Kendimi kimseye Hikmet’e yakın hissettiğim kadar yakın hissetmedim. Umuyorum ki sonumuz bir olmaz Hikmet ve yine de Hüsamettin albayın dediği gibi sanki her şey başka türlü olabilirdi ! Kanım çekildi ve yüreğim bir roman karakterinin nabzına göre şekillendi. Hem de uzun bir süre sonra.
Kitabı okurken büyüleyici bir bilge ile sohbet etmiş olacaksınız. Diğer kitapları gibi bu kitabı da çok başka bir evren boyutundan kaleme alınmış. Etkilenmemek mümkün değil.
Savaş PilotuAntoine de Saint-Exupéry · Dokuz Yayınları · 20221,724 okunma
Hayata geç kalanların romanı bu. Okuyun okutun ki sevdanın da sevginin de insanoğluna yoksunluk çektirdiği, bu iki yegane kavramın da tanımının değiştiği bu çağa; hakiki bir mana olarak vuku bulsun. Kim ne derse desin; cümle alem kıyamadan sevmenin, sevdiğine sevdiğini söyleyebilmenin , zamanın kısalığının ve gururun hiçliğinin anlatıldığı en çarpıcı roman bu. Her cümleyi ağlaya ağlaya okudum. Yalancı aşklarınıza pelesenk olmuş aşık rolünüze fazla gelebilir.
“benim olan beni bulacak!
her işim, her dileğim bana kolaylıkla gelecek!
bolluk, bereket ve huzur yoldaşım olacak!”
“dilimi sevgiden, yolumu doğruluktan yana kullanıyorum!”
Normalde bu minvalde bir kitabı çok fazla elime alamıyorum çünkü anksiyete oluşturuyor. Lakin bu kitap beni dinginleştirdi. Umuyorum ki üstte yazdığım her şey gerçek olacak
Kendine DönMert Şer · Müptela Yayınları · 2022563 okunma
Lise 3 de bu kitabı satın aldığım sahaf yıllarca alışveriş yaptığım Denizli’de küçük bir sahaftır. Alan çok da okuyan yok demişti ben alırken kitabı. Ordan çıkıp o yıl gittiğim Kpss kursuna gitmiş, derse girmeden sıranın üzerine koymuştum kitabı. Benim için yeri çok kıymetli matematik hocam ben bu kitabı bitirebilene rastlamadım diyince aynı gün iki farklı kişiden aynı yorumu duymanın şaşkınlığı ve okurluğuma güvenimle gülmüştüm. Ve nitekim bitiremedim kitabı çünkü anlaması çok güç geldi. Lise 3 den beri -ki bu yaklaşık benim 7, 8 seneme tekabül eder- her sene belli aralıklarla elime alıp dilinin ağırlığından belki de tam olamamışlığımdan olsa gerek bu kitabı hep yarım bıraktım. Çok çıkmaza girdiğim ve işin işinden bir türlü çıkamadığım bu vakitlerde aldım elime kitabı tekrar ve hem de anlayarak bitirebildim bu sefer kitabı. Galiba bu kitabı okumak için tutunamamak gerekiyormuş- kim bilir yazmak nasıl bir girdapta olmayı gerektiriyordur- tıpkı bu yıl içine girdiğim dibe çöktükçe çökme girdabına girmek gibi. En dipteyim ve bu kitabı anlamak için en dipte olmak gerekiyor, işin daha kötüsü de bu kitabı okuyunca en dibin bir alt en dibi daha olduğunu anlıyorsun. Ve kitap gittiğinde artık ordasın. Ekseriyetle; Oblomov’u, Nietchze’yi, Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, İncil’i Kur-an’ı, Tevrat’ı, içimdeki dünyayı, dış dünyanın zalimliğini, Mendeley’i, tüm bilimsel makaleleri, tüm toplumsal inanışları, Selim’liği, Turgut’luğu, kaybetmişliği, ve yeryüzündeki tüm kitapların, tezlerin önsözlerini okumuş olmanın getirdiği olgunluğu bilmek demek bu kitap. İnsanlardan kaçmak ve yine insanların acımasızlığı ile taşlanmak, tutunacak tek dalın kendi merhametin ve yüreğin olduğunu bilmek, sorgulamak ama aslında sorgulamamak haksızlığa uğramak belki de hakkının olabildiğince