Affınıza sığınırım Tanrım: Verdiğiniz ayrı
dinler, ırklar, mezhepler, yaşama koşullarında farklılıklar hep insanlar arasında kötülüklerin, kardeş kavgalarının çıkmasına yol açmıyorlar mı?
Bu Hasan Basri adlı yazar. Küçücük beyniyle ironi yapıp bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Kitapları daniska zaten.
Dinle alakalı zerre bilgisi zaten yok. Saçmalamaktan başka bir şey yaptığı da yok.
Allah tek bir din göndermiştir. Ve kullarına özgür bir irade vermiş. Lakin insanlar mezheplere ayrılmış farklı görüşlere kapılmıştır.
(Hucurât Suresi, 13. Ayet):
"Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve tanışasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık..."
İslam teolojisine göre çeşitlilik, insanların birbirini yok etmesi için değil, "tanışması" (teârüf) ve kültürel etkileşimde bulunması için tasarlanmıştır. Dinlerin veya ırkların varlığı tek başına savaşı zorunlu kılmaz; savaş, insanın bu çeşitliliği bir üstünlük aracı olarak kötüye kullanmasından (kibrinden) doğar..
"Savaşlar Ansiklopedisi" (Encyclopedia of Wars) Verileri:
Tarihçiler Charles Phillips ve Alan Axelrod tarafından yapılan kapsamlı araştırmada, insanlık tarihinde kaydedilen 1.763 savaş incelenmiştir. Bu savaşların sadece %7'den daha azı (yaklaşık 123 savaş) dini nedenlerle çıkmıştır. İnsanlığı en büyük yıkıma uğratan I. ve II. Dünya Savaşları, seküler ideolojiler (faşizm, nazizm, emperyalizm) ve hammadde/sömürge arayışları yüzünden yaşanmıştır. Dolayısıyla kötülüğün kaynağı "ayrı dinler" değil, insanın doymak bilmeyen güç arzusudur.
Herkes kitap yazmasa keşke.
Hallac-ı Mansur'u asan, Nesimi'nin derisini yüzen, Pir Sultan'ı astıran, Şeyh Bedrettin ve Muhyiddin Arabi'yi astıran, ulu çınar Musa Anter'i ve Sivas Madımak Oteli'ni ateşe vererek 37 sanatçıyı diri diri yakanların, hep bu yobaz kullarından oluşu ister istemez insanı derin derin düşündürüyor.
Hasan Basri soruları soruyor ama karşı taraftaki teolojik cevapları ele almıyor. Bu da ilmi muhakeme zayıflığı izlenimi veriyor haklısınız.
Özgür irade, kötülük problemi, adalet, dinlerin tahrifi ve yorum farklılıklarına yüzyıllardır cevaplar verilmiş. Kitabında bunlar dikkate alınmadan sadece sorular ve itirazları sıralanmış.
Ben Hasan Basri'yi daha çok toplumsal eleştirmen olarak gördüm yoksa İbn-i Sina ya da Leibniz gibi filozof değil.
Bu da böyle bir kitap işte:))
Mutluluk ve en büyük hazzı tatmak,
tüm arzuların yerine getirilmesinin bir toplamından ibaret değildir. Yaşamımızın efendisi olmak düşleri, hepimizin bürokrasi makinasının birer çarkı olmamız karşısında, suya düşmüştür.