Linwood Barclay’ın okuduğum ilk kitabı. Psikolojik- gerilim türünde gerçekten okumayı sevdirecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabı o kadar beğendim ki diğer kitabı olan “psikoz” adlı romanını aldım. Akıcılığıyla zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız tarzda bir roman. Bu türü seven ve ilgi duyanlar için ilgi çekici bir kitap.
"Issız Ev" Linwood Barclay'ın sürükleyici bir gerilim romanı.
Kitap, başarılı bir ceza avukatı olan Jim Cutter'ın komşularının tatile gitmesiyle başlıyor. Ancak komşularının evinde karısı ve oğlu ölü bulunur. Bu olay, Jim'in hayatını altüst eder ve "Ya katil yanlış evi seçtiyse?" paranoyasına kapılmasına neden olur.
Kitap, ilk sayfadan itibaren okuyucuyu içine çekiyor ve sonuna kadar merakını canlı tutuyor. Olaylar hızlı gelişiyor ve okuyucuyu sürekli tetikte bırakıyor.
Barclay, okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor. Olayların gidişatı tahmin edilemez ve ters köşelerle dolu. Katilin kim olduğu ve cinayetlerin nedeni uzun süre belirsiz kalıyor.
Kitap sadece bir polisiye değil, aynı zamanda psikolojik gerilim unsurları da içeriyor. Jim'in paranoyası ve içsel çatışmaları okuyucuya yansıtılıyor.
Ana karakter Jim Cutter, okuyucunun kolayca bağ kurabileceği, gerçekçi bir şekilde çizilmiş bir karakter. Onun düşünceleri ve yaşadığı korkular okuyucuya aktarılıyor.
Özetle ;Linwood Barclay'ın "Issız Ev" kitabı, gerilim türünü seven ve sürükleyici bir okuma deneyimi arayanlar için kesinlikle tavsiye edilebilecek bir roman.
Beklenmedik olay örgüsü, psikolojik gerilim unsurları ve akıcı diliyle okuyucuyu son sayfasına kadar merak içinde bırakıyor.
⋆ ˚。⋆୨୧˚ TANRI TÜRK E YÂR OLSUN ˚୨୧⋆。˚ ⋆
Bu kitabı okurken aklıma gelen cümle “cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir. “Tam da öyle gelişti olaylar. Cutter ailesinin yaşadıkları akıl alır gibi değildi, o yüzden sonunu tahmin edemedim. Evin babası Jim Cutter harika bir baba, sadık bir eş ve güzel karakterdi. Sanırım yazarım başka kitaplarınıda okuyacağım
Yazarın okuduğum ilk kitabı "Vedaya Zaman Yok" oldu. Elimden bırakamamış, gece başladığım kitabı sabah kalkar kalkmaz bitirmiştim. Diğer bir kitabı Psikoz daha çok beğenilse de benim için efsane olan Vedaya Zaman Yok olmuştur.
Issız Ev'e dönersek eğer, tam olarak sevdiğim tarzda bir kitaptı benim için. Psikolojik gerilimden çok, polisiye gerilim diyebiliriz kitap için.
Konuya gelirsek, Derek komşuları tatile gideceği için mutludur. 1 hafta boyunca kız arkadaşı ile o evi kullanacaktır. Tabi komşularının bu durumdan haberi yoktur. Bunun hayalini kurarken beklenmedik bir şey olur ve tatile diye çıkan komşuları eve geri dönerler. Derek tam buradan nasıl çıkacağını düşünürken kapı çalar ve siyah sesi duyulur. Biri en yakın arkadaşını, en yakın arkadaşının annesini ve babasını öldürmüştür.
Başarılı bir avukatın bu şekilde öldürülmesi kasabanın gündemine bomba gibi düşer. Neden infaz edildiklerine kimsenin verecek bir cevabı yoktur. Derek'in babası Jim'in ise aklini kurcalayan cok önemli bir soru vardır. Ya katil yanlış evi seçtiyse?
Polisiye çok okuduğumdan mıdır bilmem aslında bir yerde tahmin etmiştim katili, sonra yazarımız beni başka bir olaya çekti ve düşüncelerim dağıldı.
Barclay'nin kalemini seviyorum. Konuları birbirine harika bir şekilde bağlıyor.
Bir süre elime kitap alamamıştım neyseki şansıma saran ve merak uyandıran bir kitap denk gelmiş. Ama söylemeden geçemicem bu nasıl bir kasaba yaq. Kimi eli kimin cebinde kim kimle kime gömmüş kim kimi öldürmüş maşallah aksiyon hep varmış biz bir iki gününü okuduk sadece dkkdkd neyse olan jim Cutter in komşularına oldu yazık
Kitabın ortalarından itibaren olayları kendi kendinize çözüyorsunuz. Kitabın içerisinde birden fazla gizem unsuru var, asıl önemli olan unsuru çözüyorsunuz diyeyim. Akıcı mı, evet akıyor güzel bir şekilde ama sürpriz bir sonu olmayan şaşırtmadan bitiveren bir kitap.
Dikkat spoiler içerir.
Jim Cutter, Derek adında bir oğlu ve zamanında kendisini Conrad Chase adındaki rektöre aldatan Ellen adında bir karısı olan, bir süre belediye başkanı Randy'nin şoförlüğünü yapıp o sırada reşit olmayan bir kızla ilişkiye girdiğini öğrendiği için onu yumruklayıp işten ayrılan ve çim biçmeye başlayan bir eski ressamdır. Bir gün oğlu Derek gizlice komşuları Langley ailesinin evinde iken, Langley ailesi tatile gider ve aynı gece geri döner. Ama kimliği belli olmayan kişi veya kişiler tarafından tüm aile öldürülür. Derek bunu en başta kimseye söyleyemez. Polis şefi Barry soruşturmaya başlar. Bir süre sonra Derek'ten şüphelenir ve bu sefer Derek doğruları söylemesine rağmen hapse girer. Çünkü Donia Langley ile ilişkiye girmiştir. Jim, oğlunun masum olduğunu kanıtlamaya çalışırken Randy'nin yeni şoförü de öldürülür. Ve Conrad'ın ilk ve tek romanının aslında eski öğrencisi olan intihar etmiş Brett adlı bir öğrenciye ait olduğu ortaya çıkar. Brett şelaleden düştüğünde Ellen da oradadır. Jim, Drew adında birine iş verir. Beraber çim biçmeye başlarlar. Bu arada maskeli tipler evlerine saldırır ama Drew birini öldürür. Olay yerinde cinayet silahı bulunduğu için Derek serbest kalır. Ama bir gün bir telefon gelir. Randy'nin ilişkiye girdiği kızın babası ve katil Jim'i arar. Randy'nin her şeyi itiraf etmesini ister yoksa Derek ve Ellen ölecektir. Jim zor da olsa bunu belediye başkanına yaptırır ve onu da alıp eve gelir. Burada katil ile karşılaşır. Sırf posta kutusu yüzünden yanlış eve girip bir aileyi tamamen öldüren bu katil kimdir? Bundan sonra neler olacaktır? Conrad'ın yaptıkları yanına kar kalacak mıdır? Randy hayatına devam edebilecek midir? Jim ailesini kurtaracak mıdır? Soluksuz okunan bir roman.
Linwood Barclay'in etkileyici kitabı "Kaza"dan sonra yine eski kitaplarından biri olan Issız Ev'i de okumuş durumdayım.
Barclay'in ikna edici, gerçekçi anlatıcıları bizleri birbiri içine girip dolanmış yalan, suç, hata ağları içerisinde yalın ve sade hayatlar sürmenin ne kadar da güzel bir şey olduğuna ikna ediyorlar bir yandan da.
Bugüne dek hep Harlan Coben'in kitaplarındaki kurguların ne kadar muhteşem olduğuna dair bir çok inceleme, yorum okudum; acaba Barclay de bu tarz bir yazar mı, merak ediyorum; çünkü psikolojik gerilim türünün benim okuduğum örneklerinde az sayıda insan, az sayıda muamma parçası ile bütün kitabı bitirenler oluyordu. Barclay'se çok sade, çok sıradan olaylar arasında dolaşık ağlar; sıradan, alelade suçların dibimize kadar girmiş olabileceğini gösterdiği gibi, çok da yürünmemiş yollardan geçerek yapıyor bunu hem de. "Issız Ev"den çok örneğin "Kaza" kitabında olup bitenleri düşününce hayret etmemek zor. "Issız Ev"de ise yazar daha da katmanlı öyküler kuruyor aslında. "Kaza" kitabından daha da iyi olan ise hem bu çok katmanlı öyküler, hem de her karakterin psikolojik gerilim türünün bütün yüzeysel anlatım tarzı ve klişelerine rağmen yazarın yine de buralarda kendine özgü bir mekân yaratabilmesi, karakterlerini sığlığa teslim etmemeyi başarabilmesi. Barclay'in iki kitabı da iyi dokunmuş, iyi örülmüş kurgularla dolu. Karakterlerimiz hakiki, nitelikli bir edebiyatın talep ettiği derinliklerde yaşayamayacak denli küçük olsalar da asla sığ değiller, ve aslında, ne güzel ki, canlılar da. Bu, benim, hem sevgi, hem takdir hissi duyacağım bir özellik. İkinci kitabı itibarıyle Barclay'i seveceğim psikolojik gerilim yazarları arasına alabilirim. Kitabım çevirisine dairse eleştirilerim var, kitap bir çok yerde nitelikli olmayan bir çeviri ile karşımıza
Psikozu okuyanlar beni anlayacaklardır . Kitap kurgu ve olay örgüsü olarak güzeldi. Karakterler etkileyiciydi ancak psikozun verdiği etkiyi vermedi . Yine de okurken su gibi aktı gitti . Tavsiye ederim herkese
Evet buda bitti..ilk başlarda biraz sıkıcı olsada sonradan olaylar ve bağlantıların sürükleyicilik kazandığı güzel romanlardan biriydi..nedenler ve sonuçlar herzaman bizim gördüğümüz gibi olmadığını anlatan bir yaşam.. Ama Jim karakterini gercekten çok beğendim çok zekice ve gayet sakin düşüncelerini özellikle okuyun pişman olmazsınız..