Siz zamanımızın adamı değilsiniz, dedi eski büyükelçi; sizi tebrik ederim; çıkar gütmeyen çalışmaların artık var olmadığı, halka sadece müstehcenlik veya saçmalıkların satıldığı bu çağa ait değilsiniz. Hükümetimiz hükümet olsaydı sizinki türünden çabalar teşvik edilirdi.
Rumenler, Mısırlılar ve Türkler Yahudilerden nefret edebilir. Ama bir Fransız salonunda bu uluslar arasındaki farklar pek belirgin değildir. Çölün derinliklerinden çıkmışçasına, vücudu sırttan gibi, eğik boynu yana yatık, hararetli selamlar vererek salona giren bir Yahudi, doğu zevkini mükemmelen doyurur. Yalnız bu Yahudi'nin sosyete mensubu olmaması şarttır! Aksi takdirde kolaylıkla bir Lord edası takınır ve tavırları o kadar Fransızlaşır ki latinçiçeği gibi beklenmedik yönlerde uzayan asi burnu Solomon tipinden çok Moliere'nin Maskarille'sini getirir akla.
Sayfa 169 - Fransız soyluluğunu yüceltip aşağılıyor ama nefret eden bizmişiz!·Kitabı okudu
Saldırı yasaları karşı saldırı yasalarına hükmettiğinden, kişiliğimin pürüzlerine takılıp yaralanmamak için hepsi kendi kişiliklerinin aynı yerinde aynı şekilde siperleniyor. Buna karşılık benim boşluklarımdan yararlanıp dolduruyorlardı. Ben bu boşlukların sebep olduğu çıkıntıları tanımadığım gibi boşlukları da tanımıyordum. Çünkü adı üstünde; boşluklar. Ne var ki hizmetkarlarım yavaş yavaş bozularak bu boşlukları bana öğrettiler. Onların hiç sektirmeden edindikleri kusurlardan, ben mizacımın değişmez kusurlarını öğrendim. Onların kişiliği bir anlamda kendi kişiliğimin negatifini gösterdi bana.
Çoğu insan ömrünü yarı uykuda geçirir. Sahip olmak, para kazanmak, tüketmek isterler. Sahip oldukları gözlerini öyle kamaştırır ki neyin önemli olduğunu unuturlar. Yeni bir araba, daha büyük bir ev, yeni elbiseler isterler...
...Çünkü sevgi isterler ama onu asla bulamazlar. Bu yüzden eşyalara yönelirler. Arabalar, evler, elbiseler mücevherler... Hepsi sadece sevginin yerini tutması içindir ama işe yaramaz. Para, güç, eşyalar... Hiçbir şey sevginin yerini tutamaz Bu yüzden de edindikleri tatmin duygusu geçici olur. Her şeyi satın alırlar ve hemen bir sonrakini satın almayı düşünmeye başlarlar. Sürekli olarak olmayan bir şeyi ararlar. Bu şeylerden hiçbiri kalıcı mutluluk getirmez.Çünkü hiçbirinin aslında bir önemi yoktur. Herkes kayıp olan şeyi arıyor. Satın almak sadece onlara kendilerini hoş hissettiriyor. Bu gerçekte istedikleri şey değil. Hayat sevgi üzerine kuruludur, eşyalar üzerine değil