Bahçedeki limon ağacının gölgesi odanın içinde, karşımdaki duvara asılmış, sallanıyor, eğiliyor, doğruluyor, direniyordu. Yıkılmıyordu limon ağacı. Çünkü fırtına karşısında zayıflayan genç dallarını, yaşlı kökleri ayakta tutuyordu. Bir ışık, bir gölge oyunuydu Tıpkı benim içinde bulunduğum zihinsel medcezire benziyordu. Bir siniyor dalgalanmalar, bir şiddetleniyordu. Bir susuyor içimdeki sesler, bir çığlık oluyordu.Zaman zaman dalıp gidiyor, bir yerlerde dolanıp duruyor, sonra bedenime geriye dönüyordum. İç içe geçmiş olayların, anıların peşinden koşarken tıpkı şu limon ağacının genç dallarına benzetiyordum kendimi. Ama benim, benim tutacak, buraya, büyüdüğüm yere bağlayacak köküm yoktu.
Kutuplaşmış ve çeteleşmiş ülkede,herkesin yerinin,grubunun,ideolojisinin belli olmasını istenir.Hiç kimse bir birinin üstüne kafa yormaz,onu anlamaya çalışmaz,bağımsız kafaya tahammül etmez.
"Güçlü kadın ne zaman nerede durması gerektiğini bilen kadındır. Bazen erkeğin arkasında bazen yanında bazen de önünde.Duracağı yeri erkek değil kadının sevgisi,hayatın ve olayların akışı belirler."