Buick 8 gece mavisidir. Ama sevgili okurlar ona dikkat edin çünkü kendisi bebek yüzlü bir katildir. Pennsylvania polis teşkilatındaki Ekip D'ye aittir. Aslında en çok Memur Curtis ve Ennis bu arabanın bir parçası olmuştur. Liseye gittiğim yıllarda kafamın içini allak bullak eden ve King meraklılarının acaba ''Christine'' tarzı bir roman ile mi karşı karşıyayız sorusunu duyar gibiyim. Hem evet ama çoğu yönden de hayır bu sorunun cevabı. Hayatın her köşesinde aramıza birden dahil olmuş bir yabancı bir Buick hep var ve olacak. Ve bana katılır mısınız bilmiyorum ama hepimiz bisikletten tutun da motosiklete kadar ve arabalarımıza dek bu çılgınlığın bir parçasıyız. Materyale çok değer verip onu bizler de canlandırmıyor muyuz? Ben her şeyin bir ruhu olduğuna inanırım. Buna kalbi atmayan tüm nesneler de dahil. Sevgili kitap dostları bu kitap size durağan ve sıkıcı gelebilir. O yüzden Stephen King'i ilk kez okuyacak arkadaşlara önermiyorum, Buick 8 ile başlamayın. Buick 8
Ancak 200 sayfa dayanabildim... Stephen King'i sevmeme ve okumaya devam edecek olmama rağmen bu kitabı aslında ilginç olabilecek bir konuyu ilginç kılmak için çok çabalayan ama bu konuda başarısız olan bir girişim gibi geldi bana. King'in yazarlık yeteneğinin diyaloglarda, bol kişili anlatılarda, kişilerin iç seslerini özellikle de gerilim anlarında konuşturarak gerilim yaratabilmesinde ve belki şu anda aklıma gelmeyen diğer özelliklerinde görüldüğünü kabul etmek gerek. Stephen King bir hikâye anlatıcısı elbette, son kitabı Kâbuslar Pazarı'nın ilk hikâyesi aslında Buick 8'in anlatmak istediği hikâyeyi 30-40 sayfa içerisinde mis gibi anlatıyor; ama burada uzayıp giden diyaloglar, ve bir türlü nasıl insanlar olduğunu anlayamadığımız hikâye anlatıcılarıyla hiç bir şekilde yaratılamayan gerilimin peşi sıra bizi sürüklüyor, birden fazla kişinin anlattığı, çok ilginç olduğuna herkesin hemfikir olduğu ama benim bir türlü dahil olamadığım bir eser çıkmış oluyor ortaya: ortada hikâye anlatan kişiler var ama karakterler yok, hikâye ilginç gibi geliyor ama değil; sonu gelmeyen tükenmek bilmeyen bir ilginç olaylar silsilesinin içinde gibiyiz ama aslında, 200.sayfada anladığım gibi, aslında herşey sıkıcı olmaktan öteye gitmiyor...
işte bu yüzden bıraktım kitabı, aynen eski zamanlarda olduğu gibi sonunu bilmediğim belki de yüzlerce-abarttım- kitaptan birisi olarak kütüphanemin tozlu raflarına yerleştirdim. Pişman değilim. Kitap iyi değil, hatta kötü gerçekten; ama nihayetinde, bütün artılar ve eksiler alt alta getirildiğinde Mahşer'i, Ceset'i, Medyum'u, Hayvan Mezarlığı'nı, O'yu, Falcı'yı, Kuşku Mevsimi'ni, Sadist'i yazmış olan Stephen King'den söz ediyoruz...sadece Mahşer ve O'yu yazmış olması bile yeterli..bu yüzden bir müddet sonra bir diğer kitabıyla devam edeceğim King'in.
Buick 8Stephen King · Altın Kitaplar · 2003637 okunma
Birisi de çıkıp dememiş ki ben de okudum, olmamış. Arabanın gizemi çöp oldu gitti. Şoför falan anılarda kaldı. Senelerce garajda tutulan buick hiçbir yere bağlanamadı. Yazarından ötürü her kitabı sevmek zorunda değiliz.
Stephen’in en yorgun romanlarından biridir. Çok karmaşık, yorucu, uzun diyaloglarla insanı bıktıran, olmayacak bir senaryodan hikaye yaratılmaya çalışılan bir eser. Hani Buick gibi efsanenin Bay Mardeces benzeri bir romanla anılmasını isterdim, bu kitap o arabayı taşıyamaz. Ne okyanusu ne deresi, musluğu geçememiş musluğu. Yazık etmiş yani.
Hikaye ise Custis isimli bir polisin, kazaya kurban gitmesiyle başlar. Brandon çok sarhoştur ve yaptığı kazada bir polis ölmüştür. Hikayenin devamı ise daha gariptir. Ned adındaki çocuk (kimin çocuğu, karmaşada gürültüye gitti valla) polis merkezine gider, gelir, onlarla samimi olur derken Buick 8 hikayesi çıkar ortaya.
Tek ilgimi çeken ise fantastik kısımlar oldu. Şu ısı düşmesi, bagajdan çıkan yaratıklar derken oradan iyi işlenirse güzel bir film bile çıkar yani. Bunun dışında beğenemedim çünkü gece 12den hemen sonra başladım ve bu saat oldu uyumadım, bu kitabı okudum. Çok daha iyi bir şey bekliyordum ve uykum heba oldu. Daha uyuyamam da. Buna biraz canım sıkıldı.
Son olarak da, Stephen King kitaplarına başlayacaksanız önce The It – O adlı kitabı okuyun. Sonra diğerlerine geçin. Yazarın neler yapabileceğini görün. Direkt aşağı seviyeden başlamak pek olumlu etki yapmayabilir. İyi sabahlar dilerim..
Buick 8Stephen King · Altın Kitaplar · 2003637 okunma
Merhaba sevgili sadık okur. Okurken “ne olacak?” değil, “bu kitap ne anlatmak istiyor?” diye düşünüp delirmeye hazır mısın ? . Çünkü Buick 8 bir olay kitabı değil, net bir şekilde bir durum kitabı. Stephen King burada korkutmayı, şoke etmeyi ya da tempolu bir gizem çözmeyi hedeflememiş.
Amaç başka. Bilinmeyenle yaşamak,
cevapsız soruları bosversene ve her şeyin bir açıklaması olmak zorunda olmadığını kabullenmek..
Bu yüzden okuması çok zor. Hele benim gibi neden-sonuç konusunda takıntıları olan cevapsız soruları sevmeyen biriyseniz daha zor. Ben açıkçası sıkıldım. Hikâye ağır ilerliyor, tekrarlar var ve tempo bilerek düşük tutulmuş. Buna rağmen ilginç ki kitap beni tamamen de bırakmadı; çünkü sürekli “peki bu nereye bağlanacak?” Diye düşündüm. King’in kurduğu atmosfer merak duygusunu diri tutuyor ama o merak, klasik bir tatminle karşılık bulmuyor. Sürekli sonuç beklerim ama hüsran.
Bence Buick 8, Stephen King’i korku/gerilim üzerinden okumaya alışmış okurlar için hiç uygun değil. Çünkü ani korku,hızlı bir tempo ya da net bir çözüm yok. Daha çok kasvetli bir bekleyiş hakim. anlatılan kadar anlatılmayan bir hikâye ve bu hikayenin bilinmeyenin rahatsız edici bir ağırlığı var.
King bu kitapta canavarı göstermemiş. Bu da herkesin seveceği bir anlatım şekli değil. Benim için zor ilerleyen ama tamamen de kopamadığım, merakla sıkıntı arasında gidip gelen bir okuma oldu.
Kısacası:
Buick 8, Stephen King’in herkese hitap etmeyen işlerinden biri.
Ne aradığını bilen okur için anlamlı olabilir ama King’den klasik korku/gerilim bekleyenler büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşar.
İlk defa bir Stephen kıng kitabını bitirmekte çok zorlandım. Ve inanılmaz sıkıldım. Konusu bakımından harika olmasına rağmen anlatımı ve durağanlığı beni hayal kırıklığına uğrattı. Bütün bir kitabı “şimdi bir şey olacak , şimdi bir şey olmalı “ diye bitirdim . Ve sadece bitti..
Eğer Stephen kıng kitabı okumaya yeni başlayacaksanız listenizin en sonuna yazmanız gereken bir roman.
Bir otomobil ne kadar canlı ve ne derece ürkütücü olabilir? Buick 8, Stephen King'in ölümden döndüğü trafik kazasının öncesinde başladığı ve ertesinde şekillendirdiği, yazarın ister istemez "Christine" romanını aklınıza getiren fakat onun kadar iyi olamasa da tamamen farklı, merak, korku ve cesaretin harmanlandığı sürükleyici bir bilim-kurgu romanı.
Bir polis karakoluna esrarengiz bir şekilde getirilen ve gelir gelmez sır perdesini üzerine bir branda gibi seren 1954 model Buick Roadmaster'ın hikâyesi belki ilginizi çekmeyebilir. Ama anlatılanın sadece bir otomobil olmadığının farkına vardığınızda çoktan kitabın sayfaları arasında gezinmeye başlamışsınızdır zaten. Yazarımız, her polisin bakışıyla ayrı ayrı anlatarak olaylara her açıdan bakmamızı sağlıyor. Karakolun köpeği Mr. Dillon ile Yeşil Yol'daki Mr. Jingles arasında duygusal bir benzerlik bağı kurabilirsiniz. Ben kurdum.
Bir otomobilin bagajından fırlayan devasa balıklar, yarasalar, dört kanatlı kuşlar, kertenkeleler ve havayla temas eder etmez ilginç ve iğrenç bir şekilde eriyerek ölmeleri; bagajın aslında bagaj değil de farklı bir boyuta açılan kapı olduğu izlenimini veriyor. Son olarak kitapta bahsi geçen "unutulmuş" şarkıları mutlaka dinlemelisiniz.
Buick 8Stephen King · Altın Kitaplar · 2003637 okunma
Kitabı adeta bir film izler gibi okuyorsunuz. Çok heyecanlıydı. Sürekli gelişen olaylar sizi içine çekiyor. Stephen King hayranları bunu da okuyup beğenebilir. Ben beğendim tavsiye ederim.
Olayda bir gizem var ve bu gizem insanı kitaba bağliyor. Akici giden bir anlatiş bicimi. Ama insana pek tatmin etmiyor heleki sonu... King'in zor bitirdiğim ilk kitabı.
Buick 8Stephen King · Altın Kitaplar · 2003637 okunma
Oldukça fantastik bir roman. Sonunda ne olacak, o bagajın hikmeti ne sorularına cevap arayıp duruyorsunuz. Ancak belki yazarın kendine yeterli bir cevabı olmadığından veyahut gizemi koruma isteğinden ötürü cevap alamıyorsunuz. Belki de gizemi, somut hayatla birleştirmeliyiz, bilinmeyen her şey çürümeye ve dolayısıyla unutulmaya mahkumdur. :)
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King