Ona göre Tanrı'yı tanımak. O'nu sevmekten daha iyidir. Çünkü sevgi, arzuyu ve amacı beraberinde getirir. Oysa tanımak, herhangi belirli bir düşünce değildir. Tüm kılıfları atıp, "ilgi ve istekten" arınıp, çıplak bir biçimde Tanrı'ya koşmak, O’na değmek ve O'nu anlamaktır.
Sevgi bir soyutlamadır. Belki garip bir varlık, belki de kimsenin göremediği bir Tanrıça. Gerçekte var olan, sevme eylemidir. Sevmek, yaratıcı bir etkinliktir.
Hacca giden kullarınız, bir tünelin içerisinde birbirlerini çiğneyerek 400 kulunuzun ölümüne neden oldukları gibi, bu sene de "şeytan taşlamaktan" dönerlerken, birbirlerini çiğneyerek 280 kulunuzun ölümüne neden oldular. Birbirlerini bir sığır sürüsü gibi çiğneyerek ölümlerine neden olan bu insanlarda, düşünce diye bir şey var mı a Tanrım?
Kendimizi işe karıtırmadan, karşımızdakini kendi bütünlüğü ve "öyle oluşu" içinde görmeyi başarabilirsek, hem onun kendi kişiliğini ve kendine özgü güçlerini tanıyabilir, hem de onu bütün insanlığın bir parçası olarak algılama imkânına kavuşuruz.