Benim için tatlı bir yolculuk üç günlük yağmur, atıştırmalıklarla dolu bir buzdolabı ve yeni bir Linwood Barclay...
Romanın merkezinde, haritalara takıntılı, dış dünyayla bağlantısı neredeyse kesilmiş, şizofreni teşhisi konmuş Thomas Kilbride ve onun dış dünyayla tek bağlantısı olan kardeşi Ray Kilbride yer alıyor.
Thomas, bilgisayarındaki bir program aracılığıyla dünyayı "dolaşırken" New York'ta bir binanın penceresinde korkunç bir olaya tanık olduğunu iddia eder: bir kadının öldürülmesi. Paranoyak sanrılarının kontrol edilemez noktaya ulaştığını düşünen Ray, yine de kardeşinin ısrarları üzerine bu "gördüğünü" araştırmaya başlar. Bu araştırma, Ray'i düşle gerçeğin birbirine karıştığı, tehlikeli bir yola sürükler ve Kilbride kardeşler kendilerini beklenmedik, tehlikeli insanların entrikalarının merkezinde bulurlar.
Kitabın anlatımının "su gibi aktığını" ve temposunun hiç düşmediğini ifade etmekte fayda var. Bu sayede romanı bir solukta okuyacaksınız.
Linwood Barclay'in imzası haline gelen "ters köşeler", "Psikoz"da da kendini gösteriyor.
Kitabın sonuna kadar şüphelenmediğiniz bir sonla karşılaşacak ve şaşıracaksınız.
Thomas Kilbride karakterini, haritalara olan saplantısı ve şizofrenisiyle oldukça ilgi çekici bulacaksınız. Onun algıları ve gerçeklik arasındaki çizginin bulanıklığı, gerilimin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Roman, psikolojik gerilim türünde değerlendirilse de, macera ve polisiye unsurları da barındırmaktadır.Cinayet, takip ve sır perdesinin aralanması gibi öğeler, hikayeyi daha da hareketli kılıyor.
Özet olarak şunu söyleyebilirim ki ;Linwood Barclay'in "Psikoz"u, hızlı tempolu, sürükleyici ve şaşırtıcı ters köşelerle dolu bir gerilim romanıdır.
Psikoz özellikle polisiye ve macera unsurlarıyla harmanlanmış, merak uyandırıcı bir hikaye