Mergen

Mergen
@bosanka_devojka
Cehennem başkalarıdır.
Öğretmen
Ankara Üniversitesi
Ankara, 31 Ekim 1986
269 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Çürümüş bir şey sadece çürümüştür.
Yok insanın karanlık yanıymış. Yok çağının baskısına tepkiymiş. Yok özgürlüğün sınırlarını sorguluyormuş. Bir yere kadar tamam. Ama bir noktadan sonra ortada insan kalmıyor. Sadece dürtülerini meşrulaştıran, haz dışında hiçbir ölçü tanımayan bir çöküş kalıyor. Sade sürekli dini, ahlakı ve kutsalı aşağılıyor ama yerine koyduğu şey düpedüz ölçüsüzlük. Ben bu kitabı yarım bırakıyorum. Bir yerden sonra midem kaldırmadı.
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,701 okunma
Geçmişin psikolojik mirası
9/10
·190 syf.··
2026 115. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 16:48
İnsan bireysel bir varlık olduğunu düşünür; fakat çoğu zaman tarihinin, kültürünün ve ait olduğu grubun taşıdığı yüklerle yaşar. Kitabın temel meselesi: İnsan sadece birey değildir. Toplumların da bilinçdışı vardır. Travmalar kuşaktan kuşağa aktarılır. Kimlikler çoğu zaman korkular üzerinden şekillenir. Özellikle “fanus” metaforu oldukça güçlü. İnsan çoğu zaman dünyayı olduğu gibi görmek yerine, ait olduğu grubun ona sunduğu pencereden bakıyor. Fanusun içinde kalan kişi kendini özgür zannetse bile aslında sürekli kendi yankısını dinliyor olabilir. Kitap da anlatılan narsisizm yalnızca bireyin kendini büyük görmesi değil; toplumların da narsistik bir kimlik geliştirebilmesi. Özellikle siyah-beyaz ilişkileri, Güneyli-Kuzeyli ayrımları ve çocuk yetiştirme biçimleri üzerinden narsisizmin toplumsal köklerini anlatmaya çalışıyor. Çocuk bazen daha küçük yaşta: “biz farklıyız,” “biz üstünüz” “onlara güven olmaz” gibi örtük mesajlarla büyüyor. Dürüst olmak gerekirse çoğu kişi kendini bağımsız sanıyor ama kitap, kimliğimizin büyük kısmının bize miras kaldığını söylüyor.
Psikoloji
Fanustaki İnsanlarVamık Volkan · Alfa Yayıncılık · 2009178 okunma
İncelemecik
8/10
·176 syf.··
2026 78. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 23:51
Bu kitabı uzun bir incelemeyle toparlamayı gereksiz buluyorum; çünkü metin tek bir çizgide ilerlemiyor, düşünceyi sürekli çoğaltıyor. Bu yüzden çoğu zaman alıntılarla ilerledim. Yine de net söyleyebilirim: kitap zihnimi oldukça yordu; yer yer aynı yerde dönüp duruyormuşsun hissi verdi Kitapta John Dewey şunu söylüyor: İnsan hazır doğrularla yaşamaz. Deneye deneye, bakıp görerek öğrenir. Aklı ve deneyimi karşı karşıya koymuyor. “Ya akıl ya deneyim” gibi bir zorlamayı direkt reddediyor. Bir düşünce işe yarıyorsa kalır, yaramıyorsa değişir. Ve belki de en değerlisi bu: Sana yeni bir şey öğretmekten çok, eskiden emin olduklarını sorgulatıyor.
Felsefe
Pragmatizm Pratik Bir FelsefeJohn Dewey · Doruk Yayınları · 201619 okunma
Bu kitap şaka gibi ama değil
9/10
·345 syf.··
2026 77. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 13:11
Ruhi Mücerret
Ruhi Mücerret
İlk bakışta absürt mizahıyla güldüren ama alt metninde insanı huzursuz eden bir roman. En güçlü tarafı, ciddi meseleleri ciddiyetle değil, alay ederek anlatması. Bazen hakikat doğrudan söylenince değil, eğilip bükülünce daha görünür olur. Kitapta aşk, alışıldık romantik çerçevenin dışında ele alınıyor. “Aşk, sizde olmayan bir şeyi, bunu sizden istemeyen birine vermeye çalışmaktır.” Aşkı bir tamamlanma değil, eksikliğin dışa taşması olarak görür. İnsan, kendisinde olmayanı başkasında arar ve çoğu zaman yanlış kişiye anlam yükler. Sonuç kaçınılmazdır: hayal kırıklığı :( Romanın en çarpıcı damarlarından biri hakikat–yalan gerilimi: “Yalan insanı aptallaştırır, hakikat ise delirtir.” Bu cümle, modern insanın trajedisini özetler. Yalan konforludur, çünkü düşünmeyi gerektirmez. Hakikat ise ağırdır; zihni zorlar, insanı huzursuz eder. Romanın insan tasviri de oldukça karanlık insan ilişkilerindeki kırılganlığı gösteriyor. Kitap seni eğlendirmek için yazılmış gibi ama aslında pek de öyle değil. Güldürüyor ama içten içe dürtüyor.
Edebiyat
Ruhi MücerretMurat Menteş · Alfa Yayınları · 202018,2bin okunma
Okumak yetmez, düşünmek gerek
9/10
·112 syf.··
2026 74. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 16:50
Kant, Schopenhauer ve Heidegger’in denemeleri bir arada sunulmuş. Başta kafa karıştırıcı gibi görünse de, aslında hepsi aynı şeye işaret ediyor: düşünmek zor ama gerekli. Schopenhauer, kitap filozoflarını sert bir dille eleştiriyor: “Her okuduğu kitaptan etkilenip, kendi düşüncesini kaybedenler” der gibi. Başkasının fikirleriyle yaşayan, keskinliği kaybolmuş kafalar. Heidegger ise daha sessiz ama derin bir şekilde rahatsız ediyor: “Biz okunmayan bir işaretiz” ve “bizden kendini geri çeken geri çekilişiyle peşimizden sürükler.” Yani kaçtığını sandığın şey, seni bırakmıyor; düşünmeye çağırıyor. Kısacası: Bu kitap sadece okumakla bitmiyor, üzerine düşünmek gerekiyor. Bir çağı aydınlatmak yavaş ve zahmetli bir iş; dış engeller var ama asıl zorluk, insanların kendi isteksizliğinde, tembelliğinde. Kolay olanı seçmek, alışkanlıklara sığınmak, “biri düşünsün ben de uyarım” demek daha rahat gelir. Düşünmeye karşı isteksizlik, sadece kişisel bir eksiklik değil, çoğu zaman farkına bile varmadan, bizi peşinden sürükleyen bir yük haline gelir.
Felsefe-Düşünce
Düşüncenin ÇağrısıArthur Schopenhauer · Say · 2022959 okunma