Eskiyi -acaba, eski diye düşündükleri şey nasıl bir imgeydi kafalarında, çok belirsiz, kaypak, saydam bir şey olmakla birlikte gene de sinsi bir kötülük, unutulması gereken kötü bir öz vardı eski olanda- böyle böyle unutulacaklardı.
Mahur Beste'yi okudum. Tanpınar'ın Huzur romanını okurken yazarın sürekli "Mahur Beste"den bahsetmesinden işkillenip kitabı bırakmıştım. Çünkü Mahur Beste kitabının Huzur'dan önce okunması gerektiğini düşünmüştüm. Şimdi Mahur Beste kitabını okuduktan sonra anladım ki kitaplar birbirinden bağımsız okunabilirmiş.
Mahur Beste, Tanpınar'ın yazdığı ilk roman ama yazar eseri yarım bırakmış. Kitabı okuduktan sonra yazarın neden yarım bıraktığı kolayca anlaşılıyor, kitap bir kişinin hikayesi olarak başlıyor ama kitap ilerledikçe yazar önüne gelen herkesin hikayesini anlatmaya çalıştığı için bir türlü ana hikayeye dönüş yapamamış. En sonunda da kitabı yarım bırakmaya karar vermiş.
Bu yan karakterlerin hikayeleri o kadar ilginç ki yazara kızasım bile gelmedi. Ama bir yandan da ana karakter Behçet Bey'in hikayesinin yarım kalmasına üzüldüm. Kitap yarım bırakılmış olsa da özellikle Tanpınar sevenler olmak üzere tüm okurlara bu kitabı okumasını tavsiye ederim.
Newton başina duşen elmayı, elma olmak
haysiyetiyle mütalaa etseydi belki çürümüs diye atabilirdi. Fakat o böyle yapmadı. Şu elmadan nasıl istifade edebilirim?.. diye kendine sordu..