Azade

Kuraklıkta büyüyen umut
9/10
·105 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 22:48
Bu kitap derin duygular barındırıyor, kuraklığın ortasında kör bir köpek (Kör) ile yaşlı bir adamın yaşam mücadelesi diye adlandırabiliriz ama arkasında çok daha derin anlamlar var. Açlık, susuzluk, kuraklık, yalnızlık temalarının ardına gizlenen gerçekçi insani ve ahlaki duygular. Kör ile ihtiyarın arkadaşlığı bunlardan biriydi ve benim için en dokunaklı ve en beğendiğim kısımlardan biriydi. Bu bağ sadece bir dostluk değil, karşılıklı fedakarlık, sadakat, duygudaşlık ve neredeyse ruhsal bir ortaklık olarak işleniyor. Mesela ona şu konuşmayı yapıyor ve kör köpeğin gözleri yaşarıyor, tabii bizimde. "Kör, dedi sana minnettarım İyi ki varsın Eğer bir sonraki hayatımda bir hayvan olarak yeniden doğarsam Sen olarak doğmak isterim Eğer sen de bir insan olarak yeniden doğacak olursan benim oğlum olarak doğmanı isterim, böylece hayatımız boyunca huzur içinde yaşarız birlikte." Sırf bu bağı hissetmek için bile okunur bu kitap, ama daha bir çok şey bulacağınıza eminim. Bir mısır tanesinin yeşermesi, umut oluyor, hayat oluyor ihtiyara. yaşama sevinci oluyor, yaşamak için bir amaca bağlanmak gerekiyor ya; mısır fidesi için bir gün daha yaşamak onu bir gün daha sulamak, hasat vakti gelene kadar onu çocuğu gibi gözetip koruyup kollamak istiyor. . Şu hayatta kimin bir mısır fidesi yok ki? Kitapla kalın
Edebiyat
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·136 syf.··
2026 16. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 20:24
Bir kitap mı okudum yoksa her anına hayran kaldığım bir film mi izledim diye düşünüyorum. Yani bir karakter bu kadar mı iyi analiz edilir, derinden derinden... Karakterin zihninin en kuytu köşelerine girmiş, oradan çıkardığı şeyleri öyle ustalıkla dökmüş ki satırlara, hayrete düştüm. Kısa, yalın, süslü betimlemelerden uzak ama o kadar yoğun ki hislerin okura ulaşması. her cümle, her sessizlik, her bakış gözünün önünde canlanıyor insanın. Nat (Natalia), genç, deneyimsiz bir çevirmen. Şehirden, geçmişinden kaçmak için ıssız, salaş bir kırsal köye (La Escapa) yerleşiyor. Dökük bir baraka kiralıyor, köpeğiyle yalnızlığını paylaşıyor, çeviri yaparak hayatta kalmaya çalışıyor. Ama kasaba hiç de pastoral değil; tekinsiz, kapalı, önyargılı, mesafeli insanlar… Ve tabii ki “Alman” lakaplı Andreas'la karşılaşması herşeyi değiştiriyor. Film uyarlaması da var (Isabel Coixet'in 2023 yapımı Un amor), Laia Costa başrolde. Kitapta iç dünya çok derin ama film o yoğunluğu yansıtamamış. Ne bir görsel şölen var ne de duyguların yansıması. tam bir uyarlama hüsranı. İzlenmese de olur ama kitap öyle mi. Okuduğum kitaplar için 'mutlaka okuyun' gibi bir cümleyi kolay kolay kuramam ama bu kitap için gönül rahatlığı ile söyleyebiliyorum. Mutlaka okuyun su gibi akıyor pişman olmazsınız.
Edebiyat
Bir AşkSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025269 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 3. kitabı
“İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız” demiyor muydu Kafka. demekle de kalmamış tam da böyle bir kitap yazmış, lakin öyle arı sokması gibi ani bir acıyla kendini göstermiyor da, zehrin vücuda yavaş yavaş yayılması gibi kıvrandırıyor insanı satırlar... . Başlarda koca bir hukuk sisteminin içine gizlenen yüzeysel bir hikaye gibi görünse de; hikaye ilerledikçe görülüyor ki, bilinmeyenlerin arkasına koca koca gerçekleri serpmiş yazar. gerçi bunu birçok yazar yapabilir ama ne suçun, ne suçlunun hakkındaki iddiaların ne de yargılayanların bilinmediği bir kurguda, okuyucuyu sayfalara kopmaz bağlarla bağlamayı her yazar başaramaz. Kitabı ağır okuyan, sıkılan, eleştiren, anlamlandırmayan okuyucular bile sonuna kadar gelmiştir eminim. Bu da hayranlığımı kazanan dilin akıcılığını kanıtlar niteliktedir. . Bazı kitaplarda insan kendini bulur derler ya; bu kitapla tanışmazdan evvel böyle bir kitaba denk geleceğime ihtimal vermiyordum. Josef K. gibi kafası karışık, adalet sistemi içinde hala adaletin varlığını bulmaya çalışırken buluyorum kendimi bazen. Onun arayışları, rahat tavırlarının arkasındaki çırpınışları, sistemin kokuşmuşluğu içinde bayılacak hale gelişi, beklediğinin aksine yaşadığı son... hikayenin içinde vücut buldum diyebilirim. . Kitaplığıma ve içsel dünyama böyle değerli bir eseri yerleştirdiğim -evet tam anlamıyla yerleştirdiğim- için kendimi oldukça kazançlı hissettiğim bir gündeyim. Bir kitap bittiğinde tam da böyle hissetmeli insan.. değerine değer katmalı. . Geciktirmeden okuyun
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202164bin okunma
Evet uzun bir bahardı ama elbette geçti. Sonunda hiçbir şey hissetmedi. Gün gelir her şey tükenir, duygular dahil.
Sayfa 182·Kitabı okudu
Taş olsa çatlardı
Puan vermedi·104 syf.··
2020 9. kitabı
Afganistan’da Taliban rejiminin hüküm sürdüğü günleri daha çok Khaled Hosseini’nin kitaplarından bilsem de, Atiq Rahimi bu dönemi bambaşka bir açıdan ele alıyor. Rejimin ağırlığı altında ezilen binlerce kadının iç sesi olan bu eser, bilinçaltı anlatım tekniğiyle yazılmış, tek kelime ile sarsıcı bir eser. Okurken nefes almayı unuttuğum, derinlere daldığım, donup kaldığım, kendime gelemediğim anlar oldu. İlk olarak televizyon’da filmine denk geldim. Diyalogların neredeyse yok denecek kadar az olması, bunun bir kitaptan uyarlama olduğunu düşündürmüştü. Araştırdıkça, ödüllü bir roman olduğunu keşfettim. Bu kadar kısa olup; toplumun yapısını, kadınların sessizliğini ve savaşın izlerini bu denli derin yansıtan çok az kitap vardır. Savaş sırasında komaya giren kocasına bakmakla yükümlü, iki çocuklu bir kadın… Dışarıdan gelen silah sesleri eşliğinde günlük bakımını yaparken, bir yandan da bastırdığı duygularını anlatmaya başlar. Konuştukça hafiflediğini, rahatladığını fark eder. Efsaneye göre Seng-i Sabur (Sabır Taşı) denilen büyük, siyah bir taş vardır. İnsanlar sırlarını bu taşa anlattıkça dertlerinden arınır, iç huzuruna kavuşurmuş. Taş ise bir gün, içinde biriken keder ve acıya daha fazla dayanamayarak çatlar, parçalanırmış. İşte yatalak adam, kadının Seng-i Sabur’u olur. Kocasının yüzüne karşı söylemeye cesaret edemediği ne varsa, bir bir dökülür dilinden. Ve sonunda öyle bir sır açığa çıkar ki; “taş olsa çatlar” dediğimiz deyimin vuku bulduğu andır. Kesinlikle okunası bir eser, okuyun beni anlayacaksınız
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2010820 okunma