İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle VerilirHüseyin Nihal Atsız

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.035
Gösterim
Adı:
İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilir
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
975371064X
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
“...... Bu en sinsi tehlike ile yaptığım kalem savaşını bu kitapçıkla okuyuculara sunuyorum. Bunlardan “Komünist Donkişotu Proleter-Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa” adlı birincisi 1935’in son ayında broşür halinde 500 tane basılmış ve bir günde tükenmişti. “İçimizdeki Şeytanlar” adlı ikincisi 1940 ağustosunda 1000 tane olarak basılmış, 2-3 haftada hepsi satılmıştı. Pek çok Türkçü gençler bu iki broşürün, bilhassa birincisinin yeniden basılmasını istediklerinden Türkçü efkâr-ı umumiyenin bu isteğini yerine getirmek için bunları yeniden, iki makale daha ekleyerek, toplu bir halde bastırıyorum. “Üç Rejim” ve “En Sinsi Tehlike” adlı yazılar ilk defa çıkıyor. Namık Kemal’in oğlu olup darülfünunda “metin şerhi” hocamız olan Ali Ekrem merhum, ilk broşür dolayısıyla bana bir mektup göndermişti. Bunun klişesini ve yeni harflere çevrilmiş şeklini, tarihî bir hatıra olarak buraya koyuyorum. ..”
H. N. ATSIZ 1 Ağustos 1943, Maltepe
Hep söyledim söyleyeceğim Atsız Türk edebiyatının zirvesidir. İçimizdeki şeytanları çok güzel kaleme almış. Ki ne kadar ön yargıyla yaklaşılan bir yazar olsa da yine fikirlerini çok belirgin görebileceğiniz bir kitaptır bu. 3 bölümden oluşuyor ; Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet baş kahramanlardır. Yine söylüyorum kuvvetli kalemine sağlık. Yolbaşçı Atsız.
Bu kitabımız üç bölüme ayrılıyor.
İlk bölüm, İçimizdeki Şeytan. Bilindiği üzere Sabahattin Ali ve Atsız Beğ bir atışma içerisine giriyorlar ve kitabın ilk bölümünde buna yer veriliyor.. Nihal Atsız bizlere Sabahattin Ali'nin gerçek yüzünü gösteriyor aslında. .
İkinci bölüm, En Sinsi Tehlike. Türk Irkçılığı fikrinin Almanya'dan yola çıkarak edinildiğine dair oluşan söylemlere cevap niteliğinde bir bölüm.
Üçüncü bölüm ise Hesap Böyle Verilir. Nihal Atsız bu sefer de Reha Oğuz ile aralarında oluşan münakaşaya cevap niteliğinde bir makale yazıyor.

İçimizdeki Şeytan bölümünün sonunda Sabahattin Ali'yi düelloya davet ettiği için bile okunası bir kitap..
İçimizdeki Şeytan: Bu bölüm hepimizin bildiği Sabahattin Ali'nin eseri içimizdeki şeytanı anlatıyor. İlk olarak eseri özet olarak anlatıyor. Sonra kitapta ismi geçen kahramanların gerçek hayatta kimler olduğunu belirtiyor. Sabahattin Ali ile birlikte geçirdikleri okul yaşantılarından falan bahsediyor. Son bölümde ise Atsız Sabahattin Ali'ye ikimizden birisi ortadan kalkıncaya kadar vuruşalım diyerek meydan okuyor.

En Sinsi Tehlike: Sabahattin Ali'ye satışmalarla başlayan bölüm Nazım Hikmet ile devam ediyor. Nazım Hikmet hakkında yazdığı yazılardan bahsediyor. Nazım Hikmet ve benimsediği yol hakkında yorumlar yapıyor. Nazım Hikmet'ten bahsederken Nazım Hikmetof Yoldaş olarak bahsediyor. Namık Kemal, Ahmet Haşim, Peyami Safa, Hamdullah Suphi gibi isimler bu bölümde isimi geçen yazarlardan.

Hesap Böyle Verilir: Türklükten bahsedilen bir bölüm. Reha Oğuz ile aralarında geçen olaylara verilen cevaplar var. Ziya Gökalp ismi bazı kısımlarda ele alınıyor.


Meraklı okurların bir çırpıda bitirebileceği eser. Bazen anlamını bilmediğim kelimelerle karşılaştım. Sabahattin Ali okurlarının okumasını tavsiye ederim. Atsızı fazla tanımam ama kalemiyle verdiği cevaplar hoşuma gitti. Tarafsız gözle okumanızı tavsiye ederim.
Sözlerime öncelikle ‘En Sinsi Tehlike’ kitabıyla başlamak istiyorum. Bu kitapta özellikle Türkçülük akımına karşı geliş yerinin Almanya olduğu gibi saçma bir iddiaya yazarımız çok sağlam cevaplar ve kanıtlar sunuyor. İnsanlar ne söyleyeceklerini şaşırıyorlar resmen. Özellikle ben Bağdat ve Abbasi insanlarının övündüğü Türklük dışında Kaşgarlı Mahmut’un 1077de “Tanrının, Türkleri has ordusu saydığı ve tedip etmek istediği milletlerin üzerine Türkleri gönderdiği” kısmı bile aslında hem kendi yolunun güzelliği hem de iddiaların asılsızlığını aynı anda kanıtlar nitelikte.
Bir sonraki hikayemizde ‘İçimizdeki Şeytanlar’ adlı Sabahattin Ali ile olan sorununu dile getirdiği kısım. Burada dikkatimi çeken husus ise Sabahattin Ali'nin hükümet ve hükümet adamlarına ağır hicivler içeren bir şiir yazdığı. Başta da Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğu halde. İnanma sebebimse Modern Tarihin en iyi yaşayanı İlber Ortaylı’nın, Nihal Atsız için “O olmasa” diye başlayan Büyük Tarih Öğretmeni sıfatıdır.
Tabi benim için en mühimi ‘Hesap Böyle Verilir’ bölümüdür. Yazar sadece ama sadece Türkçüleri düşünerek yazar. Türkleri değil, Türkçüleri. Son kısım gerçekten de çok iyiydi. Kanıtlar ve Cevaplar. Yani bazen ağzım açık okusam da hayret etsem de çok beğeniyorum kendisi. Boş laf yapmıyor ve tarihi böyle birinin ağzından öğrenmek çok mühim. Bol keyifli okumalar..
Hüseyin Nihal Atsız, şüphesiz Cumhuriyet Edebiyatı'nın en iyi yazarlarındandır. Bu kitapta ''kendini yazar atfeden'' İçimizdeki Şeytan'ları çok güzel anlatmış. Üstüne ekleyeceğimiz bir şey yok :)

Diğer yandan En Sinsi Tehlike'de Nazım Hikmet, Hesap Veriyoruz makalesinde de Reha Oğuz hakkındaki tespitleri bugün içinde geçerlidir.

Vaktiyle bir Atsız varmış,
Var Olsun!
Nihal Atsız'ın üç ayrı broşürü bir kitapta toplanmıştır. İlkinde Sabahattin Ali'nin bir romanı çerçevesinde onunla ilgili eleştiriler yer alıyor. İkincisinde Nazım Hikmet polemiği var. Üçüncüde ise bir başka Türkçü kanat yazarı Reha Oğuz Türkkan ile ilgili bir broşür yer alıyor. Dönemin siyasi ve edebi hayatını yansıtan bir eser olarak göze çarpıyor.
İçimizdeki esas şeytanları anlatan ve onları sert kalemiyle eleştiren Hüseyin Nihal Atsız iyi ki edebiyatımızın bir parçası... Sert kalemi ve korkusuz eserleriyle var olsun Atsız Ata
Nihal Atsız'ın tanınmış 3 isme dair kişisel düşüncelerini, hislerini ve açıklamalarını içeren 109 sayfalık bir kitaptır. Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan romanını okuduğum için roman bende bazı ideolojileri hedef aldığı (hâlâ bu sözcüğün buraya uyup uymadığından emin değilim) düşüncesine sebep olmuştu. Bu kitabı, Atsız'ın "İçimizdeki Şeytan" kitabıyla ilgili düşüncelerini öğrenmek amacıyla okudum.
Atsız, bu kitabında "İçimizdeki Şeytan" adlı yazısıyla -tahmin ettiğiniz üzere- Sabahattin Ali ve onun aynı adlı romanı hakkındaki düşüncelerine, "En Sinsi Tehlike" başlıklı yazısıyla Nazım Hikmet ve son olarak da 'Hesap Böyle Verilir" yazısıyla da Reha Oğuz Türkkan'la tanışması ve onunla ilgili düşüncelerine yer vermiştir.

••• Bu kitap roman tarzında değildir. Belirli kişiler hakkında yazarın kendi kişisel görüşlerini ihtiva etmektedir. Buna rağmen kitapları sonradan hatırlamak üzere inceleme yazdığımdan bundan sonraki kısım ipucu (spoiler, tatkaçıran, sürprizbozan) içerebilir.

İçimizdeki Şeytan
Kitabın bu kısmı sayfa 13 ve 35 arasında yer alıyor. 19 Temmuz 1940 yılında kaleme alınmış bu yazı. İlk sayfalarda Nihal Atsız, romanla ilgili düşündüklerini kısaca özetliyor. Burada karakterler hakkındaki düşünceleri - her ne kadar Sabahattin Ali'nin kitabındaki incelemede yeteri kadar açıklayamasam da- benim düşüncelerimle hemen hemen aynı. Macide, Ömer, Nihat ve Bedri hakkında bana göre nokta atışı tespitlerde bulunmuş Nihal Atsız. Bu yazıyı neden kaleme aldığını da yaptığı özetin hemen ardından sayfa 17'de ifade etmiş. Ve açıklamasında şöyle diyor Nihal Atsız;
"... Benim bu romanda ilişeceğim nokta hususi bir kasıtla yazılmış olmasıdır. Sabahattin Ali bu memlekette ırkçı, Turancı ve Anadolucu olan milliyetperverleri hep satılmış insanlar olmakla itham etmek istiyor ve yazarken de bugün aramızda yaşayan bazı kimseleri tabii biraz değiştirerek, romanına sokup onları küçültmek istiyor. Böylelikle de kendisini küçük gören insanlardan gizli bir öç almak diliyor. Ben de ırkçı, Türkçü ve Turancı olduğum için -Evet, övünerek söylüyorum ve tekrar ediyorum: Irkçı,Türkçü ve Turancı olduğum için- Sabahattin Ali'nin iftiralarına cevap vermek lüzumunu duyuyorum. Sabahattin Ali benim tanıdığım, hem de çok iyi tanıdığım bir insandır. Bundan dolayı cevabım tepeden inme olacak ve onu çökertecektir."

Açıklamanın bundan sonrası Sabahattin Ali'yle tanışıklığına ve kendisi hakkındaki düşüncelerine dair açıklamalarla dolu. Yalnız bu bölümü okurken kendimle ilgili şunu farkettim, kitabı okurken iç sesim kitapla anlatılanlara göre yer yer alaycı, hırslı, kızgın bir üslupla kitabı okuyordu. Bazen de sanki şikayet eder gibi... Neyse bunun dışında kitaba birçok not almışım katılıp katılmadığım yerlerle ilgili. Nihal Atsız'ın, Sabahattin Ali'nin halet- i ruhiyesi ve dış görünüşüyle ilgili etmiş olduğu bazı cümlelere katılmam söz konusu değil. Sabahattin Ali'yi çok sevdiğimden değil tabi ki, Nihal Atsız'ın eleştirilerini bu şekilde dile getirmemesi gerektiğini düşündüğümden. Bunun haricinde sayfa 25 ve 30'daki ilgili kitabın karakter analizlerini beğendiğimi söylemeliyim. Sayfa 34'te yer alan komünistlerle fikri sahasında anlaşmayı mümkün görmeyen Nihal Atsız, "... yumrukların hakkını vererek hesaplaşmayı, fikirlerin halledemediği davaları kan halleder." düşüncesini kabil görüyor. Bu noktada da kendisine katılmadığımı söyleyebilirim.

En Sinsi Tehlike
Nazım Hikmet eleştirisinin yer aldığı bu bölüm ise 39 ve 68. sayfalar arasında yer alan Nazım Hikmet'e 'Komünist Don Kişotu Proleter- Burjiva Gospodin Nâzım Hikmet Yoldaş' şeklinde hitap ediyor. Nazım Hikmet'i, "... Türkiye'de halk rejimi yani komünizmi kurarak bu çorak memleketi cennet haline getirmek." maksadındaki biri olarak ifade ediyor. Sayfa 42'de de Nâzım Hikmet'in Namık Kemal'e dil uzatması üzerine Namık Kemal hakkında açıklama yapmış. Sayfa 45'teki Nazım Hikmet'le ilgili ithamların ağır olduğunu söyleyebilirim. Aynı sayfanın son paragrafındaki saf kanla ilgili düşüncelerine katılmadığımı belirtmek isterim.

Bundan sonra yine En Sinsi Tehlike kısmında öncelikle "Üç Rejim" başlıklı bir yazı kaleme almış Nihal Atsız. 29 Aralık 1941'de kaleme alınmış. "Bugün dünyada başlıca üç rejim var: Demokrasi, faşizm, komünizm..." cümleleriyle almış sazı eline ve rejimlerin gelişimi ile ilgili fikirlerini ülke ülke örnekleriyle ifade etmiş. Komünizmin bu topraklarda neden tutunamayacağını anlatmış. Aslında 109 sayfalık bir kitap ancak içindeki birçok paragrafa yorum yapsam oldukça uzun bir inceleme ortaya çıkar. Sayfa 54'te (ilk paragraf) demokrasinin tutunamayacağı toplumları ifade etmiş. Bu kısmın tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. Aynı sayfanın son paragrafında ise demokrasinin her fikre açık olmasının faşizm ve komünizm fikirlerinin büyümesine neden olduğunu belirtmiş. Sayfa 56'nın son paragrafında komünizm ile ilgili kaleme aldığı satırları çok beğendim ve mantıklı buldum ve ben de aynı şekilde düşünüyorum (alıntılarda mevcut).

Üç Rejim başlıklı yazıdan sonra En Sinsi Tehlike bölümü başlıyor. 1943 haziranında "En Büyük Tehlike" adıyla çıkan Türkçülüğe saldırı içeren bir broşüre cevaben yazılmış bir yazı bu. 1 Ağustos 1943'te yazılmış. Bu yazıda Türkçülüğün yabancı kaynaklı (Almanya) bir fikir olmadığını madde madde sıralamış, bilinen Türkçülerle örnekler sunmuş Atsız.
Kitabın 65. sayfasında "Irkçı demek kendi ırkının üstünlüğüne inanmış adam demektir." cümlesi yer alıyor. Atsız'ın Türkçülük fikrinden farklı olarak, ben Türkçülüğü, Türk ırkının diğer ırklardan üstünlüğü olarak değil; "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur." düşüncesi olarak benimsiyorum. Geçmişte savaş dönemlerinde çeşitli milletlerden yediğimiz darbelerden sonra böyle düşünmeye hakkım olduğunu da düşünüyorum açıkçası. Herhangi bir sıkıntıya düştüğümüzde bizim yaramızı saracak olan yine kendi milletimizdir.

Hesap Böyle Verilir
Kitabın son kısmı ise 5 Kasım 1942'de Cihat Savaş Fer tarafından kaleme alınmış "Hesap Veriyoruz" başlıklı yazıda Nihal Atsız'a karşı bazı ithamların yer alması üzerine Atsız'ın 3 Ocak 1943 tarihinde "Hesap Böyle Verilir" başlıklı yazısındaki cevabıyla son buluyor. Bu kısım yaklaşık 38 sayfadan oluşuyor. Yukarıda belirttiğim gibi yazı Cihat Savaş Fer imzası taşısa da, Atsız yazının Reha Oğuz Türkkan tarafından yazıldığını belirtmiş. Neden böyle olduğunu da daha sonra ispatlarıyla sunmuş. Sayfa 101'de Reha Oğuz'un isteklerini hakikatmiş gibi göstermek çabası olmasaydı bu yazıyı yazmayacağını açıklamış Atsız. Bu bölümü okumak eğlenceliydi.
Benim kitap hakkındaki incelemem bu şekilde biraz acele bir yazı oldu. Hatalarım varsa kusuruma bakmayın lütfen. Değerli okurlara keyifle okumalar dileklerimle...
Irk meselesi yalnız yarış atlarında kalmıştır diyorsun ama görüyorsun ki hayvanların bile asilinde ırk aranır. Kimse sokak köpeklerinin ırkını sormaz.
İşte "İçimizdeki Şeytan" adlı romanıyla milliyetperverliği kötülemeğe ve Türkçüleri fena göstermeye yeltenen Sabahattin Ali böyle birisidir. Yani o bizim içimizdeki şeytanlardan birisidir. Zavallı ve saf bir şeytan...
Biz Türkçülerle sız komünistlerin, fikir sahasında anlaşmamıza imkan olmadığı için, toplu bir halde, yumruklarımızın hakkını vererek çarpışmamız pek hoş olurdu. Çünkü fikirlerin halledemediği davaları kan halleder.
Sabahattin Ali bu memlekette ırkçı, Turancı ve Anadolucu olan milliyetperverleri hep satılmış insanlar olmakla itham etmek istiyor ve romanını yazarken de bugün aramızda yaşayan bazı kimseleri, tabii biraz değiştirerek, romanına sokup onları küçültmek istiyor. Böylelikle de kendisini küçük gören insanlardan gizli bir öç almak diliyor. Ben de ırkçı, Türkçü ve Turancı olduğum için ‐ Evet, övünerek söylüyorum ve tekrar ediyorum: Irkçı, Türkçü ve Turancı olduğum için ‐ Sabahattin Alinin iftiralarına cevap vermek lüzumunu duyuyorum. Sabahattin Ali benim tanıdığım, hem de çok iyi tanıdığım bir insandır. Bundan dolayı cevabım tepeden inme olacak ve onu çökertecektir
"Yaşamak için bir millete mensup olmağa lüzüm yoktur" sözü insanlar için doğru değildir. Çünkü ancak hayvanların milliyeti yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilir
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
975371064X
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
“...... Bu en sinsi tehlike ile yaptığım kalem savaşını bu kitapçıkla okuyuculara sunuyorum. Bunlardan “Komünist Donkişotu Proleter-Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa” adlı birincisi 1935’in son ayında broşür halinde 500 tane basılmış ve bir günde tükenmişti. “İçimizdeki Şeytanlar” adlı ikincisi 1940 ağustosunda 1000 tane olarak basılmış, 2-3 haftada hepsi satılmıştı. Pek çok Türkçü gençler bu iki broşürün, bilhassa birincisinin yeniden basılmasını istediklerinden Türkçü efkâr-ı umumiyenin bu isteğini yerine getirmek için bunları yeniden, iki makale daha ekleyerek, toplu bir halde bastırıyorum. “Üç Rejim” ve “En Sinsi Tehlike” adlı yazılar ilk defa çıkıyor. Namık Kemal’in oğlu olup darülfünunda “metin şerhi” hocamız olan Ali Ekrem merhum, ilk broşür dolayısıyla bana bir mektup göndermişti. Bunun klişesini ve yeni harflere çevrilmiş şeklini, tarihî bir hatıra olarak buraya koyuyorum. ..”
H. N. ATSIZ 1 Ağustos 1943, Maltepe

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • s.pusat
  • Emine Beyhan
  • Atsizzz
  • Naime Baştürk
  • Bekir ÜNAL
  • Kubilay TÜRKER
  • Aydolu
  • Eda Nur Küpeli
  • Hande
  • Burak Kıyıcıoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%38.6
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.4
Erkek
%69.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.1 (20)
9
%8.6 (3)
8
%11.4 (4)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%22.9 (8)