9/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:06
VADİDEKİ ZAMBAK (Roman) HONORÉ DE BALZAC 1799-1850 yılları arasında yaşamış, realizm (gerçekçilik) akımının en etkili temsilcilerinden biri kabul edilen Fransız yazar Honoré de Balzac’ın başyapıtlarından Vadideki Zambak romanıyla hem yazarı hem de eserini tanıma yolculuğumuza devam ediyoruz. Vadideki Zambak, gerçekleşmeyen bir aşkın insan hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatan etkileyici bir romandır. Aşkın yalnızca kavuşmak olmadığını; bazen vazgeçmek, beklemek ve fedakârlık yapmak anlamına geldiğini son derece zarif bir şekilde ortaya koyar. Bu yönüyle aşkı en hüzünlü ve en ince biçimde anlatan romanlardan biri olarak değerlendirilebilir. Romanın başkahramanı ve anlatıcısı Félix’tir. Çocukluğunda annesinden sevgi görmemiş, yalnız ve kırılgan bir karakterdir. Annesinin zoruyla katıldığı bir davette evli ve aristokrat bir kadın olan Henriette ile tanışır ve ona derin bir aşkla bağlanır. Henriette ise Kont de Mortsauf ile mutsuz bir evlilik sürdürmektedir. Ruhsal olarak Félix’e yakınlık duysa da ahlaki değerleri ve toplumsal sorumlulukları nedeniyle duygularını bastırır. Roman boyunca Félix ile Henriette arasında yoğun fakat platonik bir aşk yaşanır. Eserde tutku ile görev arasındaki çatışma, ideal aşk, fedakârlık, toplumsal baskı ve insan ruhunun karmaşıklığı son derece gerçekçi bir dille işlenmiştir. Félix’in hayatına daha sonra giren İngiliz kadın Lady Dudley ise Henriette için hem fiziksel aşkın hem de kadınlık kimliğinin farkına varılmasını sağlayan güçlü bir rakip olarak karşımıza çıkar. Anlatıcı, yaşananları mektup tekniğiyle aktarır. Romanın sonunda ise Félix’in hayatındaki üçüncü bir kadın devreye girer. Bu kadının Félix’e yazdığı mektupta Henriette ve Lady Dudley daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirilir. Üstelik bu değerlendirmeler, bir
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Puan vermedi·150 syf.·
2026 7. kitabı
Ömer Faruk Sönmez'in Ölü Bir Yazarın Anlattıkları adlı kitabını okudum. İlk izlenimim, kitabın dilinin oldukça rahatsız edici olduğu yönündeydi. Yazar, düşüncelerini argo ifadelerle aktarmış; meramını anlamak mümkün olsa da üslup hiç hoşuma gitmedi. Ancak ilerleyen bölümlerde bu durum değişti. Kitap, bilindik dini kıssalara yöneldikçe dikkatimi çekmeye başladı. Özellikle Yusuf kıssasına yaptığı vurgu ve ardından hadislerle desteklediği açıklamalar, metni daha anlamlı kıldı. Yazar, bu noktada Mevdudi, Ali Şeriati ve Hasan el-Benna gibi isimleri anımsattı bana. En çok da Ali Şeriati’ye yakın buldum onu. Zira orta bölümlerde "aydın" kavramını sorguluyor; diplomalarla, unvanlarla ya da Batı’ya yaranma çabasıyla aydın olunamayacağını söylüyordu. Ona göre aydınlık, bir duruş meselesiydi. Rıza kavramına dair söyledikleri de dikkate değerdi: Rıza yalnızca Allah’ın rızası olmalıdır. Ne birilerini memnun etmek, ne onları kazanmak, ne de sanatı sanat için yapmak asıl gaye olmamalıdır. Çünkü öz olan insan olmaktır. İnsan, akleden bir varlıktır ve ona rehber gönderilmiştir. Bu rehberi anlayacak, üzerinde düşünecek olan da yine insanın kendisidir. Başkalarının düşünceleriyle harmanlanarak var olma çabası, özellikle Batı’nın etkisiyle şekillenen bir insan tipi, yazarın en çok eleştirdiği noktalardandı. Bununla birlikte, kitapta beni en çok rahatsız eden bölüm, Hz. Yusuf ve Hz. Musa kıssalarındaki kadın figürlerine yaklaşımı oldu. Yazar, Züleyha’nın şerrinden kurtulmak için zindanı tercih eden Hz. Yusuf ile, bir kadını kazanmak için yıllarca emek veren Hz. Musa’yı karşılaştırarak kadınlar üzerinden bir yorum geliştiriyordu. Hâlbuki tefsirler bunu böyle söylemez. Hz. Musa, “Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım” dediğinde Allah ona bir yuva, bir eş, bir baba ve bir vatan
Ölü Bir Yazarın AnlattıklarıÖmer Faruk Dönmez · İz Yayınları · 2021729 okunma
Reklam
Hikaye nasil yazılmalıdır?
Puan vermedi·736 syf.··
2026 346. kitabı
Hikâye dediğin böyle olmamalıdır. Bir sonraki olayda ne olacağını tahmin edemediğin bir hikâye olmalıdır; her zaman izlediğimiz, okuduğumuz ya da oynadığımız oyunlardaki gibi standartlaşmış olmamalıdır. Uzun yıllardır herkes mutlu sonlu hikâyeler çıkardı. Bir süre sonra tat alamaz olduk, çünkü günün sonunda karaktere ne olacağını biliyorduk. Kan ve Ateş ise olayları, hayatı yaşar gibi yaşatıyor. Her şey olabilir ve hiçbir şey kesin değildir; insanın kendi duygularına güvenemediği ya da kendini tanıyamadığı gibi.
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,513 okunma
İslam'a Yönelik Tenkitler nelerdir?
10/10
·184 syf.·
2026 14. kitabı
Girizgah Kısa bir giriş yapmak istiyorum. Normalde okuduğum kitaplar hakkında öz eleştiriler, eksik yanları, güzel yanları gibi bir çok şey ekleyerek kitap hakkında düşüncelerimi yazarım. Altay Cem Meriç 'i şahsen tanımam etmem veya uzun zamandır tanıdığım bir zat değildir. Bu şekilde giriş yapmamın en temel nedeni bu incelemeyi okuyacak olanların (ister muhalif ister farklı açıdan bakan biri) tarafsız gözler ile okuduğumun bilmelerini istememdir. Şimdi "ne diyor yahu bu? Kalkıp böyle dedin diye inanacak mıyız?" Dediklerininizi duyar gibiyim. Korkmayın diğer incelemelerime bakınca anlarsınız. Girizgahı çok uzatmak istemiyorum çünkü asıl meseleleri konuşmak daha iyi olacaktır ama zaten kimse benim incelemelerimi okumadığı için biraz kafama göre hareket etmeyi seviyorum ve ileride hatırlamak için baktığımda az da olsa "eski ben"e ait şeyler hakkında hatırlarımı nostaljik bir şekilde yaşıyorum. Kim bu Altay Cem Meriç ? Kayıtlı bilgilere göre 1991 yılında Ankara'da doğmuştur, Üniversite eğitimini benim eski üniversitem olan Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. Aktif olarak hekimlik mesleğini icra eden yazar itikadi sorgulamalarının ardından tekrar- Müslüman olmuştur. (Buradan ilerde bahsedeceğim) Anlatılanlara göre; İngilizce dışında bu süreçte Arapça öğrenen, klasik ve modern kaynaklara yönelen yazar, sosyal medya üzerinden yaptığı yayınlarda modern insanın itikadi meselelerini, sosyal bilimler ve felsefi konularını ele almaktadır. Peygamberliğin İspatı, Öğrenmeyi Öğrenmek ve bu kitabın devamı gibi eserleri vardır şimdilik. Kendisinin şuan sosyal medya üzerinden muhalif veya muhafazakar kesim ile sürekli bir tartışma yaptığını fark ettim. Asıllı veya asılsız haberlere yönelik bir şey yazar mıyım ileride göreceğiz. **İslam'a yönelik
İnceleme
Muhtelif 1Altay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,926 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2022 220. kitabı
Cinsiyet sabit olmasaydı, iktidar yine aynı şekilde mi kurulurdu? Kültür dediğimiz şey beynimizin bir yazılımı gibi çalışır. Her şeyi zıttıyla beraber tanımlayarak ona bir anlam vermeye ve bir düzen haritası oluşturmaya çalışırız. Erkek-kadın, yaşam-ölüm, güç-zayıflık gibi. Bu üç zıt kavramı örnek olarak vermemin nedeni Ursula'nın kitabında bahsettiği gezegen ile dünyamız arasındaki zıtlıkların tam da bu üç zıt kavram üzerine şekilleniyor olmasıdır. Bu kavramlardan biri üstünlüğü ifade ederken diğeri aşağıda olmayı kabul ettirir ki bu noktada hiyerarşi doğar. LeGuin romanında kültür dediğimiz şeyleri oluşturan bu örnek zıt kavramlardan birini alarak adeta buharlaştırır ve bu sayede hiyerarşiyi yok eder. Hiyerarşi olmayınca iktidar, kaos, ve statü de akışkan bir hale gelir ve bunların doğurduğu her kötü sonuç daha doğmadan giderilmiş olur. Gezegenimiz Gethen ve bizimkinden çok farklı bir yer burası. Dünyamızdan Genly Ai, Gethen'e yaptığı yolculukla bize Gethenlilerin tüm yaşamını gösterir ve yazarın bir yandan da yapmaya çalıştığı şey olan bize ayna tutan bir Genly Ai dolaştırır Genthen'de. Bu yönüyle karşılaşacağımız her şey aslında bizim tam da olmak istemediğimiz ama olmak için her şeyi yaptıklarımızdır. buradan itibaren yazdıklarımı kendi gezegenimiz ve kültürel ögelerime uyarlamayı tavsiye ederek karşılaştırma yapmayı tavsiye ediyorum. Bakalım biz neymişiz, bizde benzer ya da farklı neler var? Gethenliler mitlerle konuşurlar. Kehanet onlar için yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Onlarda diplomasi ağır işler ve acelecilik kaos yaratmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden Gethen gezegenine giden Genly Ai hem bu gezegeni hem de Gethenlileri ciddi şekilde eleştirir. Onları bilimden uzak kalmış, işlerin hızlıca çözümlenmesi gerektiği halde hiçbir şey
KiTaPHaNe
Karanlığın Sol EliUrsula K. Le Guin · Ayrıntı Yayınları · 20213,981 okunma
Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
Reklam
Reklam