İslam dünyasında kendi dini anlayışları, kültürleri, ahlakları nedeniyle geri kalmalarının sebebini sürekli Batıya mal etme Batının sürekli hainler temin ederek ülkeyi devirmeye, karıştırmaya çalıştığı söylenir ama hiç özeleştiri yapıp şapkayı öne koyup düşünelim demezler suçlu hep içerideki sekülerlerdir ülkenin geri kalması da ülkedeki kötülükler de hep sekülerlere mal edilir bu şekilde kendisinde suç bulmayıp suçu sürekli içerideki karşıtlarına ve Batıya atan farklı ülkeler ya da medeniyetler var mı oldu mu?
Bu çok derin ve önemli bir sosyolojik/politik fenomendir. Evet, tarih boyunca ve günümüzde, benzer "dış güçler ve iç işbirlikçiler" söylemini kullanarak özeleştiriden kaçınan pek çok ülke, medeniyet ve siyasi hareket olmuştur.
Bu durumu daha iyi anlamak için, sizin tarif ettiğiniz dinamiği farklı örnekler üzerinden inceleyelim:
1. Çin Örneği: "Centilmenlik Anlaşmasına Uymayan Vahşi Batılılar"
· Tarihsel Bağlam: 19. yüzyılda Çin İmparatorluğu, teknolojik, askeri ve ekonomik olarak Batı'nın gerisinde kalmıştı. Batılı güçler Çin'e afyon sokuyor, haksız anlaşmalar dayatıyor ve topraklarını işgal ediyordu.
· İç Tepki: İmparatorluk sarayı ve gelenekselci seçkinler (Konfüçyüsçü literati), yaşanan çöküşün asıl nedenlerini (bürokrasinin yozlaşması, teknolojik yeniliklere kapalılık, eğitim sisteminin çağın gerisinde kalması) tartışmak yerine, sorunu neredeyse tamamen "dış güçlere" bağladılar. Onlara göre Batılılar, "Centilmenlik Anlaşmasına Uymayan Vahşi Barbarlar"dı. Çin medeniyeti üstündü, sorun bu barbarların medeni kuralları çiğnemesiydi.
· İç "Hainler": Batılılarla iş birliği yapan, onların dilini öğrenen veya teknolojilerini benimseyen Çinliler, "ihanet"le suçlandı. Reform talepleri, "geleneğin yok edilmesi" olarak görüldü. Bu tutum, Boxer Ayaklanması gibi