Gir içeri, kır dizini, dön önüne kız Sıdıka ...
Puan vermedi·224 syf.··
2026 93. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:18
Sıdıka 'yı bitirdim. Çok güzeldi. Dizisini de zamanında çok severek izlerdim ve dizide karakterlerin neredeyse birebir aktarılmış olduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Okurken aklımda sürekli Fyodor Dostoyevski 'nin Yeraltından Notlar kitabında geçen şu sözü yankılandı durdu: "Aşırı bilinç bir hastalıktır; gerçek, eksiksiz bilinç ise düpedüz bir hastalıktır." Ah Sıdıka... Senin kadar çok bilmek, her şeyi bu kadar derinden görmek hayatı ne yazık ki kolaylaştırmıyor. Bir de üzerine böyle bir ailede doğmuş olmak... Tam bir lanet. Senin gibi biriyle gercekten tanısmak ve hatta sana sarılmak isterdim Sıdıka. Atilla Atalay nin yarattığı bu karakter başına bir başarı. Hem komik, hem zeki, hem hazır cevap hem de fazlasıyla bilinçli. Normalde bu kadar düşünen karakterler sıkıcı olabilirdi ama Sıdıka tam tersi. En ciddi konuları bile öyle eğlenceli, öyle kendine has bir dille anlatıyor ki bir yandan kahkaha atarken bir yandan da durup düşünüyorsunuz. İşte onu özel yapan da bu sanırım.
Edebiyat
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,040 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917bin okunma
Reklam
Keşkelerle Dolu Bir Hayat
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Gece Yarısı Kütüphanesi özgün diliyle dikkat çeken oldukça akıcı bir kitap. Bu kitap incelemesinde spoiler bulunmaktadır. Ana karakter Nora'nın olaylar karşısında yaşadığı duygu değişimleri ve karakter olgunluğu kitapta açıkca yer almaktadır. İnsan beyninin yaşanmamış ihtimalleri otomatik olarak doldurma eğiliminin vurgulanması bu kitabın ana temasını oluşturmaktadır. Hani "Şöyle olsa ne olurdu acaba" dediğimiz ve aklımızı ara sıra kurcalayan sorular olur ya, işte bu kitapta da ana karakterin başından böyle bir durum geçmektedir. Yaptığımız her seçim, girdiğimiz her yol aslında başka ihtimallerin ortadan kalktığının habercisidir. İnsanoğlu yaşamını seçimlerle sürdürür ve her seçimin de bir sonucu vardır. Mutluluğu başka ihtimallerde arayan insan, o ihtimallerin içinde mutlu olunabilir mi? sorusuna da cevap aramaktadır. Diğer yandan o ihtimallerin de gerçekten mutluluk getirip getirmeyeceği oldukça belirsiz bir sorudur. İşte ana karakter de bu ihtimallerin çoğunu yaşayarak, bazen de merak unsuruyla hareket ederek kendi içsel yolcuğunu ilerletmektedir. Kimi düşlediği yaşamında bir rock yıldızıyken, başka bir yaşamında kendisini eğitim hayatına vermiştir. Günün sonunda pişmanlıklarının ve yaşanmamış ihtimallerinin alternatif gerçeklikte gerçekleştiğini görünce acaba mutlu olabilir miydim? sorusunu kendisine çok daha fazla sormaya başlamış, asıl karakter olgunluğunun da ortaya çıktığı nokta burası olmuştur. Kendine has konusu ve sürükleyiciliğiyle okumaya değer bir eserdir.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
7/10
·88 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:47
Claire Keegan'ın Böyle Küçük Şeyler adlı eseri, sessizliğin ve vicdanın çatışmasını konu alan etkileyici bir mini bir roman. Yazar, sade ancak güçlü anlatımıyla, sıradan bir insanın ahlaki bir seçim karşısındaki iç mücadelesini gözler önüne seriyor. Küçük bir İrlanda kasabasında geçen hikâye, toplumsal suskunluğun birey üzerindeki etkisini sorgularken, insanlığın çoğu zaman büyük kahramanlıklarda değil, küçük ama cesur davranışlarda ortaya çıktığını vurguluyor. Kısa hacmine rağmen derin bir duygusal ve düşünsel etki bırakan eser, iyilik, merhamet ve vicdan kavramlarını incelikli bir şekilde işlenmiş.
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,599 okunma
Puan vermedi·247 syf.··
2026 77. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:14
Çöl Çiçeği – Waris Dirie Çöl Çiçeği benim için uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren gerçek bir yaşam öyküsü okuduğumu bilmek beni derinden etkiledi. Waris Dirie’nin çocukluğundan başlayarak verdiği yaşam mücadelesi, hayatta kalma çabası ve özgürlüğe uzanan yolculuğu sayfalar boyunca beni hem duygulandırdı hem de hayran bıraktı. Kitapta en çok sarsıldığım nokta ise kadın sünneti gerçeği oldu. Böyle bir uygulamanın varlığını biliyordum ama yaşanan acıları, fiziksel ve psikolojik etkilerini birinci ağızdan okumak bambaşka bir deneyimdi. Bazı bölümlerde gerçekten okumakta zorlandım; öfke, üzüntü ve çaresizlik duygularını aynı anda hissettim. Bir çocuğun bunları yaşamak zorunda kalması beni derinden etkiledi. Bunun yanında kitap yalnızca acıları anlatmıyor. Aynı zamanda umudu, cesareti ve insanın kendi kaderini değiştirme gücünü de gözler önüne seriyor. Waris’in Somali çöllerinden başlayıp dünyanın tanınan isimlerinden biri hâline gelmesi, karşısına çıkan tüm engellere rağmen pes etmemesi bana büyük bir ilham verdi. Hikâyesini okudukça onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu daha iyi anladım. Yazarın samimi ve içten anlatımı sayesinde kendimi olayların içinde hissettim. Sayfalar ilerledikçe Waris’in korkularını, hayallerini ve yaşadığı zorlukları adeta onunla birlikte yaşadım. Kitabı elimden bırakmak istemedim ve bitirdiğimde keşke biraz daha uzun olsaydı diye düşündüm. Benim için Çöl Çiçeği sadece bir biyografi değil, aynı zamanda kadın hakları, özgürlük ve insan onuru üzerine güçlü bir farkındalık yaratan bir eserdi. Okurken hem çok şey öğrendim hem de derinden etkilendim. Bazı kitaplar hikâyesiyle, bazıları verdiği mesajla akılda kalır; Çöl Çiçeği ise ikisini birden başaran, herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim çok özel
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 20:57
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar ise insanın içine işleyerek uzun süre zihninde yaşamaya devam eder. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu da tam olarak böyle bir eser. Zweig'in en büyük başarısı, okuyucuyu kahramanın duygularına ortak edebilmesidir. Mektubun her sayfasında özlem, yalnızlık ve fedakârlık hissedilir. Bir insanın sevgiyi nasıl bir yaşam biçimine dönüştürebileceğini, hatta kendi varlığını bile sevdiği kişinin gölgesinde eritebileceğini çarpıcı bir şekilde gösterir. Eser yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda görülmemenin, fark edilmemiş olmanın ve insan ruhunun derinliklerinde saklanan duyguların hikâyesidir. Kitap bittiğinde insanın aklında şu soru kalıyor: Sevmek gerçekten sahip olmak mıdır, yoksa bazen sadece sessizce sevmeye devam etmek midir? Akıcı dili, güçlü psikolojik çözümlemeleri ve unutulmaz finaliyle Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig'in en etkileyici eserlerinden biridir. Kısa sürede okunmasına rağmen uzun süre etkisinden çıkılamayan, duygu yoğunluğu yüksek bir klasik.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2019266,4bin okunma
Reklam
Reklam