Psikoz; su gibi akan anlatımı, anı unutturan hikayesi, okuma sürecinde yaşattığı sürpriz dönemeçleri, farklılıklara yönelik katılık ve tahammülsüzlüğü vurgulayan göndermeleri, temposu düşmeyen işleyişi ile bir solukta okuduğum ve beğendiğim bir kitap oldu. Paranoid düşünceleri ve sanrıları olan bir bireyin içsel dünyasını çarpıcı bir netlikte yansıtması beğendiğim yönlerinden oldu.
Thomas Kilbride, ülkedeki tüm yerleşim yerlerinin haritasını ezbere bilen, herhangi bir sokakta bulunan tüm unsurları zihninden söyleyebilen bir şizofrendir. Bütün vaktini Whirl360 programı ile Avrupa ve Amerika'daki tüm bölgeleri gezerek geçirmekte, dijital haritaları yok edecek bir virüs beklentisi ile bilgilerini canlı tutmaktadır. Thomas, CİA' ye danışmanlık yaptığını,dijital haritaları yok edecek bir saldırı olacağını, bu sebeple devlet için kritik bir rol oynayacağını düşünmektedir. Babası Adam Kilbride'in çim biçerken bir kaza sonucu ölmesi ile abisi Ray Kilbride bakımını üstlenmek üzere yanına taşınır. Thomas herzamanki gibi günlük rutinini tekrar edip, bir sokağı yakından incelerken; bir dairenin penceresinde,kafasına poşet geçirilmiş bir kadın kafası görür. Bu keşfini abisi Ray ile paylaşan Thomas; abisini o sokağa gidip , olayı araştırması yönünde teşvik eder. Thomas ve Ray Kilbride böylece kendilerini beklenmedik tehlikeli insanların entrikalarının merkezinde bulurlar.
Zihin yormayan heyecanlı kurgusu ve merak uyandıran gizemli olay örgüsü ile bu kitap, psikolojik gerilim türünü sevenlere önerimdir .