Gerçekten ne için yaşıyorsunuz?
Puan vermedi·210 syf.··
2026 1. kitabı
·
223 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 05:02
Belki siz de benim gibi bu kitabı henüz bitirdiniz ve karmaşık duygular içindesiniz. Kitabın sonunda Fugui öküzüyle normal bir şekilde ilerlerken kitabın başındakinden farklı olarak onun tüm hikayesine tanık olduk. İtiraf edeyim, sanırım en çok onun ölmesini istedim kitabın sonuna kadar. Neden böyle bir isteğim vardı bilmiyorum ama sanki diğer karakterlerin çektiği şeylerin asıl sebebinin onun hataları olduğu aklıma kazınmıştı. Youqing küçücükken günün en erken saatlerinde uyanıp ailesini geçindirmek için çalışmak zorunda mıydı? Ya da kız kardeşi o kadar yükü neden çekmişti? Eşinden bahsetmiyorum bile. Ama sonuç olarak Fugui sonuna kadar yaşadı ve belki de onun cezası da buydu. En sevdiklerini, tek sahip olduklarını tek tek toprağa vermesi basitçe ölmesinden daha kötü olabilirdi. Fark ettiyseniz başta yaptığı büyük hata yaşamının gidişatını çok farklı bir yöne soktu. Zenginlik ve bolluk içinde parasını düşünmeden harcarken sefil bir yaşamın içinde buldu kendini. Peki hangisinde gerçekten yaşıyordu? Kitabın adı bize neyi düşündürtmeyi amaçlıyor? Bence nasıl bir hayat yaşarsak yaşayalım her hareketimizde bir anlam bulmayı amaçlamalıyız. Yaptıklarımızı hayatımızın anlamı uğruna yapmalıyız. Boş ve anlamsız bir yaşam beni şahsen boşluğa sürükler ve hiçbir şeyden zevk almamaya başlarım. Maddi zenginlik insana ne kadar haz verse de kitapta gördüğümüz gibi sonu her zaman iyi olmayabiliyor. Hiçbir anlam olmadan yaşamak için yaşamaktansa hedeflerim ve ideallerim peşinde GERÇEKTEN yaşamayı tercih ederim. Yaşamak
Duygu ve Düşünce
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
Puan vermedi
365/17 Sandor Marai'nin külliyatını okumaya niyet etmiş bir okur olarak Eszter'in Mirası 3. okuduğum kitabı oldu. Kitap bittiğinde yazarın bende bıraktığı his şu oldu. Sanki yazarın geçmişte eksik kalan yüzleşmediği ve hesaplaşamadığı biri var ve tüm kitapları ile birlikte bu hesabı tek tek kapatıyor gibi. "Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabında olduğu gibi bu kitabında da geçmişin izleriyle kurulu bir yüzleşme mevcut. Yazar büyük bir sessizliğin içinde güçlü kelimelerle duygularınızı ortaya çıkarıyor. Bu kitabında da eski sevgili ile yıllar sonra bir yüzleşmesini ve bu yüzleşmenin sonunda teslimiyeti derinden hissediyoruz. Kısacık kitabın tek bir boş cümlesi yok. Okurken düşündüren bir kitap arıyorsanız işte öyle bir kitap Eszter'in Mirası
Eszter'in MirasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2023645 okunma
Reklam
8/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 11:55
Bu kitap; pek çok duyu organına hitap eden ve melankoli duygusunu çağrıştıran türde bir yapıt. Ben, kendi adıma eseri gayet tabii beğendiğimi söyleyebilirim. Yapılan iyiliklerin boş ve tutarsız göründüğü bu cihanda, ne gerek vardı ki zaten? Kim ölüyor, kim can veriyorsa versin... İnsan bana göre önce zatıalini düşünmeli; sonra diğerlerine fırsat kalırsa iyilik yapmalıdır. Tabii ki bu eser, Hz. Ali'nin "İyilik iyidir," şeklindeki sözüne bir nazire veya alıntı olarak da görülebilir; ama ben hayatı biraz Makyavelist bir bakış açısıyla yaşamanın, çıkarlarınız doğrultusunda daha isabetli olacağının garantisini verebilirim. Onun haricinde kitap, okumak isteyen herkese tavsiyemdir; (ilk başlardaki abartılı betimlemeler sayılmazsa) gayet akıcı bir dili var.
1000Kitap
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Puan vermedi·374 syf.··
2026 46. kitabı
Genel olarak sevdim, çerezlik bir kitap okuyabilirsiniz. River işi ki bir oğlumuz var bu bir şehrin yoksul tarafında yazıyor. Yarış pisti ve araba tamir atölyesi var. Abisi daha önce çıkan bir ahır yangınında ölmüş. Onu kurtarmaya çalışırken River da bazı yaralar almış. Bir de arada bir gidip sokak dövüşü yapıyor. Ben dövüşlerle ilgili daha farklı bir şey olsun diye bekledim yazar sadece yazmak için eklemiş o kısmı yani ha şu içmeye gitti ha dövüşe gitti gibi bir şey olmuş çok bir anlamı yoktu. Kızımız Marly kendisi saf temiz akıllı bir kız. Babası şehrin başkanı mı valisi mi bir şeyi işte. Babası anası danası yani abisi hepsi kötü canavar gibi insanlar. Marlynin bir arkadaşı var Zara diye onun aklına uyup şehrin diğer tarafına gidiyor gizlice yarış izlemeye. Orada Riverı görüyor ve bam zaten ilk görüşte başlıyor her şey. Spoiler içerir River kızı görünce tanıyor hemen bu kızın abisi olucak it meğerse bizim riverın abisini yakan puştmuş. Başkan ve şeytan oğlu ortalığı yakıp yıkıp oraları da satarak ceplerini para doldurmanın peşindeymiş. Hatta çocuğun elinde ağın yakıldığı videosu vardı ama bu başkan oğlunu korumak için gidip çocuğu tehdit etti eğer o videoyu birilerine vermeyi düşünürsen eğer birilerine bir şey söylemeyi düşünürsen herkesi öldürürüm şunu yaparım bunu yaparım diye tehdit etti çocuk da mecburen o anda susmak zorunda kaldı. Tabi içindeki hırs bitmedi. Bu ölen abinin bebeği de var sevgilisi meğerse hamileymiş yazık.Neysebizim River ilk karşılaşmada gidip Marlye diyor daha sonra gel yine falan. Sonra marly dayanamayıp yine gidiyor. Bu arada Zara ve riverin kankisi jack miydi neydi o da sevgili oluyor. Marly ve River sevgili oluyorlar. Hatta kız ilk defa onunla birlikte oluyor falan. Ailesi tatile gitmiş diye ev boş rahat rahat takılıyorlar. River
RiverRia Wilde · Independently published · 20251 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 6. kitabı
Tam kısa zaman önce kendi isteğimle işten çıktıktan sonra bol bol boş vaktimin olduğu dönemde okuduğum huzur ve umut veren bir kitap. "İki yaşamımız vardır ve ikincisi sadece tek yaşamımız olduğunu fark ettiğimizde başlar."
İki YaşamFabien Toulmé · Desen Yayınları · 2022428 okunma
Siz ne düşünüyorsunuz?
Puan vermedi
Amcamın kıymetli bir hediyesi vesilesiyle başladığım ve Metin Karabaşoğlu’nun kalemiyle ilk defa tanıştığım bu kitap, maalesef 96. sayfada yarım bırakma kararı aldım. Kendimi, yazdıklarını zorla tüketen bir okur olarak değil, hissettiği soğukluğun arkasında duran bir okur olarak görüyorum. Kitap genel hatlarıyla hayata, insana ve inanç dünyasına dair felsefi/dini pencereler açan, yazarın kendine has denemelerinden oluşuyor. Karabaşoğlu’nun akıcı ama bir o kadar da keskin, kendi felsefesini mutlaklaştıran bir kalemi var. Ancak 96. sayfadaki “Kim Payidar Kalacak?” başlıklı bölüme geldiğimde, yazarın bakış açısı ile benim tarih ve saygı anlayışım arasında çok net bir zıtlık belirdi. Yazar bu bölümde, ahiret ve fani/baki kavramlarını işlerken Atatürk’ün o bilinen "Benim nâçiz vücudum..." sözünü kelime kelime masaya yatırıyor. Dünyevi yapıların geçiciliğini anlatmak adına, bu devletin kurucu vizyonunu ve o vizyona emek veren milyonların gayretini "boş bir vehim" veya "aldanış" olarak nitelendiriyor. Ben ne bir fikrin körü körüne fanatiğiyim ne de tarihi tek bir dönemden ibaret görenlerdenim. Benim nazarımda tarih bir bütündür; Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar bu topraklar için can vermiş, kan dökmüş padişahlar, sultanlar, cephedeki erler ne kadar saygıya layıksa, cumhuriyetimizin kurucusu da o kadar saygıya layıktır. Din veya inanç üzerine bir şeyler yazılırken, toplumsal hassasiyetlere ve kurucu değerlere karalamadan, incitmeden, saygı çerçevesinde yaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Kimine göre bu sayfada yazılanlar sıradan bir eleştiri olarak görülebilir, saygı duyarım. Ancak benim için hassas olduğum konularda bir kitaptan soğumak, o yolculuğu bitirmek için yeterli bir sebeptir. Amcamın emeğine saygı duymakla birlikte, kendi düşünce dünyamla taban tabana zıt giden
Din
Küçük ŞeylerMetin Karabaşoğlu · İz Yayıncılık · 2018293 okunma
Reklam
Reklam