Seçim gücümüz ve özgürlüğümüz, uyarıcı ve tepki arasındaki o boşlukta yatar diye bir söz vardır. Yani aradaki boşluğu ne kadar geniş tutabilirsek vereceğimiz cevabın gücü o kadar artacaktır
Eskiden kalbimin işgal ettiği boşluğa hakikatin sızmasına engel olamıyorum. Ona karşı başımı iki yana sallıyorum ama hakikat içimi o kadar hızlı bir şekilde dolduruyor ki nefes bile alamıyorum.
Hayatın bir döneminde farkına varmadan kendi ayaklarımızla düştüğümüz ecel gibi bir yer var. Ne ileri gidebildiğimiz ne geri denebildiğimiz bir yer orası; kocaman bir boşluktan ibaret. Yasamak için de, ölmek için de geç kaldığımız yer. Zamanın hükmünü yitirdiği bir durağanlık. Birbirine çok benzeyen sokaklarda yön duygusunu yitirince yaşadığımız kaybolma hissi. Bomboş, sessiz, her yere uzak. Her yere, insanın kendi varlığına bile uzak. Bir rüyada konuşmak, bağırmak için ağzını açtığında sesinin çıkmaması hali. Adimlarin gitgide agirlastigì yer. Oraya gelince -savrulunca mı demeliyim neden sorusunun bir hükmü kalmıyor. Sen de sorma. Oradaydım.