Sibel Türker kalemine hayran olduğum yazarlardan biri. Fakat bu kitabı benim için bir hayal kırıklığı oldu adeta. Halbuki ne hevesle başlamıştım kitaba, sağlık olsun. :)
Kitapta belli bir bütünlük yok. Meryem diye bir kız var. Birisini öldürmüş ya da öldürmemiş bilmiyorum. Reenkarnasyona atıfta bulunuluyor. Bu Meryem kızımız dünyaya birkaç kere gelen kadınları temsilen kurgulanmış bir karakter, belki de metafor. İnanın kitabı o kadar anlamadım ki şu an bir şeyler yazıyorum ama anladığımdan değil yani. :))
Tümel olarak değil de tikel olarak değerlendirirsen satır aralarında çok vurucu cümleler var. Birçok yerin altını çizdim yine. Ama işte kitapta kurgusal bütünlük olmayınca benim okuma hevesim kaçıyor. Onu da geçtim ben bu kitabı anlamadım galiba. ;)))
Lütfen yazarımız kızmasın bana. Kendisini seviyorum.:)
Duyduk duymadık demeyin!. Kavgaya gelin kavgaya!
Oyy aman neler okudum ben?
Daha önce birçok kez Sabahattin Ali ve Nihal Atsız kavgasını çok önemsedigimi belirtmiştim. Çünkü ben bu iki insanı anlayan herkesin bu ülkedeki sağ-sol çatışmasınn temelini anlayacağını düşünenlerdenim.
Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan kitabı, ah o dostlukları bitiren, ortalığı karıştıran kitap. Ben kitabı yıllar önce okumuştum. Okumayan da kalmasın isterim.
Işte Nihal Atsız bu kitabı çok dikkatli okuyup, değerlendirmiş. Sabahattin Ali'nin kitapta milliyetçileri üstü kapalı kötü gösterdiği gerekçesiyle eleştiren Atsız adeta açmış ağzını yummuş gözünü! Kitabın baş karakteri Ömer'in Sabahattin Ali'nin ta kendisi olduğunu söyleyip sonra da saydırmış. Ben de okuduğumda Ömer'in direkt Sabahattin Ali olduğuna kanaat getirmiştim. Sabahattin Ali ile gençlik yıllarından beri tanış olan Atsız, onun kişiliği hakkında bilgi verir ama bunu hakarete vardıracak şekilde ifade eder maalesef. Zaten bu yazısından sonra Sabahattin Ali ile mahkemelik olur ve tarihte bilinen 3 Mayıs 1944 olayları cereyan eder.
Sabahattin Ali benim çok sevdiğim yazarlardandır, bunu her defasında ifade ediyorum Hele ki hiçbir insan evladının hak etmediği şekilde hayattan koparılması olayı hep bir yara olarak kalacak kesin!
Lakin Nihal Atsız'ın Sabahattin Ali'nin kişiliği hakkında sarf ettiği hakaret içermeyen kısımlara katıldığımı söyleyebilirim ki yakın arkadaşı Mehmet Ali Cimcoz'un ve Aziz Nesin'in aynı yöndeki ifadeleri de mevcut. Geçen okuduğum Hıfzı Topuz'un yazdığı biyografide de yazıyordu. Zaten Sabahattin Ali'yi benim gibi yakından takip eden her okur da illaki bunu gözlemlemiştir. Eh tüm bunların yanında yine de hakaret edilmeseydi keşke demekten başka bir şey diyemiyorum.
Yalnız hakaret, diyorum ama mahkeme bu