• çoğunlukla hem bu bozukluğa sahip olanlar hem de çevrelerindeki insanlar için yıkıcı bir zihinsel sağlık durumudur. Borderline Kişilik Bozukluğu, öncelikle, duygusal düzensizlikle tanımlanan bir bozukluktur. Kişi ya siyah ya beyaz düşünür. Arada başka herhangi bir seçeneğin olabileceğini düşünemez, reddeder ve çalkantılı ilişkiler yaşar. Ayrıca ruh halindeki yaygın istikrarsızlık, kişiler arası ilişkiler, benlik imgesi, kimlik, davranış ve bireyin benlik duygusunda bir bozulma ile tanımlanır.

    Sınırda kişilik bozukluğu tanısı konulan insanlar hem iç ve hem de dış olmak üzere bir kargaşa dünyasında yaşarlar. Duygularını düzenlemede güçlük çekerler ve çoğu zaman ani değişiklikleri içeren ruh halindedirler. Kendi görüntülerini çarpıtırlar ve temelde değersiz, kötü ve zarar görmüş hissederler. Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar sevgi dolu bir ilişki için özlem duyarken, genellikle öfkeli dürtüsellik, fırtınalı tutkunluk ve sık rastlanan ruh hali değişkenlikleri onları başka yerlere yönlendirir. Borderline kişilik bozukluğu olanların maruz kaldığı rahatsızlıklar iş, ev ve sosyal ortamlarda istihdam edilebilirlik ve ilişkiler de dahil olmak yaşamın psiko-sosyal yönlerinin birçoğu ya da tamamı üzerinde geniş kapsamlı ve yaygın bir olumsuz etkiye sahiptir. Daha da fazlası, bu bozukluğa sahip olanlar, davranışları ve ruh halleri dolayısıyla, toplum tarafından dışlanabilir.

    Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar istikrarsız ilişkilere, son derece tepkisel, yoğun ruh haline ve dürtüsel davranışlara sahiptir. Bu bozukluğa sahip olan kişiler arasında intihar oranı yüksek olmasına rağmen, hedef intihar değildir.
  • Bunu böyle söylediğiniz zaman çılgınca görünüyor, ama benim yaptığım bu işte. Yeni bir insanla tanışıp ondan hoşlandığımda hemen ona veda etmenin nasıl bir şey olacağını hayal etmeye başlıyorum.
  • Kişilik sorunları üzerine...

    -Obsesif (Kompülsif Bozukluk):Kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler.

    -Borderline (Sınırda):Aşırı derecede değişken bir ruh haline sahiptirler,Kendine zarar verebilir veya intihara meyilli olabilirler ve terk edilmişlik hissine sahiptirler.

    -Narsizm(özseverlik):Bir insanın kendisine tapması,kendisine aşık olması,zeka,güç,parasal anlamda zirvanaya ulaşması gibi septomları baş gösterir.

    -Bağımlı Kişilik bozukluğu:Semptomlar olan kişiler başkalarına aşırı güvenme, dayanma ve teslimiyetçi bir davranış sergilerler.Yalnız kalamazlar. Bu kişilerde, depresyon, alkol veya madde kullanımı riski yüksektir.

    -Histrionik kişilik bozukluğu:Aşırı duygusallık, aşırı ilgi görme ve dikkati üzerine çekme isteği, olayları büyütme,abartılmış duygusal tepkiler verme septomları görülür.

    -Paranoid(Paranoya):Baş semptomlar,şüpheci ve güvensiz yaklaşımdır.Bu belirtiler yüzünden ilişkileri çok zayıftır,çünkü genellikle içlerinde kendilerini aşırı derecede büyük görme eğilimi vardır her an büyük bir öfke patlaması yaşayabilirler.

    -Şizotipal bozukluk:Bu kişiler olaylara dışsal tepki vermek yerine tepkilerini içlerinde yaşarlar, bazı sosyal aktivite olaylarında ise aşırı derecede heyecan, alınganlık, kuşkuculuk ve kaygı yaşarlar. Neredeyse hiç yakın ilişkileri yoktur.

    -Şizoid kişilik bozukluğu:Bu bozukluğun baş semptomlar ise,aşırı utangaçlık ve kaçınmadır.Sürekli olarak sosyal aktivitelerden ve yeni insanlarla tanışmaktan kaçınırlar.Anlamlı ilişkiler içine giremez ve yalnız kalırlar. Duygularını ya hiç göstermezler ya da çok yüzeysel duygular yansıtırlar.

    -Pasif-Agresif kişilik bozukluğu:Semptomlar sırasıyla,Kızgınlık, alınganlık, pişmanlık,yüzleşmekten kaçınma,kaygı,düzensizlik,yorgunluk,bezginlik başlıca belirtilerdir.
  • Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu (BPD), bu rahatsızlıktan muzdarip kişinin düşünme, algılama ve ilişki kurma biçimini etkiler. Bu kişi, katı davranabilir ve dolayısıyla, sosyal normlardan sapan uyuşmazlık ve davranışlar ortaya çıkabilir. Borderline kişilik bozukluğunun temel özelliği, kişiler arası ilişkiler ve kişinin kendine dair sahip olduğu imgeyle ilişkili genel bir istikrarsızlık şablonudur.
  • Çocuğun aile dışından bir yetişkin ya da yaş ve gelişim bakımından kendisinden en az 6 yaş büyük bir çocuk tarafından cinsel haz amacıyla kullanılmasıdır. Bu kullanma cinsel ilişkiye zorlama şeklinde olabileceği gibi cinsel organını teşhir etme, çocuğu cinsel organlarını göstermeye zorlama, dokunma, cinsel içerikte görüntüler izletme şeklinde olabilmektedir. Cinsel istismarın her şekli çocuğa birçok açıdan zarar verir. Ancak güvenilen ve bilinen biri tarafından istismara uğramak çocuk için daha ağır sonuçlara yol açabilmektedir.

     
    İstismarın kanunen evlenilmesi mümkün olmayan kişiler arasında gerçekleşmesi durumu ise Ensest olarak tanımlanır. Ensest olgusunun yaşandığı ailelerin genelde sahip oldukları bazı özellikler mevcuttur. Bunlar arasında fakirlik, alkol ve madde kullanımı, boşanma durumu,cinselliğin tabu olması, evde hasta bir ebeveynin varlığı, ebeveyn kontrolünün yetersizliği, enseste uğrayan çocuğun zeka veya fiziksel geriliğe sahip olması gibi etmenler sayılabilir. Ensest vakalarının ortaya çıkarılması toplumsal baskı ve aile bütünlüğünün bozulma endişesi gibi faktörler nedeniyle diğer istismar vakalarına göre daha yüksek oranda gizli tutulmaktadır. Ülkemizdeki ensest vakalarının büyük bir çoğunluğu da gizleme eğilimi nedeniyle ortaya çıkarılamamaktadır.

     
    İstismara uğrayan çocukların yaklaşık %70’nin yaşları 2-10 arasındadır. İstismarcıların %96’sı erkek; %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir. İstismara uğrayan çocukların cinsiyet farkları ise yok denecek kadar azdır. Yani hem kız hem erkek çocuklar hemen hemen aynı oranda cinsel istismara uğramaktadır.


    Bilindiği üzere çocukları özellikle okul çağından sonra sürekli kontrol altında tutmak mümkün olmamaktadır. Cinsel istismar gizli bir eylem olduğundan çevre tarafından da kolaylıkla fark edilmez. Ailenin çocukla sağlıklı bir ilişki içinde olması çocuktan haberdar olmak adına önemlidir. Cinsel istismara uğrayan çocuklar ebeveynlerine (genelde annelerine sözel olan ve sözel olmayan birtakım mesajlar) verebilirler. Örneğin; “…. Abi değişik çamaşırlar giyiyor”, “beni bakıcımla yalnız bırakmayın”, “okuldaki tuvalete gitmekten korkuyorum”, kendimi kirli hissediyorum”, “nasıl hamile olunur”, “arkadaşım tacize uğradığını söylemiş ama ailesi ona inanmamış”… gibi ifadeler kullanıyorsa çocuğunuzu mutlaka dinleyin ve konuyu kapatmasını istemeyin, kesinlikle geçiştirmeyin.

     
    Çocuğun bunu açıklaması durumunda bunu öğrenen ebeveynin/kişinin öfke, korku, panik duygularına kapılması çok olağan, fakat çocuğun özellikle öfke duygusunun kendine yönelik olduğunu düşünmemesi adına mümkün mertebe soğukkanlılıkla konuşmasını bitirmesini çok önemlidir. Aksi takdirde istismarın varlığının veya boyutunun ortaya çıkması engellenmiş olabilir. Özellikle çocuğa “neden” sorusuyla başlayan “neden dikkat etmedin”, “neden sakladın”, “neden engellemedin”, “neden oraya gittin” gibi sorular yöneltmeyin.

     
    Size bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark ederseniz kimsenin sizi duymayacağı ve konuşmanın bölünmeyeceği bir ortama geçin ve çocuğun göz seviyesinde oturarak onunla aktif iletişime geçin. Ona kızmayacağınız ve inanacağınız konusunda güven verin. İfade etmesini engelleyen duygusunu anlamaya çalışarak önce bu konuda onu rahatlatın. Soğukkanlı davranmanız çocuğun daha ayrıntılı konuşmasına olanak sağlar. Herhangi bir istismar sezmeniz durumunda konuşması için onu cesaretlendirecek ve rahat ifade etmesine olanak sağlayabilecek; “sana inanıyorum”, bu senin hatan değil”, “utanılacak bir şey yapmadın”, gibi ifadeler kullanın.


    Siz de gizli tutacağına teminat verin fakat gerekirse yetkililere bildireceğinizi söyleyin.

    ÇOCUKTA CİNSEL İSTİSMARI DÜŞÜNDÜRECEK DURUMLAR

    Sosyal geri çekilme

    Kendisine dokunulduğunda aşırı tepki verme

    Gece kâbuslarının başlaması veya artması

    Okul başarısızlığı

    Yaşına uygun olamayan cinsel davranışlar sergilemesi

    Enürezi (alt ıslatma)

    Parmak emme davranışı

    Aşırı suçluluk duygusunun dışavurumu

    Güvensizlik duygusunun başlaması veya artması

    Korkular

    Yemeye karşı isteksizlik gelişmesi

    Sık sık banyo yapma isteği

    Uyku bozuklukları

    Cinsel içerikli oyun oynamada artış gözlenmesi

    Cinsel söylemlerin başlaması veya artması

     
    CİNSEL İSTİSMARA UĞRAMIŞ ÇOCUKLARDA İLERİ YAŞALARDA GÖRÜLEBİLECEK SORUNLAR

    Psikolojik: Depresyon. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Çoklu Kişilik Bozukluğu, Sosyal Fobi, Madde Kötüye Kullanımı, Cinsel İşlev Bozuklukları, İntihar düşüncesi veya girişimi.

    Sosyal: Güvensizlik, arkadaş edinememe, evlilik ve cinsellikle ilgili olumsuz düşünceler, kendi çocuğunu istismar etme eğilimi, uyum problemleri.

     

    Cinsel istismar sadece fiziksel teması içermediğinden yukarıda bahsedilen belirtilerden bir veya birkaçı her türlü istismarda görülebilecek sorunlardır. Bu sorunların şiddeti ise; istismarın sıklığı, istismarcının tanıdık olması, fiziksel zorlamanın varlığı, istismarın uzun süreli olması, engelleyemediğine yönelik suçluluk duygusu gibi etmenler ile artabilmektedir.

    Tüm bu sorunların tedavisinin mümkün olmasına karşın her şeyden önce yapılması gereken şey çocuğu istismardan korumak ile çocuğa yaşına ve gelişim düzeyine göre korunma yollarını öğretmektir. Bunun için çocuğa aile içinde verilen “mahremiyet eğitimi” büyük önem taşır.

    Mahremiyet Eğitimi’nin altın kuralı; Bedenim Bana Aittir

    *) Dört yaş itibariyle çocuğa bedenin kendine ait olduğu, özel bölgelerine kimsenin izinsiz dokunmaması gerektiği bilinci verilmelidir. Aile bireylerinin çocuğu öperken dahi -her defasında olmasa da- izin istemesi çocuktaki bu bilinci geliştirir. Örneğin çocuğun üzerini değiştirirken ne yapacağınızı ona ifade edip hızlı veya öfkeli biçimde bu eylemleri gerçekleştirmeyin. Sizin çocuğa böyle davranmanız durumu normal karşılamasına ve dışarıdan gelecek böyle bir davranışa da tepkisiz kalmasına neden olur.

    *) Tuvalet temizliğini çocuk kendi yapacak yaşa gelene kadar anne yapmalı okulda ise bakıcı abla veya öğretmeni dışında kimsenin yapmamasına özen gösterilmelidir. Herkesin özel bölgesini görme ve buralara dokunma izni olmadığını bilmelidir.

    *) Çocuk giyinirken kapı tıklanmalı; evde bu sınırların net olması gereklidir.

    *) Uygunsuz kıyafetle çocuğun yanında durulmamalıdır.

    *) Banyo yapılırken kapının kapalı tutulması, çocuğu siz yıkıyorsanız bile “nasılsa çocuk” demeyip diğer aile bireylerine açık şekilde olmaması çocuğun mahremiyet duygusunun gelişmesine neden olacak diğer bir etmendir.

    *) Çocukların özellikle dört yaşından itibaren evde çırılçıplak gezmesine müsaade edilmemelidir. Bu davranış çocuğun başka yerlerde kıyafetinin olmamasından rahatsız olmasına neden olacaktır. Aynı şeklide bedenin kendine ait ve özel olduğu bilinci yerleşecektir.

    *) Çocuklar dudaklarından öpülmemeli, çocuk istediğinde ise bunun çocuklarla yapılmaması gereken bir davranış olduğu ifade edilmelidir.

    *) Çocuklar başkalarının yanında giydirilip soydurulmamalı, başka bir odada kapı kapatılarak yapılmalıdır.

    *)Çocuklara asla özel bölgelerine dokunmak veya sözel olarak ifade edecek şekilde şakalar yapılmamalıdır.

    *)Evde çocukla beraber otururken izlenen televizyon programlarına azami dikkat gösterilmelidir.

    *)Eve girebilecek kişiler ailecek bilinmeli,anne-baba kontrolü yetersiz kalmamalıdır.

    *)İnternet kullanımı ailenin denetimi dışında olmamasına dikkat edilmelidir.

    *)Çocuga anne-babasının odası kapalıysa kapıyı çalarak girmesi gerektiği bilinci yerleştirilmelidir,bu ise ailedeki tüm fertlerin birbirlerinin özel alanına saygı duyması ile gelişir.Çünkü çocuklar söylenenlerden çok davranışlardan etkilenir.

    ( Makale-Psikolog Ayşe Manap )

    http://www.sadecepsikoloji.com/...uk-cinsel-istismari/
  • "Hastalar kendi bakis acilarini esas alarak, ya dünyanin kendi görüslerine uymasi icin cabalarlar(narsistik kisilik bozuklugu) ya da ihtiyaclari ve bu ihtiyaclarin tatmini arasindaki celiskiyi fark edip kendilerini caresizlik ve umutsuzluk duygularina teslim ederler(borderline ve sizoid kisilik bozukluklari)."