Sokollu Mehmet Paşa’nın Drina nehri üzerine ölümsüz köprüyü nasıl yaptırdığını, köprünün iki kıyısındaki Bosna Hersekli müslümanların ve Sırp hristiyanların birbirleri ile uyumlu hayatlarını, Birinci Dünya Savaşına gelinceye kadar yaşananları anlatıyor. Bir çok insan hayatı yaşanmışlıkları ve tarihin akışı var romanda. Sayfalar kelimeler dolu dolu okumak zaman alıyor ama keyifli. Nehir akar gider, zaman akar geçer, kuşaklar geçip gider; ama hayrat Drina köprüsü hep kalır.
Romandan bana kalanlar;
-Sevincini, üzüntüsünü ya da boş vaktini böyle bir yerde geçirmek. Acaba dünyada kaç zengine ya da nasip olmuştur? Şüphesiz az, pek az kişiye.
-Vişegradlıların hayal kurma ve düşünceye dalma eğilimlerinin, karakterlerdeki o üzgün sessizliğin nedenini, Kapiya’da geçirdikleri o düşünceye dalma saatlerinde aramak gerekir demişti. Vişegradlıların, öteki kasabalılarla ölçülünce, zevklerine düşkün, eli açık ve hoppa kişiler oldukları inkar edilemez.
-İşte bütün bunlar, bir kasım günü çocukta, ömrü boyunca hiç geçmeyecek olan maddi bir sızı bırakmıştı, hatta dini, yurdu ve yaşantısı büsbütün değişti halde bile. Bu sepetteki çocuğun ileride ne olduğunu bütün tarih kitapları anlatır. O Sokollu Mehmet Paşa işte yine böyle bir anında eğer uzaklarda kalan Drina’da, iç içe çeşitli acıların toplandığı salı kaldıracak, o sarp ve ıssız kıyıları, ırmağın kestiği yolları bir köprü ile birleştirecek olursa, belki bu açıdan kurtulabileceğini düşündü.
-Kasabanın Müslümanları dinlerine çok bağlıydı. Çünkü daha yeni Müslüman olmuşlardı.
-Halk, çok kolay masal uydurur ve onu çok kolaylıkla yayar.
-Bura halkı, tembel ve miskin olduğu halde, çok hazır cevap ve alaycı idi.
-İki vuruşta bir, çingene, yerde yatan vücuda doğru eğiliyor, kazığın doğru yolda ilerleyip ilerlemediğini bakıyor, hayatla ilgili