Ah biçare kadınlar! .. Bizi hiç insan yerine koymazlar. Babalarımız istedikleri adama bizi hediye verircesine verirler. O adamların huyuna suyuna hiç bakmazlar. Biz o adamlarla geçinebilecek miyiz, orasını hiç düşünmezler. Bize bir kere olsun "Falan adamı koca olarak ister misin?" yahut "Kimi koca istersin?" diye sormak yok. Bize sadece "İşte seni falan adama vereceğiz " derler; biz de ses çıkarmayız.
Ama gönlümüz ne der? "Yarabbi, babamın söylediği adam genç olsun, güzel olsun, iyi huylu olsun." Gerçi bazen öyle çıkar. Fakat bazen de tam tersi olur. Gider bakarız ki bize koca olacak adam altmış yaşında yahut bir gözü kör yahut
burunsuz yahut sarhoş yahut ahmak ... Ah siz erkekler, ne kadar zalimsiniz! Bir kızcağızın bir gözü birazcık şaşı olsa yahut bir ayağı hafif topallasa biçare evlenmeksizin ihtiyarlar
gider. Kimse almaya tenezzül etmez. Ama sizin en fenanız, en uğursuzunuz, en sakatınız bakarsın kızların en güzelini, en uslusunu alır da biçareyi esir eder!
Şimdi yanımdaydı, tutamadım! Hâlâ bağırsam sesimi duyabilecek… Sanki gönlümün eli var da boğazımı sıkıyor. Hâlâ koşsam arkasından yetişebileceğim. Sanki gönlümün zinciri var vücudumu sarıyor, gücümü kesiyor. Ayaklarımı birbirine dolaştırıyor.