Puan vermedi·463 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:00
Merhaba sevgili sadık okur. Okurken “ne olacak?” değil, “bu kitap ne anlatmak istiyor?” diye düşünüp delirmeye hazır mısın ? . Çünkü Buick 8 bir olay kitabı değil, net bir şekilde bir durum kitabı. Stephen King burada korkutmayı, şoke etmeyi ya da tempolu bir gizem çözmeyi hedeflememiş. Amaç başka. Bilinmeyenle yaşamak, cevapsız soruları bosversene ve her şeyin bir açıklaması olmak zorunda olmadığını kabullenmek.. Bu yüzden okuması çok zor. Hele benim gibi neden-sonuç konusunda takıntıları olan cevapsız soruları sevmeyen biriyseniz daha zor. Ben açıkçası sıkıldım. Hikâye ağır ilerliyor, tekrarlar var ve tempo bilerek düşük tutulmuş. Buna rağmen ilginç ki kitap beni tamamen de bırakmadı; çünkü sürekli “peki bu nereye bağlanacak?” Diye düşündüm. King’in kurduğu atmosfer merak duygusunu diri tutuyor ama o merak, klasik bir tatminle karşılık bulmuyor. Sürekli sonuç beklerim ama hüsran. Bence Buick 8, Stephen King’i korku/gerilim üzerinden okumaya alışmış okurlar için hiç uygun değil. Çünkü ani korku,hızlı bir tempo ya da net bir çözüm yok. Daha çok kasvetli bir bekleyiş hakim. anlatılan kadar anlatılmayan bir hikâye ve bu hikayenin bilinmeyenin rahatsız edici bir ağırlığı var. King bu kitapta canavarı göstermemiş. Bu da herkesin seveceği bir anlatım şekli değil. Benim için zor ilerleyen ama tamamen de kopamadığım, merakla sıkıntı arasında gidip gelen bir okuma oldu. Kısacası: Buick 8, Stephen King’in herkese hitap etmeyen işlerinden biri. Ne aradığını bilen okur için anlamlı olabilir ama King’den klasik korku/gerilim bekleyenler büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşar.
Kitap Alıntısı
Buick 8Stephen King · Altın Kitaplar · 2003638 okunma
BÜŞRA SANAY'a sevgilerle
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 22:25
"Kaç yaşıma geldim, kaç yaş aldım, bilmiyorum; ama ben hep o yaştayım. Asla kopamadım o günden. O karanlık gün ya da gece... hepsi birbirine karıştı. Hatırlamıyorum da zaten: Gökyüzünde Güneş mi vardı, Ay mı? Bir önemi yok da zaten. Önemli dedim... Evet, evet, önemli. Neydi önemli olan? Yaşamak mı? Boşversene! Ben ben olmaktan çıkmışım. Başka biri olmuşum. Şimdi nasıl güveneyim insanlara, söyler misin? Tanıdığım gibi değil kimse; ki ben de tanıdığım gibi değilim. Dün aynadan baktığım kişi ile bugün baktığım kişi bambaşka. Ah, öyle canım acıyor ki! Öyle bir umutsuzluk ki bu... İnsan hiç aynalara küser mi? Küsermiş. Küstüm de zaten. Her gün daha fazla ölmek istemek ya da öldürmek... Hangisi daha mantıklı? Aklım bana oyunlar oynuyor. Keşke uyansam bu kâbustan! Ya da biri uyandırsa ve dese ki: 'Korkma, sadece bir rüya!' Ne çok isterdim. Ama zor. Çok zor. Çok zayıfladım, hem de çok. Midem artık hiçbir şeyi almıyor; o da yaşlandı. Yemek yemeye zamanımda yok iştahım da. Sadece beynimi kemiren bir düşünce var: Kocaman bir 'Neden?' Düşünüyorum da, acaba benim mi suçum? Sonra dönüp saçmalığıma gülüyorum. Hayır ya, ne alakası var! Ben masumum bir kere. Ortada bir suçlu varsa, o da beni bu düşünceyle baş başa bırakanlardır. Beni böyle düşünmeye itenlerdir. Çok değiştim. Ben artık eski ben değilim. Eskiden yalnızlığı severken şimdi kalabalıkların içindeyim. Yalnız uyanmak içimden gelmiyor. Sırtımı insanlara yaslamak istiyorum ama artık onlara da güvenemiyorum. Yalnız kalmak berbat bir şey. Neden mi? Çünkü yalnız kalınca ölümü düşünüyorum. Ve ölüm uzakta değil, çok çok yakınımda. Böyle olmaz yaşanmaz böyle. Bu döngüyü kırmalı ve nihayet kendimle barışmalıyım. Zaten çabalıyorum da. Her güne gözlerimi açtığımda içimde yeni umutlar filizleniyor. Neden mi? Çünkü bunu en çok kendime
1000Kitap
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2025 15:55
‘Sonra Gözler Görür’ Körburun ve Harika Bir Hayat’ tan sonra Hikmet Hükümenoğlu külliyatından okuduğum üçüncü kitap oldu. Diğer iki kitabında uzun bir zaman dilimine yayılmış hayatları ve olayları anlatan Hükümenoğlu bu kitabında bir hafta içerisinde sonuçlanan temposu hiç düşmeyen bir polisiye ile karşımıza çıkıyor. Hükümenoğlu her kitabında farklı bir tarz fakat aynı sade dili kullanarak bize çok güzel bir okuma keyfi tattırıyor. . . Çocukluğunun geçtiği kente yıllar sonra dönen gazeteci Ezgi Sezgin kendini bir anda bir cinayet dosyasının ortasında bulur. Çocukluk arkadaşları Mert, Orhan, Mercan ve Cüneyt’in etrafında daha da karmaşık bir hale dönen bu cinayeti çözmeye çalışan Ezgi Sezgin geçmişin sırları arasında da yolunu bulmaya çalışır. Tanıdığımız ama hayali bir kent üzerinden yıllar içerisinde değişen ilişkileri anlatan bu romanda Hükümenoğlu özellikle farklı karakterleri bize çok güzel anlatıyor. . . Okuduğum bu üçüncü kitap sonrasında Hikmet Hükümenoğlu ile ilgili farkettiğim önemli bir şey de yazarın Edip Cansever hayranlığı oldu. Nasıl bazı yazarlar kitaplarına ismini verirken çok sevdikleri şairlerin dizelerini kullanırsa ( Javier Marias ve Shakespeare dizeleri gibi ) bu kitabında da Hükümenoğlu Edip Cansever’in Boşversene Sen Niye Beklemeli şiirinin dizelerini kullanmış. Körburun romanının finalinde karşılaştığımız Edip Cansever dizeleri bu romanda daha en başta karşımıza çıkıyor. . . Hikmet Hükümenoğlu sayesinde yeniden başucuma aldığım Edip Cansever şiirlerinden bu kitaba adını da veren dizeleri buraya bırakıyorum. . . Yürek bir kez görür, sonra hep gözler görür. Ben onu yüreğimle görmüşüm anlaşılan Çözüldü artık o büyü Yanımda sıcaklığı parmaklarımı acıtan bir haziran Üstelik çoktan buldum aradığım o yeri…
Sonra Gözler GörürHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20241,336 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
Beğendi
·
2024 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 13:57
Linwood Barclay >< Psikoz >< "Haritayı ben okurum, baba,'' diye önerdi. Babam önce onu duymazdan geldi ama Thomas israr etti. Sonunda babam, boşversene, bırakalım da çocuk ise yaradığını düşünsün dedi. Ama Thomas oyun oynamıyordu. Henüz okumayı bile bilmeden kitap sayfalarını karıştırarak kelimeler uyduran çocuklar gibi yolu bulur numarası yapmıyordu. Thomas haritaya yalnızca birkaç saniye baktıktan sonra, "On mil daha 90 otobanında kal ve sonra doğu yönünde 22'ye sap," gibi bir şey söyledi. "Ver bakayım," dedi babam, haritayı alıp direksiyonun üzerinde incelerken. "Olacak iş değil," dedi. "'Çocuk haklı." Bu tutku çocukluğunda başlamıştı. Thomas Kilbride, haritalarla bir bağımlı gibi ilgilenen ve bilgisayar başından kalkmayan bir şizofrendir. Maalesef bu hastalıkla büyüyen Thomas kendine devlet tarafından gizli bir görev verilmis olduğuna inanmakta ve Whirl360 programı ile tüm gün bilgisayar karşısında ülkenin sokaklarını, caddelerini, gezip ezberlemektedir. Babalarını kaybettikten sonra Rey kardeşi Thomas ile ilgilenmeye başlar Onun için elinden gelen her şeyi yapmakta sosyalleşmesi için her türlü adımı atmaktadır ama Thomas'ın Bu konuda bir gelişim gösterdiği söylenemez. Bir gün gene bilgisayar başında program üzerinde gezerken New York'ta bir sokakta hiç yapmadığı bir şeyi yapıp kameranın açısını ikinci katın üstüne çevirir orada gördüğü görüntü dikkatini çeker ve yakınlaştırır pencere dışındaki klima kutusunun üstünde başına poşet geçirilmiş bir kafa görür Bu bir cinayeti işaret eder bu saatten sonra Thomas bunu mutlaka öğrenmelidir abisini bu konuda ikna eder o adrese gönderir. Fakat Rey kardeşinin şüphelerini bir nebze olsun rahatlatmak için bu işin içine girdiğinde başına geleceklerden habersizdir. Bu saatten sonra olaylar kurgusu başlıyor. Yazarın sizi
PsikozLinwood Barclay · Koridor Yayıncılık · 2016939 okunma
9/10
·256 syf.·
2024 49. kitabı
Yaşar Kemal Türkçe’dir. Türkçe’nin kendisidir. Yaşar Kemal nesir yazar ama Yaşar Kemal ozandır. (Livaneli) İnsan dostunu bu kadar güzel anlatabilir. Yaşar Kemal’in tam anlaşılamadığından bahsedıyor. Boşversene üstat “Çanağında balın olsun, Bağdattan arı gelir” Anlamayan okumasın zaten Kitap efsane Alın Aldırın Okuyun
Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar KemalZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi Yayınları · 20212,856 okunma
Ey Aşk..
9/10
·288 syf.·
2023 13. kitabı
Kitabı az önce gözyaşları içinde bitirdim. Ve alışılagelmiş bir cümle ile giriş yapıyorum; Böyle aşklar kalmadı maalesef.. Her hikayeye ayrı gün bakmak, üstünde düşünmek, hikayeleri hakkında araştırmalar yapmak istedim. Bildiklerimin dışında okuduklarım beni daha çok etkiledi. -Ah Naciye ne çok üzüldüm sana, tüm aile sorumluluklarını tek başına üstlenmene, özlemlerine, kendini hep ikinci planda hissetmene, kocanın ölmediğine bi türlü inanmana.. Enver Paşa'ya tarih kitaplarından ötürü tavırlıydım ama kendince güzel sevmiş.. -Ah Piraye, peki sen? Herşeyden vazgeçip, sana değil aşka aşık bir adamın 'günümüzde Love Bombing olarak tanımlanan' peşi sıra harap oldun.. Nazım Hikmet seni en büyük aşık sanardım hep ama sen bildiğin günümüz sığ adamlarından çıktın. Otur sıfır. -Ahhhh sevgili Çiğdem... Senin, Melih ile resimlerine bakınca o aşkı gözlerinden nasıl güzel okuyorum. O şarkılar, o hisler, o aşk.. Keşke Melih'in ile son nefesine kadar yaşama şansın olsaydı.. Yaş farkıymış, boşversene derdim sana. Ama en çok merak ettiğim; Ölümünden sadece bikaç ay önce evlenen Melih'in nikahında neler hissettiğin.. Beni duyuyusan bil ki Melih senden sonra tam olmadı asla..
1000Kitap
Yüzyılın AşklarıCan Dündar · Can Yayınları · 20151,419 okunma