Atsız - Basılmayan Makaleleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
2430
Gösterim
Adı:
Atsız - Basılmayan Makaleleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
632
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055224004
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Togan Yayıncılık
Yakın geçmişimizin önemli düşünürlerinden biri olan Hüseyin Nihâl Atsız; hem çalışmalarıyla tarihimizin en eski dönemlerine kadar ışık tutabilen büyük bir tarihçi, hem atlıyı atından indirebilecek kadar güçlü bir yazar, şair, hem de Türklük Bilimi'nin ilgilendiği konularda kaynak sayılabilecek derecede önemli eserler veren bir Türkologdur.
(Tanıtım Bülteninden)
632 syf.
·24 günde·10/10
Ötüken Neşriyat'ın yayımlamış olduğu Atsız kitaplarının içerisine almadığı; Nihâl Atsız'ın 1930'lardan 1975'e kadarki çeşitli mecmualarda kaleme almış olduğu 129 makaleden oluşuyor kitap.

Hüseyin Nihâl Atsız'ı tanımak isteyen bir kimsenin, onun hakkında okuması gereken en önemli yazıları şüphesiz ki makaleleridir.
Yaşadığı dönemde yapılan yanlışları, gafillikleri çok sert bir üslupla tenkit ettiği ilk olarak dikkati çekiyor.
Okuduğum her satırda tekrar tekrar hayran kaldım ona. Gördüğü sorunları tespitinde ve eleştirisindeki yer yer sivri yer yer de mizahi dili ve ardından sorunlara sunduğu çözümlerdeki ileri görüşlülüğü ile gelecek hakkında duyduğu endişelerdeki haklılık payı, okuyucunun kendisine tekrar tekrar hayranlık duymasını sağlıyor. Hele de bu sunulan çözümlerin dikkate bile alınmayışının, bir süre sonra bu ülkeye, bu millete ödettiği ve hâlâ daha ödetmekte olduğu bedeller göz önünde bulundurulunca, kendisine yüce bir saygınlık duymaktan kendimi alıkoyamıyorum.

Ey sevgili ATSIZ! İyi ki bu topraklarda doğup yüce Türk ırkının bir ferdi olmuşsun ve kalemini, bu milletin en ufak bir faydası için dahi oynatmışsın.
Atsız'ın yere düşmekle bu bayrağın yere inmeyeceğini öğrettiğin talebelerin, senin ardından gelmekte en ufak tereddüt göstermiyorlar.
Gözün arkada kalmasın.
632 syf.
·48 günde·10/10
Atsız okuyun! Tarihten bir haber yazarları (kendini yazar zannedenler) okumak yerine tarihi kendini tarihe adamış kişilerden öğrenin. Tarihini bilmeyen, önemsemeyen, neyin ne olduğunu bilmeyen sahislara tavsiye edilir.
632 syf.
·Beğendi·10/10
Onlarca yıldır yasaklara ve her türlü ibtidai infiale rağmen. ...karanlıkta parlayan bir adam . ..ATSIZ,dönem adamlarının ve onların yasakçı zihniyetinden dolayı yayınlanmayan ve birilerinin tekerine çomak soktuğu için onlarca kez engellenen bir DÜŞÜNÜR MÜTEFEKKİR VE RUH BİLİMİ İNSANI. ..okuyun siz de göreceksiniz . ..
632 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Emeği geçenlere teker teker teşekkür etmek gerekir.

Herhâlde bana dünyada "sansürün" uygulanamayacağı yazarların listesini yaz deselerdi birinci sıraya Hüseyin Nihâl Atsız'ı yazardım.

Gel gör ki büyük oğlu tarafından sansürlendi. Allah'tan küçük oğlu bu ayıbı bu kitapla kapattı.

Basılmayan Makaleler Atsız'ın yaşadığı dönem de göz önüne alınca bugünlere ışık tutacaktır.
632 syf.
·10/10
Hüseyin Nihal ATSIZ'ın yaşamında dergilerinde yazdığı makalelerin bir kısmının toplamından oluşan bir eserdir. Sade kelimelerle anlatmak istediğini çok güzel anlatıyor. Ve eleştiri nedir? Nasıl yapılmalıdır? Sorularına çok güzel cevap veriyor. Okuduğunuz her cümlede Atsız'a olan hayranlığınız kat kat artacak.
Türkçülük bir moda olmadığı için değişmeyecek, bir ilim olmadığı için sabit kalacak, bir eğlence olmadığı için kendini beğendirmeğe uğraşmayacaktır.
Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce olan ülkü asla değişmediği halde siyaset yani taktik her zaman değişir.
Türkçülük, Türk milliyetçiliğidir ama her milliyetçi Türk, Türkçü değildir. Milliyetçilik pek umumî bir deyimdir. Her normal insan az çok milliyetçidir. Türkiye'nin bütünlüğü ve emniyeti üzerinde duygulu olup Türk milletine bağlı kalmak şüphesiz milliyetçiliktir. Fakat böyle milliyetçiler arasında Dış Türklerle hiç ilgilenmeyen, hatta onların varlığından habersiz olan, siyasî sınırlar dışında Türk ülkeleri olduğunu bilmeyen, tutsak bir Türk ülkesinin kurtarılması için göze alınacak savaşı istilacılık sayan nice insanlar vardır.
Türkçüler bugünlük ancak Türkçü karakteri olan partileri tutarlar. Türkçülükten sapan veya taviz veren hiçbir parti Türkçülerce tutulmaz, tutulamaz. Türkçülüğün ne olduğu açık, seçik ortada bulunduğu için bugünkü tutumları ile hiçbir parti Türkçü değildir. Aslında beynelminelci olan sosyalizmin Türkiye'deki mümessilleri de milliyetçi olduklarını söylerler. Hatta Orta Asya'daki atalarımızla ilgimizi inkar edip bu topraklar üzerinde Hititlerden başlayarak üst üste yığılmış olan etnik döküntülerin karması olduğumuzu ileri sürenler de milliyetçilik davasındadır.
Komünistlikten hüküm giymiş olanlar, Türk milliyetçiliğinin kökünü kazımak için kampanya açmış olan partiler, İslam beynelminelciliği davası güdenler de hep milliyetçi olduklarını söylerler.
Türkçülük bu türlü eksik ve yanlış milliyetçiliklerin hepsini reddeder.
Milliyetçilik, Bolivya dağlarında öldürülen Arjantinli maceracı serseri Guevera için zırlayıp da sıra Kazak kahramanı Osman Batur'a gelince susmak hiç değildir.
"Balkan vatandaşı olmayı Türk vatandaşı olmaya tercih ederim." diyen Tevfik Rüştü Aras ve "Bizim için Kıbrıs davası diye bir dava yoktur." diyen Fuat Köprülü gibi şaheser bakanlar gayrı millilik hastalığının arazlarıydı.
Yaygın bir karikatür vardır.  Boğulmakta olan bir adamı kurtaran genci tebrik eden edene. Gazetecinin biri bu soğuk günde, bu dalgalı denizden o adamı nasıl kurtardığını soruyor. Kurtarıcı gencin cevabı tam bir terdittir: "Yok canım! Boğulana bakarken denize düştüm de can havliyle boynuma sarıldı..." Bizim aşırı solcuların yurtseverliği de tıpkı bu gencin  faziletine benziyor. Şu farkla ki zoraki kurtarıcı, gerçeği olduğu gibi söyleyecek kadar merttir.
     Aşırı solcuların en büyük şikayetleri kendilerine komünist denmesindendir. "Gerçeklerimizi açığa vurunca, vurguncuları ele verince bize komünist damgasını yapıştırıyorlar." diye yanıp yakılıyorlar. Bu iddiaları yanlıştır. Onlara Moskova'yı tuttukları" milliyetçiliğe karşı cephe aldıkları, Türkçülere faşist dedikleri, Moskofçuluk aleyhindeki davranışlara tahammül edemedikleri için komünist diyorlar.
     Çünkü komünizm artık iktisadî bir doktrin değil,  asi bir düşüncedir. Moskofların cihan hakimiyeti tasarılarının uşaklığını yapmaktadır. Her komünist vatan hainidir. Kızıl ordulara karşı mukavemet göstermeyeceklerini birçok ülkedeki komünist şefleri açıkça belirtmişlerdir. Türkiye'deki komünistlerin gizli belgeleri ele geçmiş, Moskof uşağı oldukları ortaya çıkmıştır. Nazım Hikmet'in nasıl bir Moskova ajanı olduğu anlaşılmıştır. Bütün bunlar meydanda iken hâlâ aşırı solcuların yurtseverliğinden bahsetmekle kimler, ne dereceye kadar kandırılabilir? İçindeki bir miktar şeker dolayısıyla keçi boynuzuna nasıl şeker denemezse, bin türlü yalan dolanları arasındaki gerçek kırıntıları sebebiyle de solculara yurtsever denilemez.
     Bunlar "millet" kelimesini kullanmaktan şiddetle çekinirler.  "Halk", hatta "yığın" derler. Milleti tutmak fikrinin "milliyetçilik" diye adlanacağından korkarlar.
     Samimi olmadıkları her türlü davranışlarından bellidir. Tarihi tahrif ederler. İstatistik uydururlar. Komünizmin her yerde ezilmesini tavsiye eden Atatürk'ü solcu gösterecek kadar yüzsüzleşirler. "Turancılık" ülküsü Rusya'yı istihdaf ediyor diye cephe alırlar.
Bütün dünyanın birleşeceğini kabul ederler de bütün Türklerin birleşmesine hayal diye bakarlar. Hâlâ Moskof ordularının işgali altındaki Doğu Almanya,  Polonya gibi anti sosyalist imparatorlukların o son merhaledeki kalkınmayı nasıl sağladıklarını açıklayamazlar. Hele yüz binlerce insanın ölümünü göze alarak sosyalist cennetinden niçin kaçtığı sorusuna cevap veremezler.
     Rusya'nın ve Çin'in, milyonlarca insanı feda etmek pahasına yaptıkları istidaî kalkınmayı Türkiye'de de uygulamak isterler. Tabii Türk milleti için değil, Türk halkına adına...
     Aşırı solcular millî kültürden yoksun, çoğu komplekslerin şekillendirdiği ve bir haylisi yabancı kanı taşıyan gülünç ve iğrenç yaratıklardır. Çığlıkları, millî değerlere saldırmaları hep görevlerini yapmak içindir. Milletler kalkınıp şuurlandıkça yok olup gideceklerdir. Dezenfekte edilen yerdeki sağlık düşmanı böceklerin yok oluşu gibi.
''Dünya çok değişti. Galiba fabrika bacalarından ve arabalardan çıkan zehirli gazlar havanın terkibine iyice karışarak insan şuurunda kötü tesirler yaptı. Her zaman için geçerli olan manevi değerlerin bu kadar değişmesini başka türlü açıklamaya imkan yok. Eskiden insanları utançla kızartacak olaylar karşısında adeta gururla duranlara baktıkça başka nasıl düşünülebilir. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atsız - Basılmayan Makaleleri
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
632
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055224004
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Togan Yayıncılık
Yakın geçmişimizin önemli düşünürlerinden biri olan Hüseyin Nihâl Atsız; hem çalışmalarıyla tarihimizin en eski dönemlerine kadar ışık tutabilen büyük bir tarihçi, hem atlıyı atından indirebilecek kadar güçlü bir yazar, şair, hem de Türklük Bilimi'nin ilgilendiği konularda kaynak sayılabilecek derecede önemli eserler veren bir Türkologdur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Turaç ÜLGEN
  • Yunus Demir
  • 1HEROSHAN-HİSTORY MASTERPİECE-TAŞADAM HEYKELBEY
  • Mertcan Gngr
  • Vekil g jkfh
  • Bertuğ Sevinç
  • Mert Can Kıyak
  • Dertmatolog Psikanaliz
  • Burak Çaltı
  • Demir ulugbey

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%40
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%5
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.7
Erkek
%58.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.8 (26)
9
%4.4 (2)
8
%4.4 (2)
7
%6.7 (3)
6
%0
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%24.4 (11)