Seyhan Altuntaş, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

Kişinin bir benlik geliştirebilmesi için seçim yapması ve bu seçimlerin sonuçlarından öğrenmesi gerekir; size öğretilen tek şey itaat etmek olursa neleri sevdiğinizi ve istediğinizi anlamanız mümkün olmaz.

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, Maia Szalavitz (Sayfa 108)Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, Maia Szalavitz (Sayfa 108)

Eveet yeni bir kitap+yeni bir inceleme... Heyecanlıyım bu inceleme için. Çünkü Makinist Dostum Pınar Yiğitcan ve onun diğer makinist arkadaşları sayesinde okumuş olduğum bu kitabı, yine onlara ithaf ederek başlamaktan gurur duyuyorum. İzninizle başlayalım incelemeye.

Annemin cüzdanının derinliklerine inip bu kitabı almak zorunda kaldım. (Çünkü istisnasız her hafta en az iki üç kitap alma ihtiyacı duyuyorum. Bendeki de sizler gibi hastalık efenim ve annem artık kitaba para vermemem için yalvarıyor:p) neyse işte, hazır kitapçıya gitmişken annemle hemen Aytmatov etkinliği aklıma geldi ve Cemileyi elime aldığım gibi kasaya koştum. Annemin o yakıcı bakışlarının altında kasadan geçirdim kitaplarımı vee koşarak eve gelip okumaya başladım. Sayfa sayısından anlayacağınız üzere (80 sayfa) ince bir kitap ve hemen bitiverdi. Bitince ne hissedeceğimi bilemeden kalktım koltuğumdan inanın. Kitaptan bahsedecek olursam;

Küçük çocuğun ilahi bakış açısıyla yazıldığı bir kitap Cemile. Çocuğun köy, aile yaşantısı, savaş vb. konuları ele alarak işlenmiş. İlk başlarda güzel ilerleyen kitabımız sonradan sekteye uğradı. Şayet; kitabın başlarında yer alan karakterler yerlerini sonradan sadece üç kişinin olduğu bir olay örgüsüne bıraktı. Yani başka bir deyişle, köy hayatı oldu size aşk üçgeni:) Gerek betimleme, gerekse yalınlık konusunda benden geçer not alır Aytmatov. İyi bir yazar ama daha iyi olabilir. Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve kendi görüşüm; Muhteşem bir yazar olmadığı, muhteşem kitaplarının olmadığı yönünde. Keşke biraz daha olayı uzatsaydı. Tamam öykü yazmak istemiş, ben de roman yazsın demiyorum ama keşke biraz daha uzatsaymış iyi edermiş. Karakterleri biraz daha tasvirleseymiş... Bir de şunu söylemek isterim; Bir kadının köy ortasında mıncıklanması ahlaksızlık olmuyor, ama kocanın karısına mektup göndermesi, mektuplarda adından sıkça yer edindirmesi namussuzluk oluyor. Bunu da saçma buldum açıkcası. Bir de, bir çocuğun abisinin eşine âşık olması da... Yorumu size bırakıyorum:D

Kitap okunabilir mi? Evet. Ama çok bir beklentiye girilmemeli. Pekiii, üç puan nereden gitti Sherlock abi? Kitapta uzunca anlatılması gereken yerleri kesmesi, bir çocuğun yengesine aşık olduğunu iddia etmesine rağmen, yengesinin aşık olduğu adamla resmini çizmesi ve buna gerçek aşk demesi biraz garip geldi bana:\ yine de yorumu size bırakıyorum okurlar. Yok yok, bu aşk kitapları benlik değil, ben en iyisi polisiyeye devam edeyim:)


Keyifli okumalar:)

fotoğraf yazıları
Bir kadın gidince ardında boşluk kalır; gölgesiz, sessiz, kokusuz bir boşluk. Işık gitmiştir, müzik gitmiştir, esans gitmiştir.
Bir kadın gidince ardında boşluk kalır; soğuk, renksiz, sade bir boşluk. Ateş gitmiştir, yansıma gitmiştir, süs gitmiştir.
Bir kadın gidince ardında boşluk kalır; sevgisiz, ümitsiz, ruhsuz bir boşluk. Aşk gitmiştir, umut gitmiştir, benlik gitmiştir.
Bir kadın gidince her şey bitmiştir.

ihtiyar - ilgili fotoğraf yazıları

peaceful, bir alıntı ekledi.
22 saat önce

Nasıl ki, çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise insanı ayakta tutan da benlik değil hiçlik bilincidir.

Katre-i Aşk, Şems-i TebriziKatre-i Aşk, Şems-i Tebrizi
Erim Asya, bir alıntı ekledi.
Dün 11:54 · Kitabı okuyor

Herkes, bir zaman için, bir ölçüde verimsizlik, anlamsızlık ve amaçsızlık hislerine kapılır fakat şizoid bireylerde bu hisler özellikle üsteleyici, ısrar edicidir. Bu hisler, bir yanlış benlik tarafından yönlendirilip yaşanan algılama kapıları veya hareket geçitlerinin benliğin kontrolünde olmayışı gerçeğinden ortaya çıkar.

Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 81)Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 81)
Deniz, Ateş ve Buz'u inceledi.
Dün 01:57 · Kitabı okudu · 13 günde · 6/10 puan

Bu kitap ..nasil desem benlik değildi. Uc yakin arkadaş ve ask hayatlari isleniyor genel anlamda kitapta fakat kitap oyle klişelerle dolu ki sıkıldım açıkçası okurken.kliseleri yazar güzel yazarsa bayilirim ama bu olmamış bence.Bir de kitaptaki erkek karakterlerin bazi cumleleri ve kelimeleri öyle gercek dışı ve komikti ki bunu yabancı filmlerde bile gormemistim.Cinsellik sahneleri cok cok fazla cogu yerde atlayarak okudum.Bi yerden sonra da bayıyor insanı.Emege saygi bu puani verdim ama begendigim bir kitap olmadı.

Erim Asya, bir alıntı ekledi.
23 May 22:14 · Kitabı okuyor

Frieda-Fromm-Reichman'ın aşağıdaki yargısının, ne kadar rahatsız edici olsa da, doğru olduğunu düşünüyorum:
"Psikiyatrister, prensip olarak, şizofren hastayla pratik bir doktor-hasta ilişkisinin kurulabileceğini sanabilirler. Eğer ve ne zaman ki bu imkansız gibi görünürse, bu, hastanın psikopatolojisinden değildir; doktorun kişisel zorlukları yüzündendir."

Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 36)Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 36)
Erim Asya, bir alıntı ekledi.
23 May 22:04 · Kitabı okuyor

En büyük psikopatolog Freud'tur. Freud bir kahramandı. "Ölüler diyarına indi ve orada açıkça terörle karşılaştı. Medusa'nın kafası gibi, bu terörleri taşa dönüştüren kuramını yanında taşıdı. Freud'un arkadaşları olarak bizler, beraberinde geri getirdiği ve bize naklettiği bilgiden yararlanıyoruz. Ayakta kalabildi Freud. Şimdi görmemiz gereken, bir ölçüde bir savunma aracı olan bir kuramı kullanmaksızın ayakta kalıp kalamayacağımızdır.

Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 27)Bölünmüş Benlik, R. D. Laing (Sayfa 27)
Elmas, bir alıntı ekledi.
23 May 19:06

... kişi eğer zayıfsa, ona güç veren biricik şey, en çok çekindiği insanları onlara hala atfetmeye yelteneceği en ufak saygınlıktan arındırmaktır. Onları oldukları gibi görmeyi öğrenmek gerek, olduklarından da beter yani, her açıdan. Bu insanı rahatlatır, özgürleştirir ve düşleyebileceğinizin çok ötesinde bir koruma sağlar. İnsana ikinci bir benlik katar. Artık iki kişisinizdir.

Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 82)Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 82)

Mumsema Han'ı bu sitede okuyan az sayıdaki kişiler arasında olmanın verdiği haklı gururu yaşıyorum arkadaşlar..

Hüzünlü Bir Ponçik gibi bir kitabın bile 85 kere okunduğu şu mecrada Mumsema Han nasıl bu kadar az kişi tarafından okunmuş ben hayretler içerisindeyim. Gerçi çok da şaşırmamak lazım, içeriğin önemini yitirdiği ismin sükse yaptığı bir dönemden geçiyor edebiyat.

Hakan Karakaşoğlu'nun ilk romanı Mumsema Han ve nasıl sağlam bir kaleme sahip olduğunu öylesine güzel göstermiş ki diğer romanı olan Taşikardi'yi okuma arzusu uyandırdı içimde. Kitabı elinize alıyorsunuz bir bakmışsınız bitmiş, öyle akıcı ve merak uyandıran bir roman kendisi.

Konusuna gelince, tat ve koku alma duyusunu ve ailesini küçük yaşta bir trafik kazasında kaybetmiş Adem'in Mumsema Han'daki iş yaşantısını, hayattan ne istediğini bulmaya çalışmasını, benlik arayışını anlatıyor. O kadar gerçekçi bir şekilde ele alınmış ki anlatım okurken Adem'in askerlik arkadaşı Erhan'la dertleştiği bölümlerde siz de dertleşiyorsunuz, Adem'le yürüyerek Karaköy'e varıyor Tünelden tramvaya binip İstiklal Caddesi'ne çıkıyorsunuz ya da ne bileyim Kabataş'tan vapura binip Kadıköy'de bir yokuş tırmanıyorsunuz. Romanı okurken kendinizi olayın içinde hissetmemeniz imkansız, romanın sonunu tahmin etmeniz de.

Bunca tarihi yapıyı Adem'in gözüyle görmek İstanbul'un ticaret merkezlerinde mekik dokumak bir yana Struma olayı gibi hassas bir konuya da yer vermesi benim gönlümü fethetti ne yalan söyleyeyim.

uzun lafın kısası;
Okuyup, okutturalım; kitabın hakkını verelim efendim.