Kadınların sanatları için ihtiyaç duydukları araç ve yerler için yalvarmaları gerekiyordu ve hiçbirini bulamadıklarında ise ağaçlarda, mağaralarda, ormanlarda ve dolaplarda kendi alanlarını yarattılar.
Hayal kurduğum zamanlarda hayaletler beni ziyaret ediyor. Birtakım insanlar bana geliyor; sesler, müzikler duyuyorum ve bana öyle geliyor ki, sanki bir ormanda, bir deniz kıyısında dolaşıyorum. Böyle anlarda hayata karışmayı, dünya telaşına kapılmayı öyle çok istiyorum ki…
Umut etmekte zorlandığım her şey gerçek olmuştu. Birbirine karışan belirsiz, bulanık hayaller gerçek, gerçek ise ağır, zor ve neşesiz bir hayat olmuştu. Oysa her şey aynıydı.
İnsanlara alışkın olmadıkları iyilikleri yapmanın çok kolay olduğu ıssız köyümüzde sessiz, yalnız bir yaşam; sonra çalışma, faydalı bir çalışma; sonra dinlenme, doğa, kitap, müzik, yakınlık duyduğun bir insanı sevmek, işte benim en çok hayal ettiğim mutluluk bu.
Çevremdeki her şey çocukluğumdan beri sessiz, sakindi, aynı şeylerin ses çıkarmaya başlaması ve birbiriyle yarışır gibi mutlulukla doldurarak ruhuma girmek istemesi için sadece onun gelmesi yetmişti.