NEYDİ BU YA
10/10
·
Beğendi
Başta şunu söyleyeyim, herkesin dediği gibi o kadar korkutucu değildi… (yalan söyleme şrfsiz) Şaka yapıyorum tabii ki. BU NASIL BİR KİTAP Hatırladıkça tansiyonum, şekerim mümkünatı varsa her şeyim yükseliyor. Bu kitapta karakter gelişimi ağırlıklıydı sanki… yani ondandı bunlar. Hele ormandaki Darenova konuşması? Lilith senle denk düşmeyelim çırparım seni. Ama şimdi yalan yok, güçlü hanımdı kendisi. Sadece burnunu sokmaması gereken şeylere soktu sonu da değişik olmadı. Kitapta en çok kırıldığım karakter Daren’di. Ama gelişimi için bu lazımdı, krallığına daha bağlı, takıntılarından biraz daha arınabilmiş Daren okuduk. Bazı davranışları fazla kırıcıydı, Nova olsam yüzüne bakmazdım (yln valla) Nova, krallığını alsın, halkı güvensin ona diye Daren’e hep yardım etti. Yöntemleri tartışmalı tabii, ama o kadar gurur duydum ki ikisiyle de, Daren’e olan kırgınlığımı boşverdim. İkiz alev bağıyla son bir gece geçirdiler ve bağları koptu. (Aslında kopmadı… ama spoi olur, vermiyorum kardeşim.) Daren kanatlarını aldı… Ya Novası vardı onun, şimdi o yok… İyi ki dördüncü kitabı da almışım dedim, o sonu ilk çıktığında okusaydım herhalde travma geçirip emolaşırdım. Kendinizi kötü hissetmeyin, su baloncuğuyla ejderha beyefendimiz halledecek her şeyi :)
Deliler ve CellatlarN. G. Kabal · Dex Yayınevi · 20242,311 okunma
Meleğin Şeytanı ya da Şeytanın Meleği
9/10
·576 syf.··
2025 59. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 19:45
John Langdon'ın Good and Evil tablosu tablosunu Robert Langdon yorumluyor, kitabın tek cümlelik anlatımı sayılabilir yani kitap yazarın diğer eserleri gibi okuduğundan fazlasını vermiş oluyor! Dil kısmında yeterince iyi değil ama verdikleri yeterliliği aşıyor. Kitabın adı Angel and Demon Angel and Devil, Satan, Evil, Adversary değil, bu bile çok fazla anlam taşıyor. Daimon saf kötü müdür ki? Bu yüzden Angel ile aynı yerde durabilecek romana en uygun kelime Demon ancak keşke kitabın adıyla gelen tanımlayamayacağım beklenti sonlara doğru beni kemirmeseydi. Başka daha iyi adı olabilirdi, bu da çok iyi ama yazardan beklediğim başkaydı yine de temelde unsurun bilim mi din mi sorusundan öte oluşuyla paralellik gösteren bir ada sahip olması muhteşem! Kitapta karşıma çıkan ambigram, kendisini kendimce oluşturmaya çalıştığım yıllardan sonra tekrardan görmek, uzak ve geride kalmış sandalın arkasından rüzgarın esmemesini dilemek gibiydi. Rüzgarı boşverdim, sandalda takılı kaldım ve kitap gölü bana tekrardan hatırlattı, sanki rüzgar esintisini arzulayacaktım bir an. Amerikalı tipograf John Langdon'ın varlığıyla da bu sıralar karşılaştım, ad benzerliklerine şaşmamak gerek ki kitabın kurgusu Gérard Genette'nin Palimpsestes'teki yaratıcılık kavramına örnek teşkil ediyor.( Açıkçası Gérard Genette'nin Palimpsestes eseri Fransızca olarak elimde ve çevirisi lazım bu yüzden ana fikriyle yetiniyorum. ) Diğer kitaplarında da çokça karşılaştığım bir konu var, verilen bilgilerin kaçının doğru ya da gerçek olup olmaması. Bu yönünden kitabın okurken sorgulamayı kafamıza vura vura hatırlatıyor olduğunu söyleyebilirim. Bunlardan biri şu diyalog olmalı: "Sürekli kiliseye gidiyorum ve pek de güneşe tapınmaya rastlamıyorum!" "Gerçekten mi? Peki, yirmi beş aralıkta neyi kutluyorsunuz?" "Noel'i. Hz.
Melekler ve ŞeytanlarDan Brown · Altın Kitaplar · 200442bin okunma
Reklam
10/10
·272 syf.··
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 14:39
Bu Mektup Hz.Ömer radıyallahu anh'dan Hepimize.... "Eskiden ben böyle değildim neden boşverdim" diyorsan bu mektubu okuma zamanın gelmiş demektir. "Arkadaşım böyle değildi neden değişti" diyorsan bu mektubu okuma zamanın gelmiştir. Dünya işlerine kapıldığını, günahlarının seni boğduğunu hissediyorsan bu mektubu ve bu mektupta geçen Ğafir Suresi'nin ilk ayetlerini okuma zamanın gelmiş demektir. Ömer radıyallahu anhın halifeliği döneminde Şam'dan gelmiş, güçlü, kuvvetli bir adam vardı. Ömer radıyallahu anhı ziyaret eder, Ömer de onu tanırdı. Bir müddet adam ortalarda görünmeyince Ömer radıyallahu anh, arkadaşlarına onun nerede olduğunu sordu. Arkadaşları adamın bozulduğunu, eskisi gibi olmadığını, kendini içkiye verdiğini söylediler. Ömer radıyallahu anh, kâtibini yanına çağırdı ve şu sözleri yazmasını emretti: "Yaz! Ömer bin Hattab'dan falanca oğlu falancaya! Allah'ın selamı üzerine olsun. Ben kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan, günahı bağışlayan, tövbeleri kabul eden, azabı şiddetli, lütfu bol olan Allah'a hamdederim. Ondan başka ilâh yoktur, dönüş ancak onadır." Kâtip söylenenleri yazdı, Ömer'in mektubu tamamlanmıştı. Mektubun alınıp içkili olmadığı bir anda o adama teslim edilmesini emretti. Mektubu gönderirken de arkadaşlarına dönerek: "Kardeşiniz için Allah'a dua edin. Dua edin ki kalbi ona yönelsin, Allah da tövbesini kabul etsin" dedi. Ömer'in mektubu teslim etmek için görevlendirdiği kişi adamın sarhoş olmadığı, ayık olduğu zamanını kolladı ve mektubu ona teslim etti. Adam Ömer'in mektubunu alıp okumaya başladı. Tekrar tekrar okudu. "Allah beni azabından sakındırdı ve bağışlayacağını vaat etti." Bu cümleyi kendi kendine ağlayarak birçok defa tekrar etti. Sonra güzelce tevbe etti, bulunduğu o kötü durumdan kurtuldu. Ömer radıyallahu anh, adamın tövbe
Rahmetine Sığındım AllahımHafsa Bilgin · Tahlil Yayınları · 2024113 okunma
9/10
·132 syf.··
2025 44. kitabı
Herkese merhaba canım sayfamı nasıl da boşverdim dimi. Okumadığımdan değil paylaşmadığımdan bu ara bıraksalar sıfır şey paylaşacağım da bakmayın. Bu sayfanın en az,öz net kitap yorumunu bırakmaya geldim. Mahal Edebiyat'ı siz değerli,yarı değerli bir de yapay zekadan yorum toplayan değersizlerden görüyordum. Açıkçası merakımdı sonunda üçlü bir kargo ile buluştum Geleyim kitaba yazarın kızgınlıklarına kırgınlıklar ekleyerek oluşturduğu post-modern bir yolculuk kitap. Zaman dediğiniz farklı akmış tek hakim olduğunuz birçok mekanın olduğu bir kitap. Ayvalıktan tutun İstiklal'e bir ara İğneada'ya mi gittim lan ben dediğim oldu. Ayrıca en çok zannedişler kısmında yazarla göz göze geldim sanki. Kısacası ben farklılık severim başkalarının kızgınlıklarında kendi sinirimle boğuşurum bir okuyucuyumdur bana farklı bir zaman yarattı kitap. Farklı bir şeylere açık olanlara gönülden öneridir...
Sendrom PavyonuMete Karagöl · Mahal Edebiyat Yayınları · 202516 okunma
9/10
·540 syf.··
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 00:00
Yazım dili akıcıydı. Çok betimleme de yoktu. Feyre ilk başlarda sinir bozucu olsa da kitabın sonunda bayıldım bayıldım. O aksiyon sahnelerini geri dönüp yine okudum. Kitabın ilk başlarında Feyre'nin enayilik bağırttı yani. Ailesi için bu kadar uğraşması bir söz yüzündenmiş de falan da... Valla enayi ya. Nesta’ya ayrı gıcığım zaten. Neden bu kadar sinir bozucu davrandığını öğrendiğimde hiç tatmin olmadım. Yani kardeşin ailesi için o kadar uğraşıyor ve senin kötü davranma sebebin bu muydu? Saçmalık. Feyre, perilerin ölümsüz olduğunu bilmesine rağmen inatla bıçak alması bir zamandan sonra baydı beni ama bir yandan kendisini korumak istediğini, içgüdüleriyle hareket ettiğini hatırladıkça boşverdim. Kitabın sonu son gibi bitti, 2. kitap niye var anlamış değilim ama neyse. Güzeldi, diğer kitabını okumaya gidiyorum.
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
Spoiler olabilir!
3/10
·480 syf.··
2024 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 16:28
Kitap baştan sona klişelerden oluşuyor. İlk görüşte etkilenmeyi boşverdim, orası işin tadı tuzu, ama her yakınlaşmada on kere telefon çalıp yakınlaşmayı bölerse, on birincide ben artık derim ki yeter, bu kadar klişe fazla. Baş erkek karakterimiz Andreas hiç çekici değil. Bizim yaz dizilerinde ki baş erkek karakter gibi birisi. İlla birisine beslediğin duygunun aşk olduğunu anlamak için bir başkasının mı bunu dillendirmesi gerekiyor? Çünkü bunda tam olarak böyle oldu. Yasemin'in yaptığı salaklığı atlatamadan, Andreas'ın sergilediği bu performans ile beynime kalıcı bir hasar yemiş bulunmaktayım. Ama bu konuya girmeden önce, "Türk kadını zorludur, Türk kadını inatçıdır, Türk kadını şöyledir, böyledir," diyerekten Türk kızımız Yasemin'in yaptığı salaklığa gelelim. Andreas'ın ne olduğunu baştan sona biliyordu. Hatta yüz yüze gelmeden öncesinde bile ortak tanıdıklarla ve babalarının iş ortağı olmasıyla zaten Andreas'ın ne olduğunu birinci elden duyup şahit olmuş birisiydi. Eee, biliyor ama neden saçma sapan triplere girip Andreas'ı dinlemeden, saymadan terk ediyor? Eskiden olmuş bir şeyi neden kafada kuruyor? Adamın geçmişi, ünü, şöhreti, her haltı belli. Hatta çapkınlığı Rusya sınırlarını aşmış ve ona rağmen buz ile inşa edip şekillendirdiği kalesini adamın yakışıklılığıyla eritip nazlı nazlı koynuna sokuldu. Hani zorlu kadınımıza ne oldu? Bizim yirmi bir günde eriyip bitti. Andreas'ın bakış açısıyla okuduğumuz için, Yasemin'in fark etmediği şeyleri okuyup fark etmiş ve çoğunlukla Andreas'a empati yapmış olabilirim ama bu adamın ne halt olduğunu bilmemize rağmen bu çapkın erkek karakteri konu alan yaz dizilerimizin çakması olan Rus adamımız uğraştı. Bunu Yasemin de biliyordu, en azından hissediyordu. Bu yirmi bir günde onca şey yaşamalarına rağmen Andreas'ın
1K
Uluslararası Bir Aşk HikayesiMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 2020744 okunma
Reklam
Reklam