklamaya çalışır, kimi bir gazeteden gelecek habere tutunur, kimi kendi cesaretini ancak felaket kapıya dayandığında ölçebilir. Sartre burada insanı soyut bir özgürlük fikri içinde bırakmaz; onu bir odanın, bir ülkenin, bir bedenin, bir korkunun ve bir karar anının içine kapatır. Özgürlük artık güzel bir kavram değildir. Özgürlük, insanın kaçamadığı şeydir. Seçmemek bile bir seçimdir ve roman boyunca insanın omuzlarına çöken asıl ağırlık budur. Kitabın en çarpıcı taraflarından biri, tarihin büyük cinayetlerinin çoğu zaman büyük gürültülerle değil, tekdüze seslerle, diplomatik cümlelerle, bekleme salonlarında, otel hollerinde ve rahat uykuların ortasında işlenmesidir. Sartre bunu çok iyi bilir. Kitleler
1000Kitap
Yaşanmayan ZamanJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2019964 okunma
7/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:38
Merhaba arkadaşlar. İyi geceler, iyi okumalar ve mutlu bir haftasonu dilerim. Nasılsınız? Jules Verne’nin Fatih Robur kitabıyla aynı ismi taşıyan kahramanını daha evvel ‘Dünyanın Hakimi’ kitabında da görmüştük ama asıl eser yani karakterden bahseden eser bu olduğu için ne yazık ki tam olarak fark edememişiz. Kitabı da şöyle 700-800 sayfalık Jules Verne külliyatlarından zannediyorduk ama 300 sayfaya ancak yaklaşan yine ışıklar içinde başlayan bir roman çıktı karşımıza. Ancak bu ışıkların devamında bu defa bir volkanik bağlantı, bir yanardağ veya insanların başına gelen bir felaketten ziyade kendi döneminde de üst düzey çekiciliği olan Özgürlük Anıtı, Gize Piramidi ve Eyfel Kulesinin üstünde beliren siyah bayraklar dikkatimizi ilk olarak çekiyor. Bunları yapan kişi de Robur’dur. Kitap onun özelinde olduğundan söylemekten çekinmek için de bir nedenimiz yok. Diğer yandan Weldon Enstitüsü ise karşımıza çıkan bir kurum. Bunlar da oldukça ilginç bir bakış açısıyla yaşayan topluluk. Nasıl? Onların düşüncesine göre insanlık bir gün uçak veya helikopter gibi havadan daha ağır taşıtlar yerine onlardan yani havadan daha hafif taşıtlarla göklere egemen olacak düşüncesiyle yaşıyorlar. Gerçi Cesnalar 1955 yılında üretildi ama onlar bile bildiğim kadarıyla havadan ağırlar. Sonuçta uçak hala. Verne ve onun karakteri Robur’un da amacı zaten ağır hava taşıtlarının üstünlüğünü her alanda ve her anlamda kanıtlamak. Bu enstitü için devam ettiğimizde Robur ile birtakım durumlar yaşandığını, buranın başkanı ve sekreterinin de dahil olduğu bir kaçırma vakasını, bu kişilerle beraber dünyanın dört bir yanına gidildiğini de okuyoruz. Burada önemli olan ve ilgimizi çeken kısım ise Albatros isimli geminin (gemi diyoruz ama kendisi uçuyor) ortaya çıkması ve onunla yaşanılan maceralar. Enstitü
Fatih RoburJules Verne · Alfa Yayınları · 202080 okunma
8/10
·264 syf.··
2026 108. kitabı
21 Temmuz 1905 yılında Yıldız Camii avlusunda Sultan II. Abdülhamid Han'a karşı yapılan bombalı suikastin bütün ayrıntılarını bu kitapta bulacaksınız. Bu hain saldırı sonrası kurulan komisyon tarafından yürütülen soruşturmada bu olayla bağlantısı olanların sorgu ve itiraflarına ayrıca onlara yardım edenlerin kimler olduğuna raporlar eşliğinde yer verilmiştir.
Sultan Abdülhamid Han’a Karşı Yapılan Suikastin Perde ArkasıHarun Tuncer · Hamidiye Kitaplığı · 201686 okunma
9/10
·552 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:18
Müthiş bir kitaptı yine. Yeni karakterlere bayıldım. Bobbie karakterini çok sevdim. Genel olarak kitaptaki karakterler biraz bana Asimovun karakterlerini hatırlattı. Okuyan bilir hepsi çok zekidir işin çok ehlidir bu kitapta da olan karakterler gibi.Sonunda da bombaya patlattı gelde 3. kitaba başlama şimdi. Çok popüler olmayan bir seri ülkemizde ne yazık ki.Büyük hakkı yeniyor. Okuyun bir zahmette diğer kitapları da yayınlansın güzel bir seri
Caliban'ın SavaşıJames S. A. Corey · İthaki Yayınları · 2013111 okunma