Chevy Stevens'tan okuduğum ikinci kitap en az yazarın ilk kitabı , ayrıca en iyi ilk roman ödülü de almış "Obsesif" kadar iyi bir çalışma.
Chevy Stevens'ı da artık Linwood Barclay kadar ciddiye alıp izlemek, okumak şart. Tabii elimde bir kitap daha var, o kitabı okuduktan sonra daha net bir sonuca da varırım.
Kitabı beğendim, evet. İki kitapta da yazarın hayatı darmadağın olmuş insanların hayat hikâyeleri içerisinden, dünyadaki onca kötülüğe rağmen var olmaya çalışan, güçlenmeye kararlı insanlar çıkarmasını beğendim. Stevens detaylı ruh halleri, karakterinin iç dünyasını ve onun etrafında dönen dış dünyayı olay bolluğu ile çok güzel anlatıyor. Bu detaylar anlatımı kesinlikle zenginleştiriyor. Aslında, iki kitapta da yazar edebiyata ait bir alana girerek kalemini orada kullanıyor. psikolojik gerilim türünün olmazsa olmazları denebilecek çeşitli klişeler bile fazla sırıtmıyor burada, olsa olsa bu klişelere mahcup bir gülümsemeyle bize bakıyorlar denebilir.
Ancak Chevy Stevens, bir çok psikolojik gerilim yazarının yapamadığını başarıyor. İki kitapta da gördüğümüz derinlik, yazarın olay kurma, karakter oluşturma ve her şeyi daha gerçekçi bir hale getirme yeteneğinin raslantı olmadığına ikna ediyor. İki kitaptaki kadın baş karakterler hayatlarını darmadağın eden olaylar içerisinde çok büyük üzüntü ve acılarla başa çıkmaya çalışarak değişiyor, güçleniyorlar. her iki kitapta da anne karakterlerinin duygusal küntlükleri, babaların ya pasif ya da fazlasıyla yetersiz olması dikkat çekiyor. Bu iki kitap bir anne kız yüzleşmesi bir yandan da.
Chevy Stevens'ın bence en zorlandığı yer, kitapların finalleri. Kitaplar yüklü olduğu ve duygusal anlamda ve olay çokluğu anlamında yazar elinden geleni yaptığı için bu finallerin daha etkileyici olmasını beklemek kaçınılmaz, ancak bu